gelenekselin dışına çıkmış evrensel bir ahlak anlayışına haiz kimselerin görüşü olabileceğini iddaa edebiliriz.
şöyle ki, varsayalım çocuğu hasta olan bir baba var elimizde. ilaç almaya parası yok. dilenmek istemiş başaramamış. yardım ve borç istemiş ama bulamamış. çocuğu ölecek. yol yok, çıkış yok. tek çare olarak hırsızlık varmış gibi kafasında bir ampül cereyan ediyor. ayrıntıları geçip direk eyleme atlıyor. para bulmak için geç vakit girdiği bir evde tam paraları, değerli eşyaları falan cebe indirmişken ev sahibinin yaktığı ışıkla kafasında ikinci bir ampül daha parlıyor. yakalandığını anlıyor. yapacak iki şey var:
birincisi; teslim olmak, kendini adaletin emin ellerine bırakmak ve çocuğu için dua etmek; ikincisi ev sahibini etkisiz hale getirip paraları alıp gözden kaybolmak..
şimdi evrensel bir ahlak anlayışıyla olayı irdelediğimizde adamın çocuğuna ilaç parası bulmak için hırsızlık yapmasına bir raddeye kadar hak verebiliriz. fakat bu adamın kendi çocuğunun hayatını kurtarmak için başka bir cana kıymasına göz yummak eşeklik olur.
sonuç olarak bu adamın bir suçu işlemiş olması diğer suçu da işlemesini gerektirmez.
`
edit`: değinmekte fayda göreceğim bir noktayı atladığımı farkettim.
şimdi bir suçlunun başka bir suçu daha işlemesinin gerekmeyeceğinin altını çizdik fakat; bu suçlunun ekstradan başka bir suç işlememesi sebebiyle ona müsamaha gösterilmesini hak etmediği de malumdur.
bunu da şöyle bir örnekle destekleyelim.
alımlı, yalnız yaşayan korunmasız ve dul bir bayanın evine zorla girip kadına tecavüz eden suçlu; bu kadının ortalık yerde duran ziynet eşyalarını ve paralarını gasp etmedi diye ona 'aferim iyi düşünmüşsün' ya da 'vay be harbi delikanlı adammış' diyecek değiliz. sonuçta suçludur ve suçunun gerektirdiği cezayı kanunlar dahilinde almak zorundadır.
konuyla alakalı, organize işler filminde şöyle bir diyalog geçer:
+ onlar katil değil anne hırsız !
- çok rahatladım.