bir arkadaş ile birlikte öğle arasında beş parasız,aç bilaç gezdiğimiz bir gün,bir mahalle arasında kalabalık bir düğün evi dekgeldi.tam yemek vaktiydi anlaşılan,düğün sahibinin eşi dostu akrabası eve üşüşmüş,her bir sofra başında 10'u ayakta olmak üzre en az 20 kişi beklemekte,evin bayanları sofralara etli pide,ayran yetiştirmemekte hatta.öyle bir kalabalık.
lan dedim,fırsat bu fırsat,kimse bizi farketmez,zaten kalabalık her yer,düğün evi nihayetinde,para da yok,yemeği beleşe getirelim.bir anlık tereddütten sonra gittik eve girdik.
bir misafirperverlik,bir karşılama,bir hürmet donduk kaldık,'aa hoşgeldiniz,buyrun buyrun,
kimler de gelmiş kimler....' sesleri arasında direk genişçe bir sininin dibinde aldık soluğu.
sofra da en az 8 kişi vardı,belli ki düğün sahibi aile için kurulmuştu sofra,herkes takım elbiseli,jilet gibi.tanımadığımız adamlar,kadınlar bize hizmet etmeye başladılar,hiç bir şey diyemedik.sulu yemeklerden tutun da etli pilav,kıymalı pide,kola,ayran,tatlı derken sırayla gelmeye başladı yemekler.misafir sofrası değildi bu belli yani.ev sahibi sofrasıydı.düğün telaşı evin her yerini sarmıştı,giren çıkan belli değil,nitekim araya karışmıştık.
bir allahın kulu da o dakikaya kadar kimsiniz siz birader demedi.
arkadaşla birbirimizi kese kese yumulduk pilava,herkes yemek yemeye dalmış,kimse başını bile kaldırmıyordu.hemen sağım da dokuzuncu bir kişinin sığabileceği bir boşluk vardı,bir kaç dakika sonra en az bizim kadar aylak tipli biri geldi yanıma oturdu.söylemesi ayıp hayvan gibi girişti yemeğe.kaşık daha ağzında iken çatalla bişiler götürme çabasında.acelesi var gibiydi.yanımda olduğu için bir kaç defa göz göze de geldik,umrunda değildim,dünya umrunda değildi.
ben doymak üzereydim ki yanımda ki doydu nihayet,bir süre milleti inceledikten sonra herkesin duyabileceği bir ses tonu ile;
-siz ne taraftansınız birader ? (bizi kastediyor)
+aom eee şey hmmmm (ne desem bilemedim,beklemiyordum bu soruyu)
+eee şey,biz
kız tarafındanız...
ben bu cümleyi bitirir bitirmez sofra da kim varsa bir anda bana baktı,bir bok yedik anladım ama nerde hata yaptık anlamadım.
-hmmmm,kimin oğlusun sen ?
+ee ben şey,şeyin oğluyum (ne yapcam ben yaw ?)
+(hah buldum) gelinin dayısının oğluyum...(oh bee)
tam bu sırada o ana dek seyirci konumunda olan kalabalıktan biri olaya müdahale etti,etmez olaydı...
--ne diyosun birader sen ?
sünnet düğünü bu...
iç ses:ananı avradını sikiyiiiiiim,kusacam,ne yaptık lan...
kıpkırmızı bir halde sağıma bir döndüm,soruyu soran piç yokolmuş,soluma döndüm sevgili arkadaşım caner sağ elinde bir pide,sol elinin başparmağıyla çekecek niyetine ökçesinden tutmuş,ayakkabıyı bir giyse beni bırakıp kaçacak.
o an en doğru şeyin herşeyi olduğu gibi açıklamak olduğuna karar verdim.tüm bakışlar üzerimdeydi.can güvenliğimden şüpheye düştüm bir an.
+abi biz düğün evini görünce,yemeği bedavaya getirelim diye buraya geldik.siz bizi öyle karşılayınca bişi de diyemedik,sofraya geçtik,allah razı olsun doyduk.yanım daki adam öyle bir soru sorunca da cevap verme ihtiyacı duydum,sünnet düğünü olduğunu bilmiyordum.kusura bakmayın.
kalabalık gülmekten sofranın yanına yatacaktı neredeyse.ben çoktan ayağa kalkmıştım.ayakkabıyı bırakmayı bile göze aldım,biri bir hareket yapsa fırlıyacam evden.tam o sıra karşı taraftan buzzzzz gibi bir cevap geldi.
--ayıpsın birader,kusura bakılacak bir durum yokta,oturma odamıza kadar niye geldiniz ? hemen bişiler de size ayarlanırdı bahçede.her yer masa zaten...
+pardon abi.bilemedik.teşekkür ederim
kendi adıma.ben gidiyim artık.
evden çıktığımda hala kıpkırmızı haldeymişim.ne yediysem ağzıma geldi geldi gitti.caner le birlikte yanımda oturan piç evden 50 metre kadar uzakta beni beklemekteler.
meğer o da bizim gibi beleşçinin biri imiş.ben bir kaç defa ona bakınca,yabancı olduğu anlaşılmasın diye öyle bir soru soruvermiş.karşı taraftan gelen tepkiyi duyunca da kaşla göz arasında evden kaçmış.şerefsiz.o değil,bizi de afişe etti.rezil olduk.