bir kızın sevgilisi olmaktan çok farkı olmayan durumdur. yani 3. 5. olmak çok mu önemli? şimdi sevgili olmaktan çok kaçıncı sevgili olduğumuza mı geldik? önceki ya da sonraki neyse 3. sevgili de odur. yani çok da önemi yoktur rakamların. haa amacınız verme alma yönündense, daha düşünedurun bakalım üçüncü sevgilisiniz diye verecek mi? böyle düşüncesi olanı kendine sevgili yapanda kabahat ama..
aynı anda üçüncü sevgili olunmuyorsa tadından yenmeyecek durumdur. birinci şahıs ikincide unutulur, ikinci öbürü kadar sevilmez üçüncü bu durumda en başkası olur diyerekten düşündüm.
ilk ilişkide ilkleri yaşamanın getirdiği acılar ve arkasından terk edilme sorunsalından kurtulamayıp, ikinici ilişkisinde paranoyadan kendini alamayıp, üçüncü ilişkisinde kendisini anca toparladığı, hatalarını daha net gördüğü bir durum söz konusu olduğu için "yaşanabilecek en sağlıklı ilişki türüdür." bu yüzden üçüncü sevgili olmak ilişki istikrarı bakımından en şanslı erkek olmaktır. **
not: konu ile ilgili bir yazar ama başka sözlükten çok güzel bir yazı yazmıştı aynı isimde başlık, yaklaşık üç ay önce. direk yazısını burya alıntı yapmak isterdim ama malesef izin almak için kendisini bulamadım.
şu ana kadar gerçekten iki insanla çıkmış bir bayan bulup, sözü ona verdik. neden? çünkü yaşamayan bilmez.
öncelikle beyler; üç sayısının bir efsunu, tılsımı yok. yazdık mı bunu kenara.
ilk sevgili; her zaman en büyük aşk değildir. bir kızın ilk çıktığı erkek; kızın en yakın arkadaşı olduğu için, kızı çok sevdiği için, uzun süre peşinden koştuğu için, veya kız “eah artık birine şans vereyim” dediği için, 'ilk erkek arkadaş olma' durumuna nail olmuş olabilir. ilişki boyunca kız, sevgilisini çok sevse de; çok mutlu olmamış, hep bir şeyleri eksik hissetmiş ve yaşanan sorunlarla birlikte ilk sevgiliden ayrılmış olabilir. bu şartlarda ilk sevgili, 'kızın damağında en vazgeçilmez tadı bırakmış sevgili' olmadığı gibi; 'sonrakileri etkileyecek olan en büyük aşk' filan da değildir.
ikinci sevgili sanılanın aksine; birinciyi unutmak için değil, “birincide bir şeyler eksikti, bu sefer aşığım ve ilkinde yaptığım hataları yapmayacak, çok seveceğim” diye başlamış olabilir kız için. kimse bir hayal kırıklığı daha yaşamak istemez doğal olarak, değil mi? ama ikinci ilişkiyi de yürütemez ise kız, ayrılır, üzülür filan, birinciyi atlattığı gibi atlatır.
bu durumda kız üçüncü erkek arkadaşına bağlar umutlarını, doğrudur. üçüncü olmazsa dördüncüye bağlar; allah beşinciyi altıncıyı göstermesin.
burdan şunu çıkaralım; önemli olan yaşananlardır. “ilk sevgili ille ilk aşk olacak, ikinci sevgili ille geçiş dönemi olacak, üçüncü sevgili de kızın en taptığı olacak” diye bir kural yok. hissedilenler ve yaşananlardır önemli olan. şahsiyetle de alakalıdır esasen. bir bayan kişisi saplantılıysa; bir, iki, üç fark etmez arkadaşım.
iş aşka gelince, dokuzuncu sevgilinin hissettirdiklerini, daha öncekiler hissettirememiş olabilir pekala, bunu atlamayalım. "kaçıncıyım??!?" diye sorgulamak nedir o zaman; boş yere yürek törpüsü. geçiniz.
diğer iki ilişkisi hali hazırda devam etmekteyse üçüncü olmaya devam edilmemeli hızlı adımlarla ordan ayrılınmalıdır. fakat biten iki ilişkinin ardından üçüncü olunmuşsa sorgulanıcak birşey yoktur gül gibi sevgiliyle mutlu olunmalıdır.
1-ısınma
2-oyuna çıkma
3-gool
şimdi ilk sevgili de tecrübesizlikle yapılan onca hata , ikinci sevgili de hala ilk sevgiliyi özleme ya da ilişkinin olgunlaşmasıyla sıkıntı veren durumlar ama üçüncü de mükemmel sevgili olunur ya da olunabilir yani bu da bi teoridir.
bir de sonuncu sevgilisi olursanız tadından yenmeyecek durum. ilk olmak değil de son olmak önemlidir bu işlerde.
kız üç erkekle de aynı anda takılmıyorsa bu cümle geçerli tabii, ha ama eğer öyleyse dünyanın en güzel boynuzları sizin olsun. ve hiç ilk üçe girdim diye sevinmeyin. ayrıca o durumda kızı sktir edin, üçünüz buluşun pes falan atın. en güzeli.
ister 3 ol ister 4.. tamamen kızın kalbine bağlı bir durumdur.
insanlarda genel olarak "bir kız ilk sevgilisini unutmaz" mantığı var. soruyorum neden ? "bir erkek ilk sevgilisini unutmaz" denmiyor da neden kızların unutamadığı varsayılıyor. tamam kızlar daha fazla entrikaya yatkın, daha hassas olabilirler, sevgili anlayışları çok farklı olabilir belki. ama ilk sevgiliyi unutamamak diye bir şey yok kanımca.
neden unutamayayım? unutamayacak olsam onunla şu anda da birlikte olurdum, bak; bırak 2yi 3.gelmiş girmiş hayatıma. ordan unutamamışa mı benziyorum ? zaten eğer unutamayıp da 3. sevgiliye kadar geldiysem ben şerefsizin en önde gideniyim.
hayatındaki 3. ise koy götüne gitsin; aynı anda 3. ise ya fuck buddy olmak için berabersinizdir ya it gibi aşıksınızdır ya da alemin en önde giden malısınızdır. aksi halde bu durumda olmanın mantığı var mıdır?
bir kadının kaç sevgilisi olmalı?
bir arkadaşım şöyle demişti: “ bir kadının üç sevgilisi olmalı!” ilk duyduğumda tüylerim ürpermişti. bunun saçma ve altı boş bir cümleden öteye gitmediğini düşünmüştüm. sizce bir kadının kaç sevgilisi olmalı?
normal şartlarda herkesin vereceği cevap, elbette tek kişidir. dinlerken ben de öyle düşündüm. sadakati, aşkın kutsallığını ve sonuna kadar sevgiyi savunan biri olarak, tabii ki herkesin bir sevgilisi olmalıdır. nedenini sordum. şöyle açıkladı:
“kadının bir sevgilisi olmalı, kulağına aşk sözleri fısıldamalı. kültürü, birikimi, görgüsü, vizyonu ve kalitesi ile başka bir dünyaya taşımalı. şiirden, edebiyattan, resimden anlamalı. kadının hiç görmediği, bilmediği bir pencere açmalı. ruhunu beslemeli, sohbet edip tartışılacak, dertlerini, sorunlarını konuşacak ve doğru çözümler üretecek bir adam olmalı. sevgiliden çok dost olmalı. her halinle seven, makyajsız, pembe ayılı pijamanla dolaşırken, sana yine hayran bakan bir erkek olmalı.
ikinci sevgili, maddi sorunları olmayan biri olmalı. onunla gezip, eğlenip, sefa sürmelisin. hediyelerle, çiçeklerle şımartılmalısın. şık mekanlarda, şampanyalar içip, pahalı yaşamı tanımalısın. kalite ve zevk ile tanıştırmalı. para nasıl harcanır, nerede yenir, içilir, onunla görmelisin.
üçüncüsü, seni geceler boyu zevkin doruklarına çıkarmalı. dokunmaktan, öpmekten, sevişmekten anlamalı. heyecan, adrenalin ve tutku, o adamla yaşanmalı.”
bunları dinleyince, aldı beni bir düşünce. acaba erkekler bu formülü daha önceden öğrenmiş olabilirler mi? geçmişten günümüze aldatmanın ve çok eşliliğin erkekler tarafından her dönem moda olduğunu düşünürsek, sanki onlar bu işi biliyorlarmış ama bize çaktırmıyorlarmış gibi geldi.
peki, bu özelliklerin hepsi bir adamda olamaz mı diye sordum. zormuş! mantıklı fakat etik değil. eski devirlerde olsa, biraz daha kolay olabilirdi. bu zamanda hepimizde cep telefonu, internet gibi teknolojik donanım varken; üçünü bir arada yürütmek oldukça güç geldi bana. tilkinin kuyrukları birbirine girer vallahi!
tam ikinci ile paris’e uçmak üzere havalimanına gelmişiz, telefon çalıyor, birinci arıyor. ne diyeceksin? anonslar yüzünden arkadaşlarla toplantıdayız gibi saçma bir bahane de işe yaramaz. ayrıca arayanı atlattın diyelim, yanındaki kim olduğunu sorduğunda ne cevap verilecek? hepsine aynı lakap olmaz. birinci, aşkım, sevgilim derken; senin kalkıp bilmemne bey diyecek halin de yok. bu sırada, üçüncünün de mesaj atacağı tutar. cebini kapatsan, ilk açtığın anda mesaj yağmaya başlar. offf! çok karıştı orası, ben işin içinden çıkamadım.
aslında hepsini biraz tebessüm edin diye yazdım. aşkın o koyu gururu bunları kaldırmaz. zaten bir yürek, başka birine kaydıysa; ne bedenine, ne beynine kimse dokunsun istemez kadın. ancak bu yazıyı yazdığım gibi, yalnız ve sevgilisiz gecelerden birinde olunca insan, şeytan dürtüyor, aklıma da gelmiyor değil hani! bir kadının üç sevgilisi olmalı! birisi yorgun olduğu için kendi evinde uyuduğunda, onun boşluğunu dolduracak, kollarında sizi saracak diğer sevgili yedekte durmalı.
aman ha! siz yine de bu yazılanlara uymayın. ben bu gece biraz fitne fücurum. hem benim bahanem hazır. osmanlı geni taşıyan bir kadın olarak, harem kültürünü araştırmak istedim. bu devirde padişah benim. ayrıca aşk yazıyorum, acilen malzemeye ihtiyacım vardı. kendim için bir şey istiyorsam namerdim; hepsi meslek aşkından!