alçaklığımı depreştiren dayak.
itiraf ediyorum... bir gün bir yerde, bir kadının bir erkeği evire çevire dövdüğüne şahit olmak istiyorum.
keyifle seyredeceğime eminim; ayırırsam namerdim.
(bkz: pozitif ayrımcılık)
küçükken bolca başımıza gelen şey bu. anne tabi, techizatı bol, oklava olsun, cimdirme olsun, şaplak olsun. şaşılacak bişey yok. fakat biraz ağır kararlar verilebiliyordu bizim aleyhimize. akşam izleyip daha net görürdük pozisyonları (babayla). mesela top oynarken saksıyı devirmenin cezası, 7.3 metreden uçarak gelen terlik mi olmalı? bir saksı için değer mi terliğe, ya da bana? ya da akşama eve gecikmenin cezası, mıncırmak mıdır? haksızlık seziyorum. yine de, o saksıyı devirmeyecektik. oldu artık.
mükemmel erkek bünyeler kendilerinden aciz gördükleri bir yaratık tarafından dövülmeyi inanılmaz küçültücü ve aşağılayıcı bulurlar.
tanım: imkansız olmayan.
sokakta, belden aşağı sözlerle veya elle sarkıntılık eden sapıkların başına gelen dayak. birkaç kez şahit oldum. başıma da geldi. çocukluk didişmeleri dışında kimseye fiske vurmamışları bile, çileden çıkartan olaylar vardır. sapıkla eşim birbirine girince, büyük bir zevkle adamın sırtına çantamı birkaç kez indirerek, buna ilaveten birkaç yumruk atmışlığım vardır. elimiz armut toplamıyor.
hayatımda kimseyle ağız dalaşı bile yapmadım ama bu başka bir şey. sarkıntılık, yarı tecavüzdür ve yakının yumruk darbeleri alırken, kenarda duramazsın. çanta deyip geçmeyin. çantanın içinde bir ben eksiktim. kütük gibiydi.