özellikle son zamanlarda yaşadığımız olaylar sonrası sıklıkla karşılaştığımız bir hadise. mahir kaynak tarzı “bu olay kimin işine yarıyor”, “sebep değil sonuçlar önemli” gibi bir mantık zincirinden güç almaktadır. kanımca, bu hadisenin asıl tehlikesi, yol açtığı/açabileceği gelişmelerdir. örneklerle devam edelim:
ilk olarak danıştay'a yapılan saldırı hakkında yazılanları okuyalım. (bkz:
17 mayıs 2006 danıştay a yapılan saldırı) dinci kesim ne diyor bu olay hakkında; “efendim yapan kesin akp karşıtlarının maşasıdır” “müslümanları hedef göstermeye çalışıyorlar, hükümeti düşürmeye çalışan güçler bunu yaptırmıştır” gibi yorumları görüyoruz. bunla kalsa sorun olmaz; ama olay olduğu sırada resmi makamların söylemlerini hatırlarsak, hepsi içerik bakımından buna yakın şeylerdi.
şimdi de hrant dink cinayeti hakkında yazılanlara bakalım. (bkz:
hrant dink suikasti) burada da birçok kişi şunları söylüyor “tam da abd’nin, ermeni soykırımını görüşmek üzere olduğu bir anda yapılması ilginç, ya onlar ya da dink’in sorunlu olduğu ermeni diasporası bunu yaptırmıştır”, “devleti güç durumda bırakmak isteyenler bunu yaptırmıştır” vs. yine önceki olayda olduğu gibi resmi makamların, siyasi parti temsilcilerinin de (büyük ölçüde) yorumları bu yönde.
şunu söyleyeyim, bu iddiaların hepsi gerçek olabilir. danıştay saldırısını recep tayyip erdoğan’a karşı olanlar düzenlemiş olabilir, dink’i milliyetçileri kötü göstermek isteyen birileri vurmuş olabilir veya çok başka bir şey olmuş olabilir (öyle değil mi, sonuçta cinayetin arkasında bambaşka bir şey de çıkabilir, cinayeti azmettiren değilsek bunu bilemeyiz). burada yanlış olan şey; bu olayları yaratan koşulların/ortamın hiçbir şekilde sorgulanmadan üstünün örtülmesi, komplo denilerek yapılan yanlış uygulamalara devam edilmesi.
danıştay olayı öncesinde hükümet yetkililerinin ne kadar basiretsiz davrandığı ve “gerginliği” arttırmak için ne kadar çaba sarfettikleri ortadayken, gazetelerden danıştay üyeleri hedef gösterilirken, şimdi aynı kesimler hiç rahatsız olmadan komplo diyorlar. komplo olsa kaç yazar, siyasi iktidar olarak senin görevin ülkede böyle bir ortamın oluşmasına izin vermemek; eğer sana komplo kuracaklarsa onlara bu silahı kendi ellerinle vermeyeceksin. kendisini hiç düşünmeden böyle olayların içine atabilecek binlerce maşa var bu ülkede. komplo yapan da senin oluşmasına yardımcı olduğun bu ortamdan yararlanabilir pekala.
hrant dink cinayetinde de aynısı geçerli. adamı yapmadığı bir “türklüğe hakaret”ten dolayı cezalandıracaksın, linç etmeye çalışacaksın, adalet bakanı kimliğinle ona ve onun yanındakilere “vatana ihanet ediyorlar” diyeceksin, yılın faşisti ilan edeceksin, her ortamda hedef göstereceksin, sonra birileri cinayeti işleyince komplo diyeceksin. komplo olsa ne olur olmasa ne olur? kimse sana sen azmettirdin demiyor ki; "bu ortamın oluşmasına bilerek veya bilmeyerek yardımcı oldun" diyor. yani cinayetleri kimin işlediği önemli değil, bunu anlatmaya çalışıyorum. ne diyordu rakel dink: “bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim”
devlet yetkililerinin de bu gerekçeye sığınması işin tehlikeli tarafı. çünkü bu sayede hem “gerçeklerin” üstü örtülüyor hem de ondan daha önemlisi olaylara karşı alınacak önlemler değişiyor. sözgelimi hrant dink cinayeti, eğer, ülkede arttırılan linççi hava ve dink’in düşünceleri yüzünden olmuşsa önleminizi buna göre alırsınız. ama eğer bu olay “dış mihrakların” bir oyunuysa, komploysa önleminizi ona göre alırsınız. üzerinde düşünülmesi gereken de zannederim budur.