ne yazık ki kimi insanlarda islam denince akla gelen ilk şeylerden biridir. bu insanlar bir bakıma haklılardır aslında, çünkü gerçekten bir dönem uygulanmış şeylerden bahsediyoruz.
4 kadına kadar evlenebilme konusu
nisa süresi 3. ayette şu şekilde geçmektedir:
" yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. işte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur."
(bkz:
yaşar nuri öztürk)
bu ayetin doğrudan "bir erkek 4 kadına kadar evlenebilir" şeklinde yorumlanması açıkça çarpıtmadır. böyle bir uygulamanın geçmişte gerçekleşmiş olması tarihe geçmiş bir "götünden anlama" örneğidir. insanların bu konuda bilgilendirilmemesi de en hafif tabiriyle "
ayıp"tır.
gerçek olan, islamda bir erkeğin dört kadına bakmakla yükümlü olduğudur. bunlar karısı, kızı, kızkardeşi ve annesidir. bu yükümlülükler, kadının erkeğe olan yakınlığına göre geçerlilik kazanır. örneğin evli bir kadına bakmakla yükümlü olan erkek kocasıdır. bekar bir kıza bakmakla yükümlü olan erkek babası ya da erkek kardeşidir. eğer bir erkekseniz ve kızkardeşiniz varsa (örneğin) eşinden boşanması durumunda onu kollamakla ve ihtiyaçlarını karşılamakla babanız kadar yükümlüsünüzdür. bir erkekseniz annenizi kollamakla ve ihtiyaçlarını karşılamakla babanız kadar yükümlüsünüzdür. aynı şekilde eğer bir kadınsanız, herhangi bir şekilde yardıma ihtiyaç duyduğunuzda yardımınıza koşmakla yükümlü tam dört farklı yakınlıkta erkek vardır - babanız, erkek kardeşiniz, eşiniz ve oğlunuz.
görüldüğü gibi bu konu aslında islamın kadınları garantiye almak için düşündüğü önlemlerden birisidir. nisa süresinde bahsedilen de, açıkça görüldüğü üzere, yetimlerin mağdur olmaması içindir. bunları düşündükçe, bu konuyu "bir erkek dört kadına kadar bakabiliyo olum, paran varsa evlen işte" şeklinde yorumlayabilenlere "götünden anlamak" tanımının bile hafif kaldığını düşünüyorum,
tekme tokat dalmakla suratlarına kusmak arasında kararsızlığa düşüyor ve sonunda onları allaha havale edip kararsız kalmakta karar kılıyorum.
konuyla ilgili olarak;
(bkz:
kadın erkek eşitsizliği)