• videolar+1

  • görseller

    • bir milyon canlı para
    • bir milyon canlı para
  1. mantıklı bir yarışmaya benziyor. sadece geyik yapmak için de izlenebilir.

    ama stüdyodakilerin bağırması falan çok sinir bozucu. üstüne yarışmacıların bu kadar konuşmalarına izin vermeleri de kötü olmuş.
  2. kırmızı gömlekli, arkadaşın trip atan elemanın az sonra çok fena mor olacağı yarışma. ayrıca gereksiz bir yarışmaya benziyor. formatı 10dk yarışma 90dk saçma sapan konuşma galiba.
  3. izlerken ciddi ciddi sinirlendiğim program. hayvan gibi para veriyorlar. sorular ise biraz daha kolay olsa "aşağıdakilerden hangisi aşağıdadır" tadında olacak. galatasaray'ın teknik direktörü kimdir gibi veya clark kent-batman eşleşmesi doğru mu gibi saçma sapan, son derece kolay sorular. işin işkence kısmı bu kadar basit soruları yarışmacıların uzun uzun düşünmesi, zar zor karar vermeleri ve her sorudan önce sonra 15'er dakika aptal muhabbetler yapılması.

    ilk olarak bir kadın ve kızı yarıştı. hayat hikayelerini anlattılar, kadın bir saniye susmadı, sunucu araya girecek giremiyor. hani kusura bakmasınlar ama ben ağzım açık izledim bu kadar mı aklı havada olur insanın. süper kahramanlar seçeneğini seçip, batman, spider man çıkınca aaa tom ve jerry falan sandık biz, çizgi film çıkacak sandık diyip tonla para kaybeden insanlardı. (batman'i gerçek falan sanıyorlar sanırım)

    sonra 2 adam çıktı, onlar iyi gidiyor ama onlar da iki avukat, al capone'u suç ve ceza kitabı karakteri sanıyorlar. tüh kitabı da okumadık diyip tartışıyorlar.

    kesinlikle özellikle seçiyorlar bu adamları yoksa olmaz başka türlü.
  4. ayrıca kesinlikle içip içip gelmiş olduğuna inandığım aklı havada kadın ve sunucunun şu diyalogu da kayıtlara geçmiştir;
    -hangi ünlü daha kısadır?
    -boy olarak mı?

    kaldı ki şıklarda, kısalığı ila nam salmış tom cruise'un yanına, brad pitt, leo di caprio gibi bariz şıklar yerleştirmişlerdi. ancak kız, titanik'te gördüm ben onu kısaydı falan diye parayı dağıtmıştır. (tabii kadınlara göre adı; leonardo kapri)

    cidden sinirlenmemek mümkün değil.
  5. arkadaşımla büyük bir hevesle kaydolduğumuz ve görüşmeye çağrıldığımız yarışma. fakat çıkan tipleri gördükten sonra kesinlikle seçilmeyeceğimizi anladım. çünkü en başta bu bir bilgi yarışması değil, direk şov. ya fırlama olmanız gerekiyor ya yapış yapış acı bir hikayeniz olmalı ya da moron olmalısınız. biz bunları bilmeden gayet bir bilgi yarışmasına katılıyormuşcasına düzgün ve mantıklı cevaplar verdik bizi bir yandan kamerayla çeken bayana. tabi şimdi yarışmayı izleyince dizlerimi dövüyorum. maskeyi takıp 10 dakikalık yapmacık bir şovla, yarışmadan güzel bir parayla dönebileceğimizi düşüdündükçe!


    -mucizlere inanır mısınız?
    +hayır inanmam, oldukça realist bir insanım.

    hep böyle realist ol canım benim, sana kolay para kazanmak haram zaten.
  6. kardeşimle birlikte yarışmacı adayı olarak görüşmeye çağırıldık. ve dün akşamki canlı yayını da seyirci olarak izledik.

    çok net bir şekilde söyleyebilirim ki ben böyle rezalet görmedim.

    öncelikle stüdyo allahın dağında, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde ve henüz inşaat halinde. içeride büfe bile olmayan yerde insanları dışarı bile çıkartmadılar. toplama kampından hallice olan kantin denilen yerde insanları toplamışlardı.

    22.30 da başlayacak canlı yayın için 18.00'da stüdyoda olmamız istenmişti. kardeşim ve ben istem dışı olarak ( hem işten geç çıkabildiğim hem de adresi bulamadığımız için ) 20.30 gibi gittik.saat 18'00 da gelen insanlar ile birlikte 22.15'e kadar kantin diye adlandırdıkları fakat sadece sandalyelerin bulunduğu soğuk bir odada bekledik. bu sırada bir handycam ile görüntülerimiz alındı ve kısa bir röportaj yapıldı. öğrenci yurtlarından ve dersanelerden getirilen öğrenciler ile birlikte stüdyoya alındık. stüdyoda 23.00'a doğru başlayan ve 01.30 gibi biten program boyunca ayakta dikilmek zorunda kaldık. kimse tuvalete gönderilmedi, kimseye su verilmedi.

    çoğu 18 yaş altı öğrenci olan seyircilere istedikleri gibi bağırıp çağırdılar , ayakta durmaları için neredeyse emirler verdiler.

    asıl rezalet ise program bitiminde yaşandı.

    stüdyo girişinde doğal olarak cep telefonları ve montlar toplanmıştı. bu konuda bir itirazım olmayacak. canlı yayın gereğidir, eyvallah.

    fakat cep telefonlarının teslimi işlemi için stüdyodan insanları 3'er 3'er dışarı çıkarmaya çalışmak nedir?

    3 saat boyunca spot ışıklarının altında , sıcak stüdyoda susuz ve tuvalete gidemeden bekleyen insanları hangi güvenlik durdurabilir? durduramaz. haliyle kapıya bir yığılma oldu.

    peki stüdyo görevlilerinin bu konuya bulduğu çözüm neydi ?

    stüdyo ışıklarını kapatmak!!!

    şöyle bir manzara hayal edin. zifiri karanlık, etrafta el fenerli güvenlik görevlileri, merdivenlerde, tribünlerde yolunu bulmaya çalışan , çığlık çığlığa bağıran insanlar.

    neyse ki bu saçma muamele insanlardan gelen tepki üzerine son buldu ve stüdyo ışıkları açıldı.

    ilk çıkanlardan olduğumuz için bizden sonra ne gibi rezillikler yaşandı o kadarını bilemiyorum.

    canlı yayın berbat bir şeymiş bunu görmüş olduk.