ilişkinin hangi nedenlerle ve nasıl bittiğinden bağımsız ve tam olarak hangi zaman aralığında sona erdiğini işaret eden bir tanımlama arayışıdır. zira nedenler ve bitiş tarzı, sitili, şekli farklılık arz edebilir veya taraflar açısından farklı algılanabilir. ancak bir ilişkinin tam olarak bittiği an tarafların üzerinde ister istemez ittifak ettikleri bir zaman dilimini işarete edecektir. ancak buna rağmen bir ilişkinin tam olarak bittiği an üzerinde ikilim olarak görülebilecek bir algı yanılmasının var olabileceği gözardı edilmeksizin hemen itiraf edilmelidir.
bir ilişkinin bittiği an temelde o ilişkinin ilk öldürücü darbeyi aldığı andır kanımca. taraflardan herhangi birinin kafasına ilişkinin devam ettirilmemesi noktasına ilk çiğ damlasının, ilk çekirdeğin düştüğü andır demek daha bir oturaklı olacaktır. şu halde taraflardan birinin ilişkiyi eleştirmeye başladığı herhangi bir zamanda aslında ilişki ilk öldürücü darbeyi almış ve herşey yolundan çıkmış demektir. bu noktadan sonra, artık ilişkiyi eski formuna sağlıklı işleyişine kavuşturmak olanaksızdır. bir taraf -bilinçli veya bilinçsiz- ilişkinin devamı adına adımlar atarken diğer taraf her an başka başka ve türlü türlü gerekçeler üretmek ve ürettiklerine iman etmek suretiyle ilişkiyi hiçbir yere doğru sürükleyecektir. bu sancılı süreç aslında karşılıklı güçler savaşı olarak da isimlendirilebilebilir. aslında durum ilişkiyi sürdürmek eğiliminde olanca yeniden denge durumuna erişmek adına yapılabilecek her türden faaliyetler zinciri olarak isimlendirilebilecekken karşı taraf açısından bu durum, bütünüyle ötekini ezmek, yok etmek üzere atılacak adımları kapsayan stratejiler kümesi olarak ifade edilebilir.
adı ne olursa olsun aslında bir ilişkinin bitirildiği an işte ilişkiye herhangi bir tarafca vurulan bu ilk darbe anıdır. yani savaş meydanında sağa sola kılıç sallayan bir savaşçının kalbine bir ok saplanması neticesinde bir müddet daha yaşaması aslında onun en son nefesini verdiği an öldüğü anlamına gelmez. zira bu savaşçı ilk anda aldığı darbe neticesinde ölmüş ve fekat bu andan son nefesini verdiği ana kadar da yaşama gayreti göstermiştir. ancak bu iki durum arasında bin türlü acıya, kahıra ve azaba katlanmış ve giderek kan kaybetmiş, vücudun tamir sistemleri harekete geçirilmiş olsa da temelde vücudun yaşamsal rollerinden kopulmuştur.
bu örnekte de görüldüğü üzere bir ilişkinin bittiği an ona acımasızca ilk darbeyi vuracak olanın kararını verdiği andır denilse yanlış bir varsayım yaratılmış olmaz.
bunu hissetmek anlamaktan öncedir.bu da en mesut anda bile pek bir haince ziyaret edebilir insanı.
sebepsiz ayrılmak gibi görünen ayrılıkların nedenidir.
eğer çok seviyor ve bi o kadar sevildiğinizi hissetmiyorsanız
ve buna rağmen ayrılmayı göze alamıyorsanız yani yemiyorsa,
ilişki sonlandığında ne kadar hazırlıklı olsanız da
canınızı yakar, kalbinizin üzerindeki yaranın kabuğunu kaldırtmışçasına o sevgili canınızı çok yakar,
ağlatır inletir ama ruhu duymaz,
insan hüzünlü şarkılara böyle zamanlar da anlamlar yükler
nasıl da beni anlatıyor der bütün şarkıları yutarsınız
ne anne baba ne de dostlar deva olur böyle anlarda.
tek yol zamandır
zaman ilaçtır.
