(solti, 15.11.2005 19:32)
bazı eski türk filmlerinde sıkça karşılaşılan hadise.
kapkaççının peşinden koşan kadının maruz kalabileceği hayat yıkan olay
kese kağıdı bulamayan abazanın panikle yapması muhtemel olay. akabinde verimlilik değişebilir tabii, ama değişmezse de cayır cayır hesabı
yanlış hatırlamıyorsam manyağın biri tarafından eski nişanlısı olan kadına kadının yeni nişanlısıyla beraber iken yapılmış olay. yapan bırakın insanlığı, hayvanlıktan bile nasibini alamamıştır. aşktan, sevgiden hatta nefretten değil doğrudan psikopatlıktan yapılan bir harekettir. bir daha kimsenin başına gelmemesi, yaralanan kadının eskisi gibi olabilmesi ve bu işi yapan manyağın bir şekilde itina ile islah edilmesi dileğiyle.
(sarnar, 19.05.2006 15:50 ~ 19.06.2006 10:40)
normal hayatta olması zor olan bir eylemdir. sanki evde kezzap bulunduruyoruz nolur nolmaz bi kadının yüzüne atarım diye. kimya laboratuvarları dışında kezzap falan görmedim ben. nitrik asit diyorduk ona da zaten.
yanılmıyorsam psikopat bir polisin nişanlısına yaptığı eylem
ya benimsin ya toprağın sözünün eyleme dönüşmüş hallerinden biri.
bergen diye bir şarkıcı vardı çoook eskilerde. ona yapılmıştı bu eylem yanlış hatırlamıyorsam. o yüzden resimleri hep yüzünün yarısı saçları ile kapatılmış olarak çıkardı.
bir kadına yapılabilecek belkide en büyük kötülüktür. her aynaya baktığında insana acı verecek psikolojisini alt üst edecek bir girişimdir ve nacizane fikrimce en az o kadını öldürmek, tecavüz etmek kadar günahtır.
kezzap atıldıktan sonra ne kadar estetik olursa olsun iz kaldığını biliyorum.bu tarz birşey yapan zaten sağlık bir insan olmaz.
(labarba, 27.08.2007 22:25 ~ 22:26)
orospu çocukluğudur.
atanın karakteri ve psikolojik durumu hakkında detaylı bilgi için (bkz:
manyak)
türk filmlerinde "güzelliğini ya biz kullanırız ya da yok ederiz hahahaha" gibi kötü kadın repliğinden sonra savurulan acımasız tehdit.
bu tür haberleri her okuduğumda sayıp sövdüğüm insanların gerçekleştirdiği eylem. (bkz:
allah belanızı versin)
son olarak iranda bir gerizekalının başkanı evlilik teklifini kabul etmeyen bir bayanın yüzüne kezzap atarak kör olmasına neden olmuş. şeriattaki kısas kanunları gereği kendisinede kezzap atılacakmış. her ne kadar bayanın giden güzelliği geri gelmeyecek ve bizde şeriat yanlısı değilsekte böyle bir durumda hole şeriat kanunları diyoruz. çükünü kesip kezzapla dağlasınlar genital bölgelerini böylelerinin. biz her reddedildiğimiz hatuna kezzap fırlatsaydık oho muhterem pederimiz bütün ay nalburlara çalışmış olurdu.
yüzüne ne oldu? diye sormaya cesaretim yoktu.
yüzündeki çizgilere rağmen eskiden çok güzel olduğu belliydi.
karanlığa karışıp gitmesinden korkarak peşinden yürüdüm... çukur sokakta köşeden döndü. oraya nazaran daha karanlık olan zerdali sokağa saptı... kepenkli bir dükkanın önünden geçerken yavaşladı. hemen hemen tüm dükkanlar kapalıydı. gözünün önünü bile göremeyen bir serseriyle gözgöze geldim biraz ileride. öylesine meraklıydım ki görmezden geldim...
feza'nın girişinde, garaja benzer yıkık dökük bir binanın önünde arkasını döndü. tek gözünden ateş fışkırıyordu:
- ne istiyorsun be! diye bağırdı.
başımı eğdim... yaptığımdan öyle utanmıştım ki cevap veremedim.
- siktir git, asabımı bozma benim! diye çınlattı feza virajını...
- kusura bakma abla... yere paran düşmüştü de... diye yalan söyleyiverdim.
titreyen elimle uzattım terli avcumda kırışmış 20 milyonluk banknotu. gözü parladı. tek elinin çantasında olduğunu farkettim. falçatayı bırakıp parayı bana geri uzattı. dudağının sağ tarafında bir kıvrım belirdi.
- bi çayımı içer misin?
korkma duygumu yıllar önce yakın bir sokakta kaybettiğimden olacak, kabul ettim.
yarım saat sonra o rutubet kokulu küçük odadan ayrıldığımda, son aylarda hiç olmadığı kadar sarsılmış hissediyordum. yüzümün sol yanına götürdüm elimi. sanki sol tarafım erimiş, göz kapaklarım birbirine yapışmıştı...
çalışmamı istiyordu, demişti. ruhunun tamamını kaybetmektense yüzünün yarısını kaybetmeyi seçmiş bir kadını tanrıça ilan etmek, tapınağını da şimdi üzerinde yıkılmak üzere bir ev olan o sokağa inşa etmek istedim bir an... sadece tek soru sormuştum...sevmiş miydin? sararmış çay bardağını titreyene dek sıktı: hemde allahına kadar!
çalışmamıştı...
çıkmadan parayı neden almadığını ima ettiğimde, ben hakkım olmayan hiçbirşeye dokunmadım bu güne kadar, ama beni düşündün yine de... derken utancından yaraları daha da kızarmıştı...
dümdüz yürümeye devam ettim. tanıdık yüzler bir bir çıkıyordu karşıma. her birinden biraz alışveriş yapıp evime yöneldim... çektiğim her nefeste, bir şişe asitten korktuğum için ruhumu satıp satmayacağımı daha derin merak ediyordum...
tam bir .rrrooosspuuu çocukluğu. şöyleki; biz yüzümüzde bir tane sivilce bile çıksa kafayı yiyiyoruz. aman tipimiz kaydı mı? eyvah napsak ki? sıksak mı? patlatsak mı? vs. diye bunalıma giriyoruz değil mi? peki yüzüne kezzap atılan kadının aynaya baktığı zaman ki hissiyatını bir düşünsenize! bizim kadınlarımız her haliyle güzeller o ayrı mevzu ama kendisi böyle düşünmeyecek işte. her aynaya bakışta dayanılmaz acılar çekecek belkide. suçu, günahı ne olursa olsun kimsenin kimseye bunu yapmaya hakkı yok. cezası bu olmamalı yani.
annemin bir arkadaşı kocasının onu aldattığını öğrendiğinde diğer kadının yüzüne kezzap atmıştı. hangisinin durumuna daha çok üzüleceğimi bilemediğim nadir anlardan biriydi, haliyle artık kezzap lafını duyunca bile aklıma o kadın gelmektedir.
insanların din adı altında kendi egolarını tatmin etmesinden başka birşey değildir bu. vahşettir resmen. bir insanın canına nasıl bu şekilde kastedilebilir? hangi din bunu emreder?
http://www.jurnalhaber.com/...
bergen diye kadın arbeskçi vardı. manyak kocası yüzüne kezzap atmış aşırı kıskançlıktan manyak herif. kadının tek gözü kapalıydı. kahkülle saklardı. asıl o psikopatın üreme organına dökeceksin!!!
(görsel:
bir kadının yüzüne kezzap atmak/65769)