aşık olduğunuz kişiye (geçici bir körlük yaşadığınız için) hiç olmayan özelikler katarsınız. zamanla o kişi gerçek bir kişi olmaktan çıkıp sizin hayalini kurduğunuz insan olur gözünüzde ve siz bir hayale aşık olmuş olursunuz.
insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir belki de. kafanızda birini yaratırsınız; ama gerçekle hiç alakası yoktur. sizin gözünüzde o gökyüzündeki yıldızlar kadar ulaşılmaz, mükemmeldir. oysa o da bir insandır, tıpkı sizin gibi. o da hatalar yapar, onun da kötü özellikleri vardır; ama siz bunları göremezsiniz; çünkü aşıksınızdır ve aşkın gözü kördür.
bu hayal zaman içinde sizi ele geçirir. onsuz nefes alamaz duruma gelirsiniz belki de, her yaptığı hareketi abartıp gözünüzdeki değerini arttırmak için kullanırsınız. önemli olan sizin onu sevmenizdir, onun aslında kim olduğu değil. ama gün gelip de o hayalin sizin gibi bir insan olduğunu anladığınızda yıkılırsınız, inanamazsınız belki de. yaptığı hatalar sizinkilerden bile berbattır belki de. bunu görmek sizi başta acı verir. ama işte o gün artık o hayale aşık olmadığınızı anlamışsınız demektir. o gün hakkındaki tüm düşünceleriniz ve ona karşı tavrınızın değiştiği gündür. artık hiçbir şekilde ona bakışınız aynı olamayacaktır. belki uzak durmanız gerekir ondan, bunun için ondan kaçmaya başlarsınız ya da kendinize sürekli onu kötülersiniz. belki de o hayalden içinizde kalan son damlaları atmanın tek yolu budur.
bir insanın başına gelebilecek en kötü şeydir. aslında sevdiğiniz kişinin karşınızdaki olduğuna ama onun birşeylerden etkilenip değiştiğine inanırsınız. onu eski haline getirmek için uğraşıp durursunuz. o ya beni böyle sev ya da çek git der, gidemezsiniz.. içinizden bir ses bunun o olduğunu söyler, o aşık olduğunuz kişi, bırakamazsınız. bir umut vardır hep, bir umut..
sonra zamanla anlarsınız yanlışınızı ya da anlamak zorunda kalırsınız. aslında siz hayalinizi geri getirmek isterken; ilişkinizi, sevginizi, sevdiğinizi, kendinizi kısaca herşeyi yıpratmış olursunuz. ilişkiniz biter, yıkılırsınız. biraz uzaklaşıp uzaktan baktığınızda sevginize, hatanızı fark edersiniz. aslında onu nerdeyse hiç sevmediğinizi ve aslında bir hayale aşık olduğunuzu....
yine de herşeye rağmen o umut...
kafanızda yarattığınız modele o kadar bağlanırsınız ki bunun sadece bir hayal olduğunu bir türlü kabul edemez ve onunla yüzleşemezsiniz. çünkü o anda herşey bitecektir ve bu haliyle güzeldir yaşanan ve bitsin istemezsiniz. karşınızdaki insan bunun kendisi olmadığını ve sizin kafanızda yarattığınız bir modelden ibaret olduğunu söyler durur, üstelik söylemekle de kalmaz ispatlar. ama siz hala o hayale aşıksınızdır. kaçarsınız ondan sarılırsınız hayalinize, ta ki o sizin kafanızdaki insan olana kadar. ama olmaz, olamaz bir türlü... içiniz acır, gider gelirsiniz, bir süre sonra o insan sizi öyle bir sarsar ki gerçeğe dönersiniz ama hala o hayale aşıksınızdır ve o insanı da silip atamazsınız, çünkü odur size hayaller kurduran, odur o modelin çıkış noktası, ama hala o hayale aşıksınızdır, hala o hayale aşıksınızdır, hala o hayale aşıksınızdır...
fazlasıyla zor olan insanı kendisiyle defalarca yüzleştiren olgudur.yanınızda taşıdığınız tek şeyin bir insanın hayali olması ve o insanın zaten şekle yüklenmiş bir sürü hayalden oluşması durumudur.ilk başlarda güzel bir duygudur sonra büyür büyür ruhu ve bedeni ele geçirir.her geçen gün kişiye yeni manalar yüklenir ve daha çok hayalleştirilir.uzun uzun sohbetler edilir o hayalle.bütün hayat ona anlatılır artık o kişinin biricik aşkı,dostu,sırdaşı,kısacası her şeyi olup çıkmıştır .onu kaybetme düşüncesi bile kişiyi delirtmeye yetebilir.evet bu olay ilk başladığında o bakışlarından gülüşünden etkilenen insanla hayallerin dışında tanışma fikri insanın en büyük korkusu haline geliverir.kişi tanışma gerçekleşirse kurduğu hayallerin altında büsbütün ezileceğini bilir.gel zaman git zaman gerçekler idrak edilir ve korkuda yerini acıya bırakır.acılarla yoğrulup acılarla pişilir ve en nihayetinde acılar büyütür kişiyi.insan kendi içinde keşif yolculuğun çıkar.kendini,ruhunu,kalbini,kişiliğini en yakından tanımaya başlar.anlanır ki o aşık olunan kişi insanın kendi ruhu,kendi kalbidir.aşık olunduğu sanılan kişiye vücudu iade edilir ve kişi ruhuna kattığı yeni manalarla yoluna devam eder.sonuç olarak insan kendisini bu olaylardan sonra çok iyi tanımıştır,zamanında fazlasıyla eksilen özgüven maksimum noktalardadır çünkü kişi kendisi ve diğer insanlarla ilgili çoğu gerçekleri fazlasıyla idrak etmiştir,kendi içinde büyüttüğü o hayalin kendisi olduğunu anlamasıyla da kendisini seviştir ve hissettiği o kutsal duyguların kendisine ait olduğunu kavramıştır.
yıllarca sadece uzaktan seyrettiğiniz,hiç konuşma fırsatı bulamadığınız birine aşık olmaktır.onu her gün görmeniz bile yeter size nefes almanız için.o başka sevgililer bulur,siz yine seversiniz.belki bir gün benim farkım varır dersiniz ki o gün asla gelmeyecektir.geçen üç yılın sonunda ne olursa olsun bir kere konuşayım dersiniz,sonra ne olursa olsundur.bir bakarsınız bu konuştuğunuz insan sizin zannettiğiniz gibi biri değildir ve hiçbir zaman hayallerinizdeki gibi olamayacaktır.sonra düşünürsünüz geçen üç yılıma mı yanayım yoksa olmayan birini sevdiğime mi diye.
siz onu tanırsınız, manyakça bir şekilde hakkında her ayrıntıyı öğrenecek, duyması halinde sizden korkmasına sebep olacak kadar hayatının içindesinizdir aslında, ama o bunu bilmez. hayatında başka biri olması, sizden çok farklı biri olması hiç önemli değildir. hele istanbul'da yaşıyorsanız, aşık olunan kişi de istanbul'da yaşıyorsa, çok daha farklı bir boyut kazanır.. istanbul'un büyüsü daha da büyütür gözünüzde herşeyi.. boğazın ışıklarına bakarak içersiniz, hangi ışığın içinde olduğunu merak edersiniz. sezen şarkıları daha anlamlı gelir, nakaratını beğendiğiniz, üstünkörü dinlediğiniz şarkıların içinde geçen ayrıntıları fark edersiniz. o ayrıntılarda o'nu bulursunuz.. hep bir gün söylemeyi hayal edersiniz, her şeyi en başından sonuna kadar tek tek anlatmayı.. bilmesi gerektiğini düşünürsünüz, hiçbir şey olmayacak olsa bile. ama asla cesaret edemezsiniz. kalbinizde büyümeye devam eder, ve zamanla aşk onun ismiyle bütünleşir, öyle de kalır. o ise, birisi için neler ifade ettiğini bilmeden devam eder yaşamına.. ruhu duymadan.
birinin "sizi seven hali"ne aşık olmaktır. artık sevmiyordur, ve o hal bir hayal olarak durur kalbinizde.
o hayale, yani onun "sizi seven hali"ne aşık kalırsınız.
gerçek olamayana bağlanmaktır..
"uzun zamandır görmek istediğim tek insandı.. o, yaz her akşam otobüsümü beklerken tavanına baktığım otobüs durağında, yıldızlı hayaller kurardım.. o kış üşürken otobüs beklediğim durakta her nefes verişimde kendimce oyunlar oynardım seninle.. uzun zamandır görmek istediğim tek insandın, kaçardın.. o gözlerini uzun süredir düşlerimde yaşattım, dayanamadım, yıkamadım içimde büyüttüğüm ayrıntıları. seni yaratamadığım gibi yıkamadım.. paha biçemedim sana.. seni sevdim.. senden nefret ettim.. senin için gülümsemedim, senin için küfür ettim.. yinede yıkamadım benliğimde kanattığın denize giden kaydırağı.. çocuk oldum.. gözlerine doldum.. ıslandım.. ıskalandım her zaman.. açıklayamadım bendeki varlığını.. ve bittin.. ve bu kadardı.. ve bu kadardın.."
önce hayal ve gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiğini bilmek gerekir.aslında yaşanılanlar hayata uyguladığımız hayallerin gerçekleşmiş hali midir yoksa kısmen veya tamamen hayallerimizin gerçekleşmesine fırsat vermeden onu öldürerek yaşamak zorunda olduğumuzu hissettiğimiz gerçekler midir? bunları ayırt ettikten sonra aşık olmak faslına bakılmalıdır...
gerçekleri yaşadığınız halde ve aşık olduğunuz halde geleceğe yönelik plan ve hayaller kurulduğu halde sevdiğinizin hayalle gerçeği karıştırabileceği bir durumda veya bazı gerçeklerin farkına varmadığı durumlarda aslında gerçeğe aşık olduğunuz halde hayale aşık olmuş gibi olursunuz...farkedilmezsiniz bu durumda...yaşanılan gerçek aşık olunan hayalmiş gibidir ama aslında yaşanılan da aşık olunan da gerçektir.bunun farkına varamayan sevgili kendi gerceğini kendince yaşamaktadır. ama aslında hayalini mi yaşamaya çalışmaktadır yoksa gerçeği mi yaşamaktadır onun cevaplaması gereken sorudur.
hayale aşık olmanın cevabı, buraya kadar anlatılanları kişinin düşünüp hayal ile gerçeği ayırt etme kabiliyetini de kullanarak bulabileceğidir...
aşık olduğu insan uzaktadır kişinin, hayalinde canlandırmak en büyük mutluluğu olur bu durumda. güzeldir, sonunda kavuşulacağına dair umut tohumları barındırır.
bir gerçeğe aşık olunmaz ki zaten. aşık olan insan hayaller kurar, aşık olduğu kişinin kendisine söyleyecekleri, birlikte paylaşacakları hakkında kurulan çeşitli hayaller gerçekleşmediğinde de aşk biter. hayallerin gerçekleşme oranına göre ilişki belki devam edebilir ama hayallerle birlikte aşk da biter.
kavuşmanızın imkansız olduğu birine yani sizin için "hayal" olan birine aşık olmaktan daha iyidir. en azından "ne kadınlar sevdim gerçekten yoktular" dersiniz...