eğer biraz bunları size unutturmak isterse o sevgili hiç arayıp sormamalı sizi
varsın doğumgününüzü bile kutlamasın yeter ki zamanla sizi başbaşa bıraksın
taraflardan birinin ya da her iki tarafın da sevgisinin bittiğini farkettiği andır. artık onsuz bir yaşam zor gelmemeye başladıysa, yakınında olmayınca onu düşünmüyorsa, onunla konuşurken sıkıldığını farkediyorsa, ya da artık başka biri onu heyecanlandırıyorsa zaten o ilişki bitmiştir.
yeni hikayelerin başladığı andır.
ne üzülmek, ne düşünmek, ne özlemek, ne geri dönmek hiç bir fayda sağlamayacaktır.
neden ve nasıl bittiği mutlaka önemlidir ama sonuç budur. bitmiştir.
çağrılara sebepsiz yere geç cevap verilen, güzel görünmek için eskisi gibi saatlerce ayna karşısında zaman kaybedilmeyen, buluşmalara nedensiz,saçma bahaneler uydurarak gidilmeyen, kendinle kalmanın onunla olmaya bazen tercih edildiği, aynı masada otururken gövde ve bakışların başka yönlere çevrildiği, kısa yanıtlarla zaten tıkanık olan iletişimin iyice engellendiği ve "seviyor musun?" sorusuna dürüst cevap veremeyecek kadar da korkak, belirsiz, adım atmaya ürkek olunan durumdur.ölgün ruhlarla minimum heyecanla tıngır mıngır yol almaya çalışılsa da debelenmenin boşa olduğu aşikardır.
ya da araya 5.5 saatlik mesafe girdiği andır.
çok da çabalamanıza rağmen mesafeyi yenemeyen çiftler arasına katılıverirsiniz bir anda.
yeniden birşeylere başlamak o kadar zor gelirki, karşıcinse bakmaya bile üşenirsiniz.
geçer ama zor tabi.
ne de gereksiz bir bilinçaltı patlamasıyla, sevgilinin susturamadığınız öfkesi ruh-i mücerret gibi fışkırdığında geri döndürülemez laflar eder. işte o an, bu andır. pişman olduğunda affedecekseniz de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlamışsınızdır çoktan.
karşılıklı iki somurtkan yüze, birbiri dışında diğer herkes ile mutlu olabilen iki ruha, yalanların bile söylenemediği iki dile, birbirine dokununca kanalizasyona düşmüş şekilde iğrenilen iki vücuda sahipse bir ilişki...bir ilişkinin bittiği an da oralarda bir yerlerdedir.
edit: betimlemeye gel be...ulan öyle de hissetmedim halbuki bu zamana kadar...ahahaha nobel alıcak adamım lan...şaka lan şaka aslında sevgilinin şu giriyi görmesidir bir ilişkinin bittiği an.
edit2: anam anam geliyor vallaha!
edit3: aha bu andır...ühühühü!...amına koyiim senin sözlük!
dış dünyaya attığınız ilk adımdır..aşkın döner bir kapı olduğunu bir kez daha hatırlatır size.hani çoğu zaman içine girerken sizi tedirgin eden,içinden sağ salim çıkamayacağınızı asla bilmediğiniz döner kapılardan.
daima anlamaya çalıştığımız, "ben nerde hata yaptım?", "neden bitti?" sorularını cevaplandırmaya çalıştığımız, bazen bulabildiğimiz, bazen bulabildiğimizi sandığımız, bazense bulamadığımız cevaplardır bir ilişkinin bittiği an
hissettiğiniz andır. her ne kadar içten geçen kötü düşünceler , yürek burkan o tuhaf his (ki buna kurt düşmesi de denebilir) "aman nedir ki komplo teorisi bunlar" diyerek savuşturulmaya çalışılsa dahi, bu fikir sadece gerçekle yüzleşme zamanından çalar, acıyı perçinler.
yeni limanlara yelken açılan andır.belki de rüzgar esmeyecek, bir daha liman yüzü görülmeyecektir.olsundur, bir ihtimal bile olsa değmez midir? kıyıda beklemektense, iyidir denizin kucağında hayalindeki limana yol almak..
bazen ne yazık ki en son sizin farkına vardığınız andır. o an çoktan olmuştur da sen çok sonra farkedersin. diğer bir açıdan da yanından kalkıp gitmek adama koymuyorsa o ilişki bitmiştir.