yaşamı boyunca kafatasındaki çıkıntıdan başka bir özelliği olmayanlardan (hele de bunların sanal versiyonlarından hiç!) haz etmeyen kişi.. bundan sonra da etmeyeceği gibi teşhir etmeye devam edeceğini bildirir.. ayrıca hak edene hak ettiğini başlıkların altında vermeyi tercih edip rumuzların altına saldırı yapılmasına hoş bakmaz.. saygılarını sunar. *
pek bilinmeyen süper türk rock grubu grizu'nun en güzel şarkılarından birisi. "seni düşünüyorum bu gece yine, benden kurtulmasını bilirsin diye, bunca güzellik varsa çevrede, tüm geceki dostum yine bira ve kahve..." gibi veciz sözlere sahiptir.
kimliği belirsiz bir zımbırtıdan bira ve kahve'ye mektup;
bak adamım yanlış yoldasın. belki 25 yıldır bu dünyada yaşamaktasın lakin benim 25 dakikalık izlenimlerime göre kendini tanıyamamışsın. gittiğin yol yol değil. gel vazgeç. lafı uzatmak istemiyorum çünkü daha hakaret edecek çok kişi var sırada..
bazen yıllardır tanıdığınız insanları aslında hiç tanımadığınızı farkedersiniz, bazen de henüz iki dakikadır tanıdığınız birini sanki yıllardır tanıyormuş gibi olursunuz ya; işte bira ve kahve tanıyalı kısa sürede olsa sanki yıllardır tanıyormuşsunuz gibi olanlardan, bunda muhabbet edilecek konuların genişliğinin etkisi de var elbet, *****
'...dost dediğin; radikal olmalı;
sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli...
sarılınacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı...
dayanılmaz biri olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı...
dost dediğin; fanatik olmalı;
bütün dünya seni üzdügünde sana moral vermeli,
güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
ve ağladığında, seninle ağlamalı...
ama hepsinden daha çok;
dost matematiksel olmalı;
sevinci çarpmali...
üzüntüyü bölmeli...
geçmişi çikarmali...
yarını toplamalı...
kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı...
ve her zaman
bütün parçalardan daha büyük olmalı... '
demiş üstad*, bu adamla sevincinizi çarpabilir, üzüntünüzü bölebilir ve yarınınızı topluyabilirsiniz, belki bunları söylemek için erken ama yüreğin hissettikleri bunlar...
grizu'nun hoş bir şarkısıdır. ayrıca knockin on heaven's door'dan arak olduğu söylemlerine de aldırılmaması gerekir zira aynı akorlarda giden binlerce şarkı vardır. ayrıca bu iddiayı atan sözlük yazarı da altına guns'n roses yazarak müzik bilgisinin derinliğini de göstermiş bulunmaktadır.
edit: kötüleyin beyler, şarkılara bok atmak mı kolay girileri kötülemek mi
ara tara'ya göre yaklaşık iki sene sonra an itibariyle iki giriyle itüsözlük'te tekrar boy göstermiş yazardır. söz konusu girilerinin rumuzaltı girileri olması nedeniyle dikkatimi çekmiş yazardır.
insanların bu kadar çok beğenmesini, hemen hemen herkesin en az bir kez hissettiği ve yaptığı şeyleri samimi olarak yorumlanabilecek bir sadelikte ifade ediyor olmasına bağladığım şarkıdır. lakin kanımca bu, bir şarkıyı güzel yapmaya yeter bir nitelik değildir.
grizu denen grubun epeyce zaman önce yaptığı bir acaip şarkıdır.
şöyle ki; platonik aşka tutulmuş bir abi, götünü başını sallayarak elalemi tahrik eden bir hatuna aşık olmasından mütevellit yazmıştır. tamam kardeşim anladık aşık olmuşsun, platonik ya da değil her türlüsüne illaki saygı duymak gerekir. lakin hoşaf arkadaşım,
beyaz pantolonunu oksamak icin
tokadini bile yiyebilirdim
bu ne demek oluyor ? hayır madem okşama uğruna tokat yiyeceksin git kızın götünü avuçla ya da ne bileyim göğüslerini falan sık. sık ki, yediğin tokadın bir anlamı olsun. boklu beyaz bir bez parçasını ne diye okşuyorsun.üstüne tokat yemeyi göze alarak. olayın nedir senin paşa ?
hayır illa beyaz pantolon dersen, bir ara çalalım kızın o pantolonu doya doya okşa. hem tokat falan da yemene gerek kalmaz. sen ’’he’’ de, valla ben çalarım o pantolonu, yaparım bu kıyağı sana. ayrıca sen pantolonu okşayıp üstüne attırırken, o kızın üstünden kim bilir kimler geçiyordur. bunu da gözardı etme derim.
kendine has bir hayran topluluğu bulunan "grizu" adlı grubun harikulade bir şarkısı.şarkıda bilhassa "v" ve "r" harflerinin vurgulu söylenişi göze çarpar,hoş bir hava verir,şarkıyı kıvama sokar.
her şey iyi. çok güzel. hüzünlü bir şarkı söylüyorum yine beni üzmesini bilirsin diyeee. kahveyi severim. birayı artık pek içmiyorum. ziyadesiyle şarap ama biranın da bir yeri var neticede. yalnız arkadaş "beyaz pantolonunu okşamak için tokadını bile yiyebilirdim" cümlesi ne leş bir duygudurum tasviridir, bu ne biçim bir ruh halidir, bir insan ne olur da bu hale düşer yıllardır anlamış değilim. ortada bir beyaz pantolon olması bile yeterince rahatsız edici iken düşünün ki bir adam var, sahilde elinde gitar am-dm-f-g falan ve beyaz pantolona uzanan o meşum ele karşılık suratta patlayan bir diğer el. kısa film senaryosu gibi, film gibi.
kısacık bir solodan sonra giren minöre dönmüş bir nakaratın olduğu şarkıyı belki de ömründe 37543876. kez dinliyordu. bu sefer her zaman uzandığı yataktan başka bir yataktaydı. tanıdık bir kokunun olduğu bu yer diye düşündü; ne kadar huzurlu, sıcak. sigarasını yaktı eğerek. odadaki boş bira şişelerine baktı. gecenin ne kadar uzun olduğunu, gecenin ne kadar kısa olduğunu o yığından anladı. düşünüyordu. zamanında belki de her tarafını kesen bu şarkı şimdi ona ne kadar keyifli geliyordu. kırılmış yerlerinin üzerine basıp geçti. unutmak gerektiğini düşünmüyordu elbet, sadece hatırlamaya gerek yok diye düşündü. hüzünlü bir şarkı söylüyordu yine ama hüzünlü şarkıları o da sever diye geçirdi içinden, yüzü güldü. tam da bu anda ne olduysa oldu ve kapı aralandı. hiç ışık yoktu yansıyacak. sadece teni vardı kadının. yavaşça odaya süzülüşünü izledi. yatağın hemen yanındaki sehpa kılıklı şeyin üzerine iki fincan kahveyi özenle koyuşunu izledi. o an anladı sıcak bir şeylere ihtiyacı olduğunu. kadın sanki yatakta o yokmuşcasına, büyük bir rahatlıkla yorganın altına girdi. yastığı dikleştirdi. o'nun kahveleri vermesini bekledi. ikisi de aynı anda ilk yudumu yerleştirdiler damaklarına. ikisi de aynı anda yandı. ama ikisi de memnuniyetsiz değildi bu sıcaktan. sessizce içtiler kahvelerini. sigaralarını söndürdüler. gecenin tek aydınlığını söndürdüler. sonra kadın oturmayı bozup uzandı yatağa, alabildiğine. adam kadının uzayıp giden arkasına baktı. sonra sırtına bir masalı çizdi.
"burada güneş var, parlıyor, ışıl ışıl. burada bir sarmaşık; bulutların üzerine kadar uzanmış. burası yer. burası ateş."
kendisi de güzeldir şarkısı da... kendisi mideyi ve bağırsakları zorlar ama şarkısı kafayı rahatlatır, mutluluk verir. grizuya helal olsun dedirten şarkıdır.