belki ilginizi çeker
  1. · madem ateistsin o zaman neden çalıp çırpmıyorsun
  2. · bir ateist ile dincinin iyiliklerinin farklılığı
  3. · öbür tarafı garanti altına almak isteyen kişi
  4. · bir şeyi sadece günah olduğu için yapmamak
  5. · cennete giden her yol mübahtır
gündem
  1. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  2. · ezel
  3. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  4. · sözlük yazarlarının itirafları
  5. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  6. · ugg
  7. · aşk
  8. · touchbiance
  9. · titanic

bir şeyi sadece günah olduğu için yapmamak  

 sayfa  / 2
  1. herhangi bir dine inanan birtakım kişilerde görülebilecek davranış biçimi. bunları madde madde yazıp irdelemek istiyorum.

    bazı insanlar şu tür şeyleri sadece günah olduğu için yapmıyorlar:

    -geneleve gitmek: günahtır. günah olmasa kendine yakıştırır.
    -zina yapmak: günahtır. zinanın anlamını bile bilmez oysa ki. kafasında "nikahsız cinsel ilişki" olarak oturtmuş öyle gitmektedir.
    -hırsızlık: günahtır. günah olmasa başkasının emeğine, alın terine göz dikmek o insan için kolay bir şeydir.
    -sokaktaki kadına bakmak ve laf atmak: günahtır. günah olmasa kendine ve topluma olan saygısını unutup içindeki vahşi insanı dinlemek pek kolay gelecektir kendisine.
    -komşunun karısına kızına göz dikmek: günahtır. günah olmasa diri vücutlu komşu karısını, körpecik komşu kızını tenhada hayal etmenin ötesine gidecektir.

    böyle gider

    burada hayatım boyunca karşılaştığım kimi embesilleri örnek verdim. elbette ki herkes böyle değildir. ancak bunlar da var; bunu kabul etmek gerek. bu insanlar kendilerini sadece dini inanışları ve mensup oldukları dinin çerçevesi içinde oluşturabilmiş, ahlak anlayışlarını da bu dinin getirdiği ahlakla bağlantılı kılabilmişlerdir.

    uç bir örnek daha verelim: ariel şaron, henüz bir asker iken, filistinli kadınlara tecavüz etmek için askerlerini teşvik ettiğini, bunun en doğal hakları olduğunu söylemişti. ariel şaron tevrat'a göre haklı görünüyor. zira tevrat, yahudilere, kendileri haricindeki her ırka köle muamelesi yapmayı emretmiştir. kendilerinden başka her ırkın kanı helaldir.

    buyurun size din çerçeveli bir ahlak anlayışı! kim bunun güzel bir şey olduğunu iddia edebilir?

    bizim toplumumuz için bahsettiğim sorunu milli eğitim müfredatımıza da bağlayabiliriz: din ve ahlak gibi iki kavramı "din kültürü ve ahlak bilgisi" ismi altında bir derste ayrılmaz ikili olarak öne süren, 11 yıl boyunca bunu körpecik beyinlere zerketmekten geri durmayan milli eğitimimiz, yarattığı bu toplumu pek güzel idare etmektedir. helal olsun.

    son olarak şunu sormak isterim: bir toplumda aslolan toplumun değerleri midir; yoksa tanrı'nın değerleri mi? veya şöyle soralım: dinsiz bir toplum ahlâksız mıdır?

    zamanın bu sorulara cevap vereceğinden eminim.
    (eksiksizuyum, 09.02.2006 20:23)
  2. bir şeyi sadece günah olduğu için yapmayan insan yoktur, allah'a inanmış ve günah olmasının sebebini kavrayıp o eylemden uzak durmuş insanlar vardır.
    alkol alan, travestilerle ilişkiye giren bir adam gidip de günahtır düşüncesiyle iddaa oynamamazlık zaten yapmaz.

    alkolün, zinanın ve kumarın bünye ve toplum üzerindeki zararını anlamış olan insan bu adam gibi değildir. zaten dışarıdan objektif olarak bakıldığında da toplum ve yakın çevresi için daha faydalı bir insandır.

    ayrıca günah olduğunu bile bile dinle ve kutsal değerlerle dalga geçerek dikkat çekmeyi, popüler olmayı amaçlamış insanlar, bir şeyi günah olduğu için yapmayan insanlara kıyasla daha kötü bir şey yapmaktadırlar.
    (dedi ki normal, 09.02.2006 20:30 ~ 20:31)
  3. doğru veya mantıklı olmadığı için yapmamak daha akıllıcadır.
    adam öldürmek gibi şeyler için insanın, günah gibi bir kelepçeye ihtiyacı olmasa gerek.
    (squadron, 09.02.2006 22:15 ~ 27.02.2006 00:16)
  4. -günahı işleyip işleyip sonra kiliseye gidip günah çıkarma olanağından yararlanan şanslı hristiyanları ilgilendirmeyen eylem.
    -birçok müslümanın da kurana göre yasak olduğu, yani yaparsa ahirette bunun hesabını vereceği düşüncesiyle, bu hayatta hergün kafasından geçen sapkınlıkları sadece günah olduğu için yapmaması bir anlamda korkudan yapamaması durumu.
    -aklı başında insanların gerçekleştirmeye ihtiyaç duymadıkları eylem.
    (bittersweet, 08.03.2006 01:02)
  5. hiçbir varsayımda bulunmadan konuşmak gerekirse; ahlâk anlayışını, insanlık üzerine düşünerek ya da hâli hazırda düşünmüş olanlara dayanarak değil, evrenin hâkimi olduğuna inanılan bir varlığın bize göndermiş olduğu varsayılan kurallara göre şekillendirmek.

    insan kendini nasıl huzurlu hissediyorsa öyle davranmayı tercih edecektir. evet, bir insan için bir ahlâkı diğerine yeğlemenin tek kıstası budur. daha da ileri gideceğim; kimseni ahlâk konusunda fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmasına da gerek yoktur. tesettürlü kadınların kaçta kaçının din felsefesi üzerine kafa yormuş olabileceği düşünüldüğünde ne demek istediğim anlaşılır. neredeyse hiçbirisi düşünmemiştir, hatta düşünmek için gerekli eğitimi bile almamıştır, ama bu bize onların giyimine karışmamız için gökten inen bir hak olarak görülemez. benzer şekilde, bir insanın bir şeyi sadece günah olduğu için yapmamasına karşı çıkmak için yeterli argüman da hiçbir zaman sunulamaz.

    e peki ahlâk konusunda nasıl argüman sunulur? iyi ve kötü nedir? bana sorarsanız bu konuyu kapatan söz zamanında söylenmiştir: "iyiler ve kötüler yoktur, efendiler ve köleler vardır."**

    durum böyleyken bu konuda karşı çıkmak ne kadar saçmaysa, kendini haklı çıkarmaya çalışmak da o denli saçmadır. onun yerine maçın sonu beklenir. hayatta kalan, haklı olandır.
    (ali kamber, 04.07.2006 13:43 ~ 25.11.2006 12:28)
  6. kişi kendi günahını, sevabını