ne diyeceğini bilememek,afallamak...
sevgiliyi üç beş on yirmi yıl sonra görmekle arasında hiç bir fark olmayan durumdur.sonuçta
sevgili eskimiştir ve mazide kalacaktır.
3 sene versiyonu şöyledir: "var mı acaba çıktığı biri?" diye kara kara düşünmek. günde yüz defa kendi kendine "ben en büyük eşşeğim" demek. telefon etmeden önce yüz volta atmak. kalp krizi geçirecek gibi olmak. karın ağrısından uyuyamamak. "before sunrise" ı izlerken "çin işkencesi daha mı az acı veriyo acaba?" diye düşünmek, sonra da "bir daha aşk filmi izleyenin anasını avradını..." diye yemin edip "before sunset" i izlememek. bir maili yazmak için saatlerce uğraşmak, maili elli defa modifiye etmek. akşamdan sabaha kadar bir paketten fazla sigara tüketmek. binlerce komplo teorisi binlerce olasılık üzerine hesaplar yapmak. bilgisayara masaüstü yapmak. günlerdir bu saatlerde ayakta olup da hala bi çözüm bulamamış olmak. delirmek. sabahın köründe itu sözlüğe yazmak.
'-oo cezve bakıyorum hala bıraktığım yerdesin..
-sen de unuttuğum yerdesin canım.' şeklinde göt edici cevaplarla son bulabilen hadiseler...
oldukça garip bir şeydir. karşınızdaki kişiyi çok iyi tanıdığınızı düşünseniz bile tarif edilemez bir yabancılık hissi kaplar içinizi.
hiçbir şeyin değişmediğini fark edersiniz, hala arkadaş olamayacağınızı. ne derler bilirsiniz,
eskisi gibi olmaz...
muhtemelen söylenecek sözlerin yanlış anlaşılması ihtimalinin yarattığı gerginlikle konuşacak bir çift söz bulamamakla sonuçlanabilecek eylem.
eğer o konuşulmayan 1 yılın sebebi bir yanlış anlaşılmaysa iki tarafta vicdan azabından kıvranır, neden daha önce konuşmadık bak artık çok geç denir, bi de bu duygusallıkla neden kaybettik birbirimizi moduna girilir.. eskiyi yad etmeye başlarsanız durum zaten vahim etkisi uzun sürecek bir konuşma olur. lakin konuşma bitip akşam yatağınıza yattığınızda anlarsınız ki çok ama çok geç her şey için.. önümüzde ki maçlara bakalım der mışıl mışıl uyursunuz..
bir yıl önce eski sevgiliyle neredeyse tekme tokat ayrılmışsınızdır. ardından neredeyse çıkma yıl dönümünüzü kutlayacağınız yeni sevgilinizle mutlu mesut yaşamaktasınızdır. birden gece yarısı bir telefon gelir. yaşanılanların üzerinden bir sene geçtiği için cep telefonunun ekranında yazan "gizli numara" ibaresi sizi telefon görüşmenize psikolojik olarak hazırlamaz. telefonu elinize alıp çok normal bir şekilde "efendim?" dersiniz, eski sevgili "hans, merhaba!" der.
cep telefonundan gelen ses önce dış kulaktan geçer sonra kulak zarını "hans, merhaba!" kıvamında titreştirir ve birbirine değen vücudun en küçük kemikleri tarafından salyangoza iletilir ve oradan ses beyne gönderilir. beyin daha önce duyduğu yüzbinlerce insan sesi arasından sesin sahibini bulur ve insan vücudunda ne kadar hormon varsa alayını çalıştırır. eller titrer, gözler kararır, nefes alış veriş hızlanır, kalp daha hızlı atar, bugüne kadar edinilen tüm bilgi görgü kültür bir anda anaokulu seviyesine döner, iki kelime bir araya getirilmez. ilk konuşma takribi 5 dakika sürer. konuşma bittiğinde ne konuşulduğuna dair en ufak bir fikri olmaz konuşanın.
kişinin seviyesi, tahsili, dünya görüşü ne olursa olsun telefon kapatıldıktan sonra uzun hava bir "hassiktir" çekilir.
3 gün sonra da, 3 yıl sonra konuşulsa her şey tüketilmeden saygı çerçevesinde bir ayrılık yaşanmışsa, tekrar karşılaşma anındaki his tanımlanacak olsa burukluk, hüzün, sevgi ve az da olsa pişmanlık şüphesiz kilit kelimeler olacaktır.
eğer kötü ayrılmışsanız ve gerçekten sevginizin bittiği yerde bu ilişki de bitmişse herhangi bir tanıdıkla konuşmaktan ibarettir..ama eğer zorundalıklardan dolayı ve hala delicesine severek ayrılmışsanız sizi alt üst edecek bir durumdur..
çok zaman geçmiştir..çok kişiyi sevmişsinizdir geçen zamanda ve unuttum demişsinizdir bittikten sonra.ama gözlerine baktığınız her an ölürken,ellerine dokunduğunuz her an erirken,sesini duyduğunuz her an titrerken ve o'nun da sizi bu kadar sevdiğini bilirken ayrılmışsınızdır..ayrılmak zorunda kalmışsınızdır..bakıp kalmışsınızdır uzun süre ardından,beklemişsinizdir belki yeniden diye..ama sonra vazgeçip zamana bırakmaya çalışmışsınızdır...resmini unutup gidilecek bir köşeye koymuşsunuzdur ve nedense hiç bir zaman unutulmayan bir yer olmuştur orası...
uzun zaman geçmiştir aradan..unuttum deseniz de aklınıza geldiğinde yüreğinizin bir yanı acımıştır aslında,acıyordur da..ve o kadar uzun aradan sonra o'nu görmüşsünüzdür..kaçıp gitmek gelmiş içinizden ama gidememişsinizdir,gücünüz yoktur aslında size huzur veren o sesini bu kadar uzun zaman aradan sonra duymaya..olduğunuz yerde çakılıp kalmışsınızdır..ve size yaklaşıp "merhaba" demiştir içinizi huzurla dolduran o eşsiz sesiyle...söyleyecek hiç bir şey bulamamışsınızdır..sanki eskisi gibi bakamamışsınızdır yine gözlerine,çekinmiştir gözleriniz,bir de özlemi vardır kalbinizde..merhabasına karşılık vereceğiniz o kısa zaman içinde yüzlerce şey geçmiştir aklınızdan..sesi hala aynı sevgi dolu tonundadır,yüreğinizi acıtmıştır..titrek ve çekingen karşılık verirsiniz "merhaba.." ..
sonra devam eder konuşma..1 sene önce bıraktığınız aynı yerdedir kalpleriniz aslında..ikiniz de aynı çekingen ve aynı tutsaklıkla..ama konuşmaya çok da gücünüz yoktur aslında..sesi kulaklarınızda kalır ve yeniden ardınıza bakmaya korkarak gidersiniz "elveda.."
(stilgar, 01.09.2007 11:24 ~ 11:24)
ya da konuşamamak..ne diyeceğinin bilememek..
samimi ile soğuk arasında gidip gelmek..acaba yanlış anlar mı düşüncesi ile kaplı beyin ve çöptekiler..
çoktan çöpe atılmış ama hatırlanan gülüşler, ilk sigara içiş birlikte, birlikte eğlendikleriniz,dalga geçtikleriniz, ağladıklarınız.
sonra biri söze başlar ve "merhaba" der, "ne kadar değişmişsin büyümüş belki de"
aynı şeyler geçmiş aklınızdan demek ki, demek ki bazı şeyler atılamamış çöpe, gizlenmiş bir yerlerde. çıktığındaysa gün ışığına "vay be neler yaşamışız" iç geçirmeleri, karşılıklı.
eğer araya birden fazla sevgili girmişse, eski sevgilinin sesinin ne kadar da tuhaf olduğunun farkına varıldığı fasalite. genelde sorulan soruların kapsamı dakikalar ilerledikçe daralır;
1. kademe:
- kaç ay oldu ya hatırlayamıyorum...ne yaptın benden sonra?
- okul filan nasıl, 2 tane vardı ilk dönemden?
- annen nasıl ilaç filan kullanıyodu en son?
2. kademe:
- benden sonra oldu mu biri?
- hmm adı neydi kaç yaşındaydı?
- öptü mü seni?
3. kademe:
- ne kadar ileri gittiniz?
- oha ulan ben bile görmedim onu?
- verdin mi lan elin herifine?
4. kademe:
- sence aylar sonra niye seni aradım?
- vereceksen ver uzatma zaten alışmışsındır lan!
- allah belanı ver.. (telefon yüze kapanır)
sevgili gerçekten eskidiyse ortada mevzu edilebilecek hiç bir şeyin olmadığı, hatta konuşmanın "nasılsın?" dan öteye gidemeyeceği durumdur.
geçen zaman boyunca onunla için için konuşmuşsanız sadece sesini dinlersiniz çünkü onca zamandan sonra içinize su taşıyan sesini çalan sessizlik geri getirmiştir, o an sesini dinlemek yeterlidir.
bariz bir biçimde
kaşınmaktır..
usulcana bir duygu patlaması yaşanılır, yüzdeki gülücükler saklanamaz ve telefon kapatılınca gülümsemeyle karışık gereksiz soru işaretleri vardır beyin hücrelerinde. tabi bu yarım kalmış bişeyse geçmişten süregelen.
lakin tamamlanamayacak olması bütün o gülümsemeleri alır götürür bi zaman sonra. hiçbirşeyin değişmediğine adın gibi eminken, bi umut bi şans daha olsun istersin ya.. işte bu da klasik vakit kaybından başka bişey değildir. üzgünüm.
- eee nbr görüşmeyeli (sevgilisi var mı acaba sorusu içten içe sorulur kendine) ?
- iyidir aynı işte. senden nbr (lan naaptı acaba görüşmeyeli) ?
-eh idare ediyoruz.
***
-kem küm
-kem küm
önemli kısım hayatında biri var mı acaba olan kısımdır sanıyorum. merak işte.
tamamen gereksiz bir eylemdir. adı üstündedir eskidir geçmişte kalması en iisidir...
eğer geçmişte kalmamışsa,iç burkan bir şeydir eski sevgiliyle yeniden konuşmak.hala bir yanınız ona aitse,hala bir yanınızla onu özlüyorsanız için için kötüdür,iyi gelmez insana.scorpions etkisi yapar onun sesini duymak, içten içe hala onu seviyorum ben diye haykırırsınız gözlerine bakarken.hele hele artık onun için eski bir dostsanız,artık o başkasına aitse yapıcak tek şey vardır bir daha onu görmemek...