• videolar

  1. ilacın şeker sanılması ile gelişen zehirlenmeler ve ölümler sonrası yazılmış didaktik çocuk şarkısı.

    şimdiki çocuklar hande yener'den kırmızı'yı ve daha da kötüsü cinsel çağrışımlı şarkılar söylüyorlar ya, üzülüyorum, bu çocuklara ne veriyoruz eğer onlar bizim mirasımızsa diye kederleniyorum zaman zaman.

    (bkz: tey tey)
  2. bir gün bir gün bir çocuk
    eve de gelmiş kimse yok
    açmış bakmış dolabı
    şeker de sanmış ilacı
    yemiş yemiş bitirmiş
    hastaneyi boylamış

    diye olan çocuk tekerlemesi sanırım.
  3. anne komşuya gitmiştir uzun zamandır düşünülen plan uygulanılacaktır, tekerleme korku filmi modunda mırıldanılır, dolap açılır bulunan renkli haplar ilaç olduğu bilinerek tek tek yutulur, bir saat sonra küçük boş ilaç kutularının yanında baygın bulunur, hastaneye kaldırılır, midesi yıkanır, uyanan çocuk tekrar tekerlemeyi mırıldanmaya başlar.sakıncalı bir çocuk tekerlemesi, yaşadım, gördüm..
  4. bir gün bir gün bir çocuk
    eve de gelmiş kimse yok
    açmış bakmış dolabı
    şeker de sanmış ilacı
    yemiş yemiş bitirmiş
    akşama başlar bir sancı
    kıvrım kıvrım kıvranmış
    yaptığından utanmış
    doktor gelmiş cıs yapmış
  5. en nefret ettiğim çocuk tekerlemesinin ilk satırıdır. tekerleme bir gün bir gün bir çocuk diye başlar, tekerlemedeki yavrucağı suçlu görür, tekerlemeyi söyleyen çocuklar "bir çocuk"u ayıplar. bu tekerlemeyle çocuklar korkutulmaya çalışılır, ama tekerlemedeki ebeveynin sorumsuzluğu hiç söylenmez.
    birincisi; el kadar çocuğu evde yalnız başına koyup giden anne babanın aklı nerededir? yalnız çocuk, mazallah ilaç yutmasa yangın çıkar ne bilsin.
    ikincisi; yavrucağızın çocuk aklıyla şeker sandığı ilacı çocuğun ulaşabileceği bir yere koyan yine aynı anne babanın yine aynı aklı nerededir?
    üçüncüsü; sonunda ebeveynin hatasının bedelini niye minicik yavrucak öder?
    dördüncüsü; madem durum böyledir neden bu tekerleme bir gün bir gün bir ebeveyn diye başlayıp bütün anne babalara bir hayat dersi olarak öğretilmez?
    (bkz: kuş beyinli ebeveyn)
    (bkz: kuşlara da ayıp oldu)
  6. korku filmlerinin değişmez teması kız çocuk , alacakaranlık , gıcırdayan kapılar , duvarlarda oynayan amorf gölgeler ... fonda derinden boğuk bir mırıltı ' bir gün bir gün bir çocuuuk ' ...'nedeen , nedeeen '
  7. çocukluğumun şarkısı olup ne zaman "şeker de sanmış ilacı" kısmını duysam, çocukkene hastalıktan zıbarmayayım diye içirilen şuruplar (calpol olur, efendime söyleyim parasetamol olur) aklıma gelir. calpol böyle turuncu falan olurdu çakma portakal tadında. hak verirdim "şeker de saaanıp" içen arkadaşa, zira süt gibi şuruptu (ağzım sulandı lan). ince ince yasemince irdelemek gerekirse, bendeki bu çağrışım yersiz, çünkü "yeeemiş yeeemiş bitirmiş" ilacı bu lavuk, e benimki şurup?? ben kendi kanalize olduğum mısrayı nası bi hissettiysem artık şarkının gerisini koyvermişim. o değil de ben sağlam hasta olurdum sözlük, bizim zamanımızda bi antibiyotik iğneler vardı, heeeey gidi hey..
  8. sonu trajediyle biten çocuk şeysi.
    küçükken maldım(şimdi değilim. sanırım). biz eve gelince kimseyi bulamazsak, kapıda kalırdık. anahtarı kaybederim diye anam vermezdi. özenirdim bu çocuğa, negzel derdim, eve gitmiş kimse de yok. şahsen onun yerinde olsam,dolabı açmazdım ben. çükümle oynardım. çocukken yalnız kalamazdık o kadar. bu şarkıdaki çocuk ben olsam ve anahtarım olsa, şarkı aşağı yukarı şu şekilde olurdu;

    bir gün bir gün bir çocuk
    evine de gelmiş kimse yok
    açmış bakmış çüküne
    laylala lay lay lay lay lay

    çocukluk işte.
  9. bunun bir de destekleyici hareketleri var, kıvrım kıvrım kıvranmış kısmında karnınızı tutuyorsunuz filan. sanırım daha etkili oluyor, pedagoglara sormalı.