erkekler için farz olan cuma namazını kılmak için camiye gidilmiştir.
perşembe gecesi geç saatlere kadar muhabbet, çay + sigara, her türlü kağıt oyunları; king, batak vs... oynandığı için uykusuz kalınmıştır. ilk sünnet olan 4 rekatlık namaz kılındıktan sonra, imam cuma namazının hutbesini okumak için minbere çıkmıştır. bu arada namaz pozisyonundan çıkan arkadaşım, sırtını duvara dayayıp, dizlerini yukarı doğru çekerek iki büklüm olmuş vaziyette oturmaktadır. ve gece uykusuz kalındığı için kafa düşmektedir.
bir ara gördüğümde kafasını dizlerine dayamış oturuyordu. uyumamasını zira uyursa abdestinin kaçacağını söyledim. uyarımı sallamayan arkadaşımın uykuya daldığını farkettim. fazla geçmeden büyük bir sesle bütün cemaat irkildi. gece boyu biriken gaz, kendisini cumada atmosfere bıraktı. ama o nasıl osuruk sesiydi öyle... imam bile vaazını yarım bıraktı. bütün gözler bize çevrildi. arkadaşım o kadar kuvvetli osurmuştu ki, kendi osuruğunun sesine uyandı.
allah'ım nasıl bir andı o... arkadaş tüm olan bitenden habersiz, cemaatin bakışlarına anlam vermeye çalışıyordu. bense arkadaşı tanımıyoruş gibi yapıp, tesbihte kaç boncuk olduğunu sayıyordum. cami görevlisinden biri gelip, arkadaşa dışarı çıkması gerektiğini söyledi. arkadaş gitti, ama kokusu hala içerideydi... allah kıldığımız namazları kabul etsin...
yazın tüm boş beleşliği arasından biraz sabahtan akşama top teptiğimiz arkadaşlarımızın birbirine verdiği gaz ile birazda artık ne hikmetse içimize dolan bir duyguyla namaz kılmaya başlanmak istenmektedir. yalnız artık sıcaktan mıdır yoksa ortamın gazından mıdır yoksa hakkaten kalp gözünü dört mü açmışızdır bilinmez namaza tek de başlanmaz her vakte yandaki camiye gidilir. zaten sabahtan akşama kadar topun peşinde koşmaktan hararet yapan vucüd soğuk abdest suyunu yedikçe kendine gelir. yalnız ortamda bir tezat vardır ki bu sırada ulvi bir amaçla camiye gelen bendenizin üzerinde en kolsuzundan ve o zamanlar için beni seksi gösterdiğine inandığım* bir tişört vardır. tüm bunların yanında saçlarının uzun olmasından ve de amerikan filmlerinde sıcak yaz günü şehirler arası dinlenme tesisi sayılabilecek yerlerde harley davidson motorlarıyla tesisin araba duşunun altına gelip saçlarını parlak arizona güneşine doğru savuran ve etrafa pıtırcıklayan damlalardan kadrajda gökkuşağı oluşturdunu sanan bir hollywood starı ambiyansı üzerimdedir. ıslak saçlarımdan kaslı(!) ve cıbıl kollarıma düşen damlaların verdiği haz ile caminin içinde zaten 1-2 saf anca olmuş cemaate doğru ilerlemekteyimdir. bu sırada siyah cübbesi ve yine aynı siyahlıktaki uzun sakalıyla caminin hocası namazı kıldırmak üzere mihraba yaklaşmaktadır. işte o an boş sokaklarında rüzgarın savurduğu bir kaç çalının uçuştuğu bir western filminin tam ortasında bulurum kendimi. hocanın biraz şaşkın biraz kızgın birazda anlamsız bakışları tüm cemaatin eş zamanlı olarak dikkatlerini bu yeni gence çevirmelerine neden olur. tasvip etmediğini belli eden yürüyüş devam ederken öndeki safın tek derdi bu acayip yaratığı safa dahil etmemek için bir an önce safın doldurulmasıdır. işte bir gencin içindeki ateşin nasıl söndürülebileceğinin en basit örneklerinden biridir bu
camide yaşlı bir hacı amca yıllara meydan okumanın verdiği yorgunlukla gayri ihtiyari olarak osurmuştur. namaz bittikten sonra yanındaki çocuğa döner ve
- çocuğum camide osurulmaz abdestin bozuldu git abdest al hadi bakalım
hocanın osurması ve akabinde cemaatin sıçması gayet dumur bir olay olur.
edit: ahanda eksilenmiş. bir atasözümüze bir gönderme yapalım, değerlerimizi unutmayalım istedik. size de yaranılmıyo*
secde de iken, arkanda bulunan şahsın çoraplarını bir anda çekip çıkarması. özellikle ramazan ayında teravih namazına toplu giden arkadaşlar arasında yapılır.
bayram namazı esnasında:
kombineli cemaat tarafından her yer kapatılmış, zar zor içerde o da üst katta yer bulunmuştur.. namaz başlamak üzereyken alt katta içeri bi amca girer, heyecanla yer aramaktadır.. sonunda giriş katını üst kata bağlayan merdivende (başka neyi neye bağlayabilirse artık.. cumayı cumartesiye bağlayan merdiven.. konu dağılıyor..) - ki o merdiven de 360 derece dönerek ilerlemektedir- ortadaki basamaklardan kıbleye dönük olanında namaz duruşunu alır.. ben şaşkınlık içinde o eni en geniş yerinde 30 cm. olan basamakta nasıl namaz kılacak diye bakarken, o huşu içinde namaz öncesi bişeyler okumaktadır.. imamın düdüğüyle namaz başlar.. benim bi gözüm yanlışlık yapmayim diye sol tarafımdaki görünüşünden bayram namazı tecrübesi sadece dini bayramlarla sınırlı değilmiş izlenimi veren ak sakallı dedede, diğeri de şekilden şekle giren basamaktaki amcadadır.. ilk rekatın secdeleri bitmiş tam ayağa kalkılacak, bende bi rekatı sorunsuz atlatmanın rahatlığı ve ak sakallı dedeye duyulan şükran duygusu tavan yapmışken sağ taraftan gelen takırtıyla tüm duygu yoğunluğu biter.. kafamı sağa çevirdiğimde ortalıkta amca falan yoktur, basamak boştadır.. birden kolondan göremediğim kısımdan apar topar ayağa kalkan o amca görülür, hızla gelir basamağına hiç bi ekstra hareket yapmadan namaza kaldığı yerden devam eder.. namaz biter bitmez de koşarak camiden uzaklaşır..
imamın vaazda kendinden geçmesi bu duruma iyi bir örnek olabilir.
nitekim:
bir beraat kandilinde yatsı namazından önce hoca vaaz verir. ezan okunur gider, kandili fırsat bilen hoca:
-ezan okundu ama iyi gidiyoruz biraz daha devam edelim.
der ve vaaza devam eder.
-evet nerede kalmıştık?
-haa yok efendim çıkmışlar soruyorlar birde.
-hocam ramazan ile yılbaşı çakışıyor, gece eğlenmeye gitsek içsek sonra sahur yapıp yatsak, kalkıp oruç tutsak kabul olur mu?
-çıkmış birde sözde ilahiyatçılar "olur olur" diyorlar
-nah kabul olur!!!
-efenim bunlar neden kaynaklanıyor biliyormusunuz?
-yunan işgal etmiş buraları.
-gitmeden zehrini de bırakmış, kadınlara tecavüz etmiş. işte soya pislik bulaşmış.
olay anadolu'da küçük bir yerleşkede cuma namazı sırasında geçmiştir. malümat olaya canlı tanık bir arkadaştan edinilmiştir.
15-20'yi geçmeyen bir cemaatle namaza başlanır. rüku'ya eğilinirken arka saflardan güçlü bir osuruk sesi tüm azametiyle semaya yükselir. kırt kurt gülüşler olmuş ortamın kudsiyeti bozulmuştur.
ancak hoca duruma öyle bir tepki vermiştir ki, takdirlik;
- arkadaşlar en iyisi biz hepimiz hep beraber tekrardan abdest alalım, der hoca ve fail deşifre edilmeden tüm cemaat abdest mekanına gider. tabi herkes abdest almaz ama hoca dahil birkaç kişi iyi niyetleri gereği zanlıyı deşifre etmemek için tekrardan abdest alır ve namaza dururlar. failin de aynı role bürünerek abdest alması komedinin ikinci perdesidir.
insanı gülme krizine sokabilecek potansiyelde olaylardır. bendeki gülme dürtüsünün çoğunlukla gülmenin yasak olduğu zaman ve mekanlarda vücud bulması neticesinde, başıma sayısız istiklal marşı faciasından sonra cami faciası da gelmiştir evet. 90'ların başlarıydı zannedersem, bir ramazanda annem-teyzem-komşu teyzeler maarifetiyle kısaca cebren ve hile ile teravih namazına götürülmüştük. biraz da eğlencelı olabileceğini düşünerek ablam ve ben yola koyulduk fazla itiraz etmeden. caminin kadınlara ayrılan bölümünde -ki o zamana kadar böyle bir ayrım olduğunu bile bilmiyordum- beklemeye başladık. teyzelerin dedikoduları arasında namaz safhasına geçildiğinde ben bir ara uyuklamıştım. tam sıkıntım tavan yapmak üzereyken ablam biraz da aşağılar bir edayla sureleri bilip bilmediğimi sordu bana. ben de ortaokuldan hatırladığım sureleri kafamda harmanlayarak ortaya bir kokteyl çıkarabileceğimi düşünmüş olacağım ki ısrarla "evet tabii biliyorum" diye cevap verdim. bu arada ablam kendinden o kadar emin o kadar emin ki, bana namazla ilgili bir soru yöneltebileceği aklımın ucundan dahi geçmiyor. annem bizi dürtükleyip habire "kız bana bak sakın kaynatmayın, rezil etmeyin beni gebertirim eve gidince. " şeklinde tehditler savuruyor, biz "of tamam anne yaaaaa" diye cevap veriyoruz. hülasa biz hüşu içerisinde namaza başladık, ben her zamanki artistliğimle hareketleri doğru yapıp yalnızca ağzımı oynatarak durumu kurtarma çabasındaydım. tam rükuya varacakken sağdan ablamın dürtüklemesi ve "şşşşşştt... dizlere inilince ne söyleniyordu?" sorusuyla kendimden geçtiğimi hatırlıyorum. bir-iki saniye kadar afalladım, cevabı düşündüm, ablamla anlamsız anlamsız birbirimize baktık. o arada herkes secdeye varmıştı zaten. ablamın gök mavisi gözlerini pörtleterek gözümün taaa içine içine bakmasının akabinde son derece seri bir şekilde langır lungur secdeye varışımızı, hatta kendimizi yere atışımızı, öndeki teyzenin eteğine dolanışımızı ve bir daha da secdeden kalkamayışımızı dün gibi hatırlıyorum.
örnek vermek gerekirse... üniversite yıllarımda bir gün uzun zamandır görüşemediğim bir arkadaş ile buluşmak için sözleşmiştik. cuma günü öğleden sonra ders yoktu. o nedenle cuma namazından sonra buluşmaya karar vermiştik. yer de bornova meydanı idi. ancak dersten biraz geç çıkınca bornova merkez camii'ne yetişemeyip küçükpark'taki camiye gitmek zorunda kalmıştım. arkadaşımla buluştuğumda ise arkadaşımın hali içler acısıydı. çocuk tir tir titriyordu. onu öyle görünce ben de çok korktum. "noldu lan" diyebildim ancak. biraz yutkundu. sonra kendini toparlayıp olayı anlatmaya başladı.
sünnet kılınmış farza geçilmiş. hoca tam "allahuekber" diyecek. en arka saftan tiz bir silah sesi. ve namaza durmaya hazırlanan cemaatten birisini kafasından vurmuşlar. sivil polisler adamın peşinden koşmaya başlamış. içeride imam olanlardan habersiz namaza devam ediyor. arka saftaki cemaat ise ne yapacağını bilememiş şaşmış bir vaziyette. zavallı adamı hastaneye kaldırıyorlar ancak adam zaten oracıkta ruhunu teslim etmiş.
daha sonraları ortada söylentiler dolanmaya başladı. vurulan adam bornova'da bir barın sahibiymiş. haraç vermemiş, yok mafyaya bulaşmış gibilerinden. konu ne olursa olsun öncelikle böyle bir yöntem (cinayet) ile halledilmeye çalışılması çok korkunç. hele hele insanların huzur bulmak için geldikleri camide yapılması daha da korkunç.
bu arada dersi uzatan hocama da az teşekkür etmedim. yoksa o olay yanımda olsaydı o olayın etkisini atlatmam hiç de kolay olmazdı.
dışarıdaki çocukların içeride namaz kılan insanların uzun eşşek oynadığını düşünerek, çocuklarında bu oyuna katılmak istemesi sonucu namaz esnasındaki insanların sırtlarına atlamarı yeteri kadar dumur edici bir olaydır.
teravih namazına gittiğimiz bir gündü. normalde namaz kılmayan biri olarak(ki allah affetsin) caminin soğuk olması nedeniyle başımıza berelerimizi giiyip gidiyorduk, atkılarımızı da tüpçü gibi bağlıyorduk. neyse efenim, namazın ortasında teyzenin biri bize tip tip bakmaya başladı sonra dayanamadı "atın şu erkek çocukları burdan!!!" diye bağırmaya başladı.
ama bizdeki olay süperdi: esefle berelerimizi çıkardık, altındaki yemenilerimizi ağır çekimde bağladık. galeyana gelen teyzelerin bizim erkek olmadığımızı anlamaları ve önlerine bakmaları çok eğlenceliydi.
teravi namazı kılınmaktadır. üst katta bayanların namaz kıldığı kısım alt katın ortalarına kadar gelmektedir. o dönem kremberiz 8-9 yaşlarındadır. namazın ortasında birden üst katta bir homurdanma başlar. derken kremberiz in ve yanında saf tutan adamın kafasına üst kattan su dökülür. kremberiz yukarıya kafasını kaldırır ve bakar bu esnada tabi imam okumaya devam etmektedir. birden dayanamaz:
-anaaaa işiyorlar üst kattan aşağıya
şeklinde sesi yükseltir. cemaat namazın ortasında kopar. derken yanındaki adam kremberiz e yukarıdan dik dik bakarak:
-susst ulen sust der.
-ama işediler. diye cevap verir.
arkadan gelen bir kahkaha ve bunun yanındaki tok sesli osuruk sesi geceye noktayı koyar.