"efendim bu
çizgi filmde, kendilerine
şirinlerdiyen sözde şirin yaratıklar, sınıfsız bir toplumda yaşamakta, herkes yeteneğine göre üretmekte ve ihtiyacına göre tüketmektedir. dikkat buyurduysanız şirinler köyü’nde para geçmemektedir. üretim piyasa koşulları için değil, ne yazık ki ihtiyaca dönük olarak yapılmaktadır.
paranın olmadığı, herkesin yeteneğine göre ürettiği,
piyasaiçin değil ihtiyaç için üretim yapılan bir
rejimneyi hatırlatıyor sorarım size!
uyuklayan da tembel olan da, sakar olan da çalışmadan üretimden pay almakta, şarkı türküyle, sanat sepet işleriyle uğraşmakta, çocuklarımız
komünistrejimde olduğu gibi yan gelip yatmaya özendirilmektedir. şirinler de
mülkiyetde yoktur. mülkiyet hangi rejimde yoktu soruyorum size!
efendim en mühim hususlardan bir tanesi de şirinler köyünde bir
ibadethanenin bulunmayışıdır. kendilerine şirinler adını veren bu yaratıklar
dinsizdir! mutluluk ve dayanışma mesajları vererek de çocuklarımızı
ateizmbatağına doğru sürüklemektedirler.
bu
çizgi filmde para yerine
erdemövülmekte,
zengin ve güçlüolanın
iktidarda bulunması gerekirken, şirin baba adındaki bir zevat erdemiyle ve bilgeliğiyle şirinler’e yol göstermektedir. efendiler soruyorum size, şirin babanın giysileri neden diğer şirinlerden farklı olarak kırmızı, sakalları neden
karl marks gibidir hiç düşündünüz mü?"
rtüke açık mektuptan, tamamı için
http://www.antiemperyalizm.org/...