önce üşütük bir kuşun evin yakınlarında bir yerlere dadanması gerekiyor. kafayı önceden kırmış olan bu kuşun insanlardan korkmaması, durumu daha da heyecanlı kılıyor tabii ki. ardından beklemeye başlıyorsunuz. haftanın belli günlerinde ziyaretinize gelip size, etraftaki kedilere saldırıyor, kızıyor, bağırıyor, kedilerin mamasını yiyor, çok yakınınıza gelip sizden korkmadığını anlatıyor bir şekilde. eğer sinirlenirse üstünüze saldırıyor. yok kedilere kızmışsa onları gagalıyor.
bu süre zarfında "bir kuşun resmini yapmak için" gereken materyali gözlemleme şansınız var. eh resim yeteneğiniz de varsa kuş gittikten sonra başlıyorsunuz çiziktirmeye.
itü mimarlık fakültesi'nde
temel tasarım ve görsel sanatlar dersini veren
oruç çakmaklı adlı hocanın(daha çok sanatçı diyelim) birinci sınıflara; okulun ilk ya da ikinci günü kendi dersinde okuduğu muhteşem bir şiirdir.
önce bir kafes resmi yaparsın
kapısı açık bir kafes
sonra kuş için
bir şey çizersin içine
sevimli bir şey
yalın bir şey
güzel bir şey
yararlı bir şey
sonra götürür bir ağaca
asarsın bu resmi
bir bahçede
bir koruda
ya da bir ormanda
saklanır beklersin ağacın arkasında
ses çıkarmaz
kımıldamazsın
kuş bazen çabuk gelir
ama uzun yıllar bekleyebilir de
karar vermezden önce
yılmayacaksın
bekleyeceksin
yıllarca bekleyeceksin gerekirse
resmin başarısıyla hiç ilişiği yoktur çünkü
kuşun çabuk ya da yavaş gelmesinin
geleceği olup da geldi mi kuş
çıt çıkarma yok
kafese girmesini beklersin
girdi mi kafese fırçanla
usulcacık kapısını kaparsın
sonra kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
bütün kafes tellerini teker teker silersin
yerine bir ağaç resmi yaparsın
dallarının en güzeline kondurursun kuşu
tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın
ne yellerin serinliğini
ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
otlar arasında.
sonra beklersin ötsün diye kuş
ötmezse kötü
resim kötü demektir
öterse iyi olduğunun resmidir
imzanı atabilirsin artık
bir tüy koparırsın usulca
kuşun kadından
ve yazarsın adını resmin bir köşesine.
jacques prévert
çeviren: sabahattin eyuboğlu