kimse ölmeden önce, kimse uçmadan önce, kimse küsmeden önce de bir aile gibiydi burası. o zamanlar da yazıldı çizildi, zirvelerde, özel muhabbetlerde tartışıldı. ama derler ya,
bir musibet bin nasihatten iyidir. kavgalar, kırgınlıklar, sevinçler... hepsi geçici...
her ailede olduğu gibi bizde de küsenler, gidenler olması normaldir ve her ailede olduğu gibi terkedip gidene geri dönmesi için yalvarmak gereksiz ve boştur. kalanların birbirine sevgisi ve saygısıdur artık önemli olan. kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama en azından bir insan olarak, en azından bir canlı olarak saygı duymak zorunda.
dün vefat eden, kırgın olduğumuz bir arkadaşımız da olabilirdi. o zaman bunun ağırlığını taşımayacak mıydık yaşamımız boyunca?