• görseller

    • bir erkeğin ayrılık sonrası yaşadıkları
    • bir erkeğin ayrılık sonrası yaşadıkları
  1. genelde umursamaz hayatlarına devam ederler. sanki hiçbir şey olmamış gibi oyun oynarlar falan filan.

    hele bir de, aylardan temmuz ise, değil tabi, o akdeniz akşamlarıydı, neyse, hele bir de kendinizi teslim ettiyseniz beyzadeye ve sizin onu bırakamayacağınızdan eminse ya da bir şekilde bunu biliyorsa hiç beklemeyin pişman olmasını. "iki gün sonra geri döner." diye düşünür, üzülmez, oturur öyle. "oh be dünya varmış!" der. canım benim. bir hafta sonra yüzünüzü gördüğünde afallar, pişmanlığı yüzüne dökülür birer birer.

    düdüt: neticede, mesele ayrılık. zottirik bir konu değil ki bir kenara fırlatılıp atılsın.

    kendisi, toplum yargıları üzerinden hareket ederek pişmanlığını içine atsa da, sırf inadı yüzünden geri dönmeye kalkışmasa da, güzelim bir ilişkiyi rezil etmiştir ya da edilmesine izin vermiştir. ayrılık işte, o da üzülecek karşı taraf da. ne saçmalıyorum ben?!
  2. sanırım en iyisi bir erkek tarafından bu olayın anlatılması ki yanlış kanılara varılmasın.. toplanın şöyle yamacıma anlatim o zaman;

    kadınların bildiklerinin aksine öyle neyse bu bitti sıradaki nerde diye düşünmez ya da hiç bir şey olmamış gibi hayatına devam etmez.. o üzüntüsünü, acısını yalnızken yaşar.. içine atar çoğu şeyi.. yalnız kaldığı zamanlarda onun resimlerine bakar, anıları teker teker düşünür, hatta oturup ağlar.. sonra en yakın dostu alkol olur.. tembelliğinden değil rüyasında onu görme ümidiyle sık sık uyur.. uyanık olduğunda düşünmemeye, acı çekmemeye çalışmak için arkadaşlarıyla buluşur onu yapar, bunu yapar, oyun oynar.. derdini de anlatamaz çünkü toplumun yüklediği bir görev vardır erkeğe.. erkek ne olursa olsun sağlam durmak, zayıf gözükmemek ve duygularını göstermemek zorundadır.. ondandır ki bırakın kadın olanları, erkek olan arkadaşlarından bile gizler aslında hissettiklerini.. en yakın arkadaşı bilir/bildiğini zanneder ama gerçekte o en yakın arkadaşın/kankanın vs. bildiği sadece iceberg in görünen kısmıdır..

    işte bu sebepler yüzünden erkek ve ayrılık sonrası hissettikleri genelde yanlış anlaşılmaktadır.. erkekler umursamaz, erkekler ağlamaz tarzı genellemeler atılır ortaya..

    ps. ha tabi ki her erkek böyle midir? değildir.. her ayrılık koymaz, her erkek duygularını saklamaz bir de bazı kesim gerçekten bu yapılan tespitlerdeki gibidir hiç kimseyi, hiçbir ayrılığı umursamaz onla ilgili yorum yapmaya gerek yok genellemeler yeterli zaten.
  3. futbola sarmak olarak özetlenebilir. sevgiliye ayrılan sevgi, ayrılıktan sonra tutulan futbol takımına yöneltilir.
  4. ben sanırdım ki...

    günlük hayatında normaldir. nasıl bi normallik? mesela okuyosa dersine falan girer ama üzgündür, kısa kısa dalar gider. eve geldiğinde ekmek arası bi şeyler hazırlarken belki bikaç anı geçer kafasından, ara ara telefona bakar. bazen kendini suçlu çıkarır "yapmayaydım iyiydi" diye, bazen de karşı tarafa kızar "nolurdu sanki böyle davranmasaydı" diye. sonra internete girer ve arkadaşlarıyla konuşurken "o"ndan bahseder, müzik açar ve aklına o gelir yine. sonra biraz uzanır, onu düşünür. en son çıkar dışarı arkadaşlarıyla batak oynar. gece yatağa girdiğinde de onu düşünerek uyur. uyandığında her sabah gelen "günaydın" mesajının orada olmadığına üzülür...

    ben böyle sanıyodum...

    ama söyleymiş;

    eveeet ilişki bitti, giden gider kalan sağlar bizimdir. bakalım kimler var elimizde, hmm nerde benim telefonum - tuş kilidini aç, rehber ve alfabe- bakalım kime yuttururum eskisini hiç siklemediğimi, aslında sevdiğimi sandığımı. hmm tamam dur şuna bi mesaj atalım, beş dakika içinde geri dönerse onunla olurum, yoksa diğer harfe geçerim. evvet biliyodum yıllardır bu mesajı beklediğini. öğle yemeğini beraber yiyelim bari, sonrasında da bi film izleriz.
    öyle de olur. gece yarısı eve girer, ertesi günkü buluşmanın hayalini kurarak uyuyakalır. sabah da göndereni farklı bir "günaydın" mesajı ekranda okunmayı bekliyodur.

    böyleymiş...

    tepki vermeyin olum, ben de bayılmıyorum böyle olmasına. ben yapmadım kedi yaptı.
  5. ben sanırdım ki...

    acaba bitmese daha mı iyiydi diye düşünür, kimi yerde kendini hatalı bulur hatta çoğunlukla. yani ben isterdim öyle olsun. beni düşünüp üzülsün, bazı bazı ağlasın, gerçekleştiremeyeceğimiz hayallerimize yansın.

    ama aslında şöyleymiş;

    biz ayrıldıktan sonra 3 gün geçti ve bir cafede karşılaştık. boynuna baktım farklı farklı yerlerde 3 morluk. ''hayırlı işler'' dedim. ''bildiğin gibi değil'' dedi.

    - sensizlik çok koydu be deniz seni unutmaya çalıştım farklı bedenlerde.

    + ne yani 3 morluk da 3 farklı bedene mi ait? ne yaptın her gece biriyle mi?

    - seni seviyorum...

    + anlıyorum...

    uyandım, nefes nefese. sonra hazırladım kendimi gelecekteki düşünmek dahi istemediğim en kötü şeye..

    hay amınakoyım yaa bu aşk acısı ne büyük çile?
    3 günde unutana değil de, çekmesini bilene...
  6. -ilk gece alkol, arkadaşlarla muhabbet

    -ikinci gece arkadaşların "boşver zaten şöyle kızdı" demeleri(sevmelerine rağmen)

    -üçüncü gece adamın da "eeaahh bi arayayım da ya da mesaj atayım da içimde dün biriken kini kusayım"

    -dördüncü gece "amaan boşver, karı var mı karı?"

    işin garip yanı kendisi de ayrılsa karşı taraf da ayrılsa bu böyledir. ayrıca her seferinde bir kadınla biter hikayeler.
  7. hep merak edilendir. acaba ne yaptı?

    sanki ayrılıktan sonra yaptıkları ne kadar sevdiğini ya da sevmediğini gösterecekmiş gibi. olan olmuş işte. hala acı çekip üzülmesini istemek sadece bencillikten ibaret. ya da dersler çıkarmasını istemek, hala onun iyiliğini düşünmek.

    belki de en doğrusu için nazım hikmetten gelsin;

    ''üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi
    yaşadın. özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün,
    şiirler yazdın. “peki o ne yaptı” deme. herkes kendinden sorumludur aşkta.''