tanım dağarcığı fazlasıyla geniş olan, kişiden kişiye değişebilecek bir kötülüktür.
(bkz:
ağzına sıçmak)
ağzına sıçmaktır mk. yok bence ötesi
bi insanı çok ama çok sevip onun hayata karşı, insanlara karşı duruşunu zayıflatmak, kabuğunu kırıp savunmasız hale getirip akabinde göt gibi bırakmak.
hayallerini gözünün içine baka baka yıkmak.
hiç sevmediği anıları anlatmak
bazen çok basit bir şeydir. düşün ki 1980 yılında harp okulunu bitirmişsin. ortam zaten karışık. darbe olmuş, ota boka ceza kesiyorlar subay olmana rağmen. o yasak bu yasak... vakit geçirmek için televizyon falan da yok izleyebileceğin (var ama yok). tek eğlence kaynağın radyon. o radyonu da binbir güçlük içerisinde almışsın. ekonomik durumun iyi olmadığı için, para biriktirerek aylarca beklemişsin. öyle direk alamıyorsun para göndermen gereken hasta annen var memlekette, işsiz kardeşlerin var. neyse... bir gün bölük komutanın çağırıyor 80'li genç subayları bahçeye. "herkez radyosunu çıkarsın yere koysun." diyor komutan. genç subaylar "emredersiniz." diyip yere koyuyolar radyolarını. "şimdi herkes büyük bir taş alsın eline ve kendi radyosunu kırsın." diyor komutan. çünkü o zamanlar radyoda komünist yayınlar yapılıyormuş. başımıza komünist kesilmesinler ileride diye böyle bir emir vermiş. genç subaylar emre itaat etmişler ve taşı eline aldıkları gibi kırmışlar radyolarını. komutan bahçeden ayrıldıktan sonra sessizce gözlerden akan bir iki gözyaşı eşliğinde görevlerinin başına dönmüşler.
bunu anlatmamdaki amaç ne türk silahlı kuvvetlerini ve komutanlarını eleştirmek ne de komünizme laf sokmak değildir. olayın kötülük boyutuna dikkat çekmek istiyorum. yarattığı yıkıma dikkat çekmek istiyorum.
ebru destan, esra balamir, ajdar, asuman krause, banu alkan gibi mümtaz insanlardan
* oluşan bir koroyu sabaha kadar dinletmek.
diş fırçasını yeni kullanılmış tuvalet deliğine sokup tekrar yerine koymak
(bkz:
evden adam kaçırmak)
en çok güvendiği(sevdiği, dayandığı v.s.) şeyi yerlebir etme ve en çok korktuğu şeyi deneyimletme, çok berbat etkiler yapabilir bünyede
(salome, 26.07.2008 19:36 ~ 19:36)
samimiyetsizlik. hele ki o insan size son derece içtense, yapılabilecek en büyük kötülüktür.
ruhen verilebilecek tüm zararlar.
kendine aşık etmek....
yalnızlığa mahkum etmektir. bir başına bırakmaktır onu.
bu yalnızlığa sebep olmaktır... verilen onlarca sözden sonra çekip gitmektir.
yalan söylemektir. insanı şizofren yapmaya gidecek kadar büyük yalanlar...
onun güvenini sarsmaktır. bir kere sarsıldımı eskisi giib olmuyor çünkü. herkesi aynı görüyor bünye, güvenemiyor..
en büyük acılarında ona kol kanat gerdikten sonra bunu onda alışkanlık haline getirip ansızın yüzüstü bırakmaktır onu. hep yanında olmayacaksan yapmayacaksın, alıştırmayacaksın..
birinin hayatına girerken iki kere düşüneceksin. ona ne katabilirsin, ne verebilirsin ölçüp tartacaksın. onun her şeyi olduktan sonra dönüşü olmaz bu işin.
ya onun olursun ya baştan girmezsin hayatına. birinin hayatına girdikten sonra seçimlerin tek sana ait değildir ikinizindir.
umursamamak.
onu yanlış anlamaktır. anlama daha iyi.
onu kendisine bağlamak.
söz konusu insanı işçi farz edersek ona yapılacak en büyük kötülük hakettiğinden fazla maaş vererek altı ay çalıştırmak ve akabinde işten kovmaktır. daha sonra maaşı az bulduğu için hiçbir işi beğenmeyecektir.
yani hakettiğinden fazla değer vermek bir insana yapılabilecek en büyük kötülüktür.
not: düşündümde daha kötüleri vardır.
iyilik etmek olabilir.
bazen öyle bir iyilik yapar ve sonra öyle başına kakarsınız ki..
klavyesindeki m ve n harflerinin yerlerini değiştirmek. ulan normal haliyle bile kaydırıyorum ben.
ek: düşünmüşler bunu! -->
http://www.engadget.com/...