beş altı katlı simetrik binalar, dolmuş ve minibüsler, hepsi birbirinin aynısı cami ve okullar ile her mahallede 2 küçük oturaklı ve oyuncaklı parklar.
ayrıca bir de zamanında bitirilmemiş tabelalı inşaatlar.
eski tip türk şehirleri düşünülürse,
(bkz: ulu cami)
(bkz: kapalıçarşı)
(bkz: konak)
zaten, bizans'tan alınan her şehre hemen bu üçü ya yapılmış, ya da oradaki en büyük kilise, bina vs... bunlara dönüştürülmüştür.
yollarda kuşlar ve köpeklerin su içebilmeleri için tasarlanmış çukur ve delikler.. osmanlının fütuvvet ve lonca anlayışı ile doğup, cumhuriyet dönemi türk belediyeciliği sayesinde günümüzde halen popüler olan bir sanattır.. yaşam biçimidir..
işsiz güçsüz insanlarla dolu kahveler, kıraathaneler. dükkanlarının önüne mermer, fayans gibi şeyler döşeyerek cadde estetiğinin içine eden esnaflar. adım başı kebapçılar, pideciler..sıkıntıdan kapı önünde yan dükkanın esnafı ile tavla atan insanlar, ki genelde bunlara yanlarında duran uyuşmuş bir kedi eşlik eder. bir de vitrinlerinin önünde kıroların toplandığı cep telefonu bayileri vardır.
gördüğüm ve yaşadığım üç şehirden yola çıkarak söyleyeceklerim şunlardır:
- valiliğin hemen karşısındaki park
- çarşı adı verilen şehrin tüm sosyal ve kültürel aktivitelerinin en yoğun yaşanığı yer
- genelde her şehirde bir tane olan büyük bir alışveriş merkezi
- ağzına kadar dolu kahveler (büyük şehirlerde de var ama bu kahveler hakkaten ağzına kadar dolu)
- küçük küçük çok sayıda o şehrin özelliğine göre lokantalar (mersin-tantuni, diyarbakır-muhtelif et yemekleri, tekirdağ-köfte vs)
- sahil kenti ise akşam saatlerinde sahilde tura atan aileler, değilse şehrin en uzun caddesinde tur atan aileler
- tek bir üniversite olması ve o üniversitenin kızlarının genel verici olarak görünmesi
- kürt mahallesi (diyarbakır' da değil tabi)
daha gider bu
sakaryadan bahsediyorsak çat ( çark aylak takımı). tek yaptıkları dolu bir kutu jöleyi kafalarında alaşağı ettikten sonra çark caddesinde durup kızlara laf etmek. bu elemanlar başka isimlerle başka illerde de bulunmaktadır.