şey, diyerek başlamak istiyoruz, her cümleye. bir şeyler kafamızı kurcalıyor, bir şeyler yapmak istiyoruz… hani nasıl derler garip bir şeyler.aslında ne olduğunu hissedersin ama adını bir türlü getiremediğin cinsten şeyler, bunlar…
post modern hayatlar için, şeyler beliriyor gözlerimizin önünde,bir ressamın çizdiği tabloda, uçuşan bir şeyler… sonra, rüyalarımızda
hayal mahsülü insanlarda görebiliyoruz, artık.hayal olmaktan çıkan şeyler..
bir şeyler için adımlar atıyoruz ,bir şeyler için hayatı ara ara ödünç alıyoruz .. geri veriyoruz boş zamanlarımızı, karşılığında bir şeyler istiyoruz. o şeyleri geri alamadığımızda üzülüyoruz.
felsefe terimleri arasında da bir şeyler arıyoruz. elle tutulur, kanıtlanabilir.
kant’a rastlıyoruz. saf aklı reddettiğine, her şeyin sonradan, deneylerle,deneyimlerle, kanıtlanarak öğrenileceğine ait bir şeyler yazdığını görüyoruz.kant ve kanıtı birleştiriyoruz. hayat iplerini incelten bir şeyler var ,felsefede. çok merak salmamak gerek, diyoruz.
gelişmiş kelimelerin arasına hep aciz bir şeyi sokuyorum. anlamsız ama en önemli şeyi..kelimeleri görünür kılan, kendisi bir hayalet olan, şeyleri.cümleler şeyleri kovma savaşıyla kelimeleri tetikliyor. ama biz hep bir şeyde takılıp kalıyoruz.
başkalarının görmediği bir şey, sadece sizin görebildiğiniz, dünyayı tepe taklak edecek.ne zaman bulunacak?!