belki ilginizi çeker
  1. · kuran ı kerim hakkında suç duyurusu
  2. · hrant dink suikasti
  3. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  2. · marjinal isim meraklısı aile
  3. · ugg
  4. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  5. · boylumlama
  6. · aylin aslım
  7. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  8. · üsküp
  9. · anında görüntü show

bir aklanma metodu olarak komplo söylemi  

  1. tarihte görülen ve bundan sonra da görülmeye devam edecek olan en sinsi, en alçak kendini temize çıkarma yöntemidir "komplo" ya da "provokasyon" söylemi. türkiye'de ise bu siyasi bir ritüeldir, olmazsa olmazdır, baş tacıdır. yüzleri bok, elleri kan içindeki yüzsüzlerin "ben yapmadım, o yaptı!" feveranıdır.

    türk toplumu şiddetten çok uzak ve uygar bir toplumdur; trafikte, sokakta, lokantada, okulda yani herhangi bir yerde, günün herhangi bir saatinde ottan boktan sebeplerle hiç adam öldürülmez ya, e işte bu kadar barışçıl bir toplumda bir gazeteci, sanatçı, bürokrat ya da siyasi öldürüldüğünde herkes çok şaşırır ve komplo ya da provokasyon söylemleriyle ortalık toza dumana boğulur, o hengamede sap saman karışır, kim haklı kim haksız, kim ahmet kim mehmet anlaşılmaz olur. ortalık yatıştığında da sen sağ ben selamet.

    her sokağa çıktığımda siyah kıyafetlerle dolaşan, "birisi ters baksa da kırıversem boynunu" der gibi sert sert bakan onlarca kahraman delikanlı görüyorum. gaz ve kahramanlık edebiyatının ortalığa saldığı bu piçleri kökü dışarıda akımlar salmadı aramıza, biz yarattık, her gün de yenilerini yetiştiriyoruz. öylesine vatansever ki bu piçler; vatanı, milleti, dini korumak -öldürerek korumak- gibi ulvi misyonlar yüklemişler kendilerine. sedat peker'e reis diyen azımsanmayacak sayıda genç insan var bu ülkede ve ötüken yolunun yokuşunda kafa tokuşturarak memleketi koruyorlar.

    komplo ya da provokasyon söylemine politikacılar sığındığında canım acımıyor çünkü onların işi bu. ancak, artık sıradan insanlar da her olayda sorumluluktan kurtulmanın bu iğrenç yolunu kullanmaya başladı. sorumluluğu üzerimizden attıkça da bazı şeyleri düzeltmek için çaba harcamıyoruz; kulaklarımız sağır, gözlerimiz kör oluyor. elimiz yüzümüz kan içinde, ne oldu diye soranlara "sivilce patladı" diyoruz.

    türkiye'de işlenen cinayetlerin tamamı komplodur, doğru. ancak bu komplonun planlayıcıları bizleriz, başkaları değil.
    (iki blok otede, 22.01.2007 15:50)
  2. yeni nesil türk geleneğidir. doğuda yüzlerce köy cayır cayır yanıp, boşaltılırken hepsinin komplo olduğu üzerine hemfikirdik yıllar önce. ama elde kalan acı ve gözyaşı sonuçta. her siyasi cinayetin komplo olduğunu düşünsek bile buna alet olabilen insan ırkını yetiştirmenin utancını neremize sokacağız.

    17 yaşında üniversiteye hazırlanıp, kız arkadaşını yatağa atabilmek dışında, kafasından bir şey geçmemesi gereken bir çocuğu yetiştiren kesimin, komploya açık olma ihtimalimidir masum olan. asmak kesmek, sokmak, geçirmek, vurmak, ezmek üzerine kurulu bir tırnak içinde vatan sevgisi nedir ki? hiç tanımadığı, karısını, çocuğunu, aşklarını, gözyaşlarını bilmediği bir insana kahpece arkadan ateş edebilecek vahşilik nasıl vatanı severki? sevgi dediğin şey ona böyle buna böyle değildir ki. evinde kedisi olan bir insan olarak, sokaktaki kedilere tekme atamamki ben. sevgi varsa vardır yüreğinizde. ağzı köpürerek salyalarla vatan sevmek, ayının sahibini sevmesi değilmidir en iyimser tarafıyla. meşhur ayımız (bildiğimiz ayı) uyuyan sahibinin yüzüne konan sineği bir türlü uzaklaştıramayınca yerde duran en büyük kayayla sineği avladığında sinek sahibinin burnandadır. bir insanı sırf insan olduğu için sevemeyenlerin vatanı nasıl seveceğine ikna olabilirim ben. vatan dediğin şey taşlar, sınırlar, kayalar, ırmaklar değildirki, vatan üzerindeki hrantlar, mumcular senler benler ve sonuçta en önemlisi bizizdir.

    bir canına sahip olamayan ülkenin hangi komplo teorisi utancını, vicdanın temizleyebilir. dünya güzeli bir insanı göz göre göre hedef gösteren senin devletin, onu vuran asalak senin vatandaşın, onu korumayan güvenlik güçlerinin maaşını veren senin ülken, saatlerce yerde kurumuş karanfil hüznüyle yattığı kaldırım senin kaldırımın, o zaman al sok nerene istersen o komplo teorilerini. bana kalan ağlamak olsun yeter...
    (anarsist, 22.01.2007 16:22 ~ 19:41)
  3. köklerini almanya yenilince biz de yenik sayıldık söyleminden alan yöntem. halbuki tüm komşularıyla kavgalı olan ülke bu değildir aslında, kendi kendine düşman olan ülke de bu ülke değildir, gizli faşizmin hiç de gizli olmayan bir şekilde meşrulaştığı ülke de bu değildir, siyasetçiler (ve giderek artan millet desteğiyle) gözünde kahraman/gerçek vatandaş olmanın "vatan için kurşun atan da kurşun yiyen de ..." tanımlamalarının yapıldığı ülke de bu değildir, ve ölmenin/ öldürmenin yaşayarak bir şeyler yapmaktan daha önemli sayıldığı ülke de bu değildir.

    olan biten her şey komplolarla olmaktadır aslında. cia yapmaktadır her şeyi (hatta ne cia sı amerika doğrudan), onun yapamadığı şeyler vardı eskiden ki onu da kgb yapmaktaydı (allahtan artık yok öyle bir şey) ama şimdi de mossad var o dolduruyor gereken boşluğu. bir kere jeopolitik önemimiz çok önem arzediyor ve bir de bize petrol çıkarttırmıyorlar ha bir de unutmadan bizim bor kaynaklarımız var onu da kullanamıyoruz.

    ama kendi insanımızı yine biz öldürüyoruz, sadece biz. kendi insanını öldürmede inanılmaz derecede antiemperyalistiz, bu konuda "gericiliğe hakettiği dersi verirken ilericiliğin hakkını tam olarak teslim ediyoruz". öldürme olunca konu, ne amerika ne mossad ne de onların "emperyalist" kuvvetlerine geçit vermiyoruz hemencecik öldürüyoruz.

    biz ölüyor, biz öldürüyoruz. kendi üstümüze kapanıyor ölüm.
    (dannyorum, 22.01.2007 16:29)
  4. (bkz: @1064822)
    (cevabın sorusu, 25.01.2007 01:48)
  5. özellikle son zamanlarda yaşadığımız olaylar sonrası sıklıkla karşılaştığımız bir hadise. mahir kaynak tarzı “bu olay kimin işine yarıyor”, “sebep değil sonuçlar önemli” gibi bir mantık zincirinden güç almaktadır. kanımca, bu hadisenin asıl tehlikesi, yol açtığı/açabileceği gelişmelerdir. örneklerle devam edelim:

    ilk olarak danıştay'a yapılan saldırı hakkında yazılanları okuyalım. (bkz: 17 mayıs 2006 danıştay a yapılan saldırı) dinci kesim ne diyor bu olay hakkında; “efendim yapan kesin akp karşıtlarının maşasıdır” “müslümanları hedef göstermeye çalışıyorlar, hükümeti düşürmeye çalışan güçler bunu yaptırmıştır” gibi yorumları görüyoruz. bunla kalsa sorun olmaz; ama olay olduğu sırada resmi makamların söylemlerini hatırlarsak, hepsi içerik bakımından buna yakın şeylerdi.

    şimdi de hrant dink cinayeti hakkında yazılanlara bakalım. (bkz: hrant dink suikasti) burada da birçok kişi şunları söylüyor “tam da abd’nin, ermeni soykırımını görüşmek üzere olduğu bir anda yapılması ilginç, ya onlar ya da dink’in sorunlu olduğu ermeni diasporası bunu yaptırmıştır”, “devleti güç durumda bırakmak isteyenler bunu yaptırmıştır” vs. yine önceki olayda olduğu gibi resmi makamların, siyasi parti temsilcilerinin de (büyük ölçüde) yorumları bu yönde.

    şunu söyleyeyim, bu iddiaların hepsi gerçek olabilir. danıştay saldırısını recep tayyip erdoğan’a karşı olanlar düzenlemiş olabilir, dink’i milliyetçileri kötü göstermek isteyen birileri vurmuş olabilir veya çok başka bir şey olmuş olabilir (öyle değil mi, sonuçta cinayetin arkasında bambaşka bir şey de çıkabilir, cinayeti azmettiren değilsek bunu bilemeyiz). burada yanlış olan şey; bu olayları yaratan koşulların/ortamın hiçbir şekilde sorgulanmadan üstünün örtülmesi, komplo denilerek yapılan yanlış uygulamalara devam edilmesi.

    danıştay olayı öncesinde hükümet yetkililerinin ne kadar basiretsiz davrandığı ve “gerginliği” arttırmak için ne kadar çaba sarfettikleri ortadayken, gazetelerden danıştay üyeleri hedef gösterilirken, şimdi aynı kesimler hiç rahatsız olmadan komplo diyorlar. komplo olsa kaç yazar, siyasi iktidar olarak senin görevin ülkede böyle bir ortamın oluşmasına izin vermemek; eğer sana komplo kuracaklarsa onlara bu silahı kendi ellerinle vermeyeceksin. kendisini hiç düşünmeden böyle olayların içine atabilecek binlerce maşa var bu ülkede. komplo yapan da senin oluşmasına yardımcı olduğun bu ortamdan yararlanabilir pekala.

    hrant dink cinayetinde de aynısı geçerli. adamı yapmadığı bir “türklüğe hakaret”ten dolayı cezalandıracaksın, linç etmeye çalışacaksın, adalet bakanı kimliğinle ona ve onun yanındakilere “vatana ihanet ediyorlar” diyeceksin, yılın faşisti ilan edeceksin, her ortamda hedef göstereceksin, sonra birileri cinayeti işleyince komplo diyeceksin. komplo olsa ne olur olmasa ne olur? kimse sana sen azmettirdin demiyor ki; "bu ortamın oluşmasına bilerek veya bilmeyerek yardımcı oldun" diyor. yani cinayetleri kimin işlediği önemli değil, bunu anlatmaya çalışıyorum. ne diyordu rakel dink: “bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim”

    devlet yetkililerinin de bu gerekçeye sığınması işin tehlikeli tarafı. çünkü bu sayede hem “gerçeklerin” üstü örtülüyor hem de ondan daha önemlisi olaylara karşı alınacak önlemler değişiyor. sözgelimi hrant dink cinayeti, eğer, ülkede arttırılan linççi hava ve dink’in düşünceleri yüzünden olmuşsa önleminizi buna göre alırsınız. ama eğer bu olay “dış mihrakların” bir oyunuysa, komploysa önleminizi ona göre alırsınız. üzerinde düşünülmesi gereken de zannederim budur.
    (mitya, 13.02.2007 20:24 ~ 14.02.2007 10:55)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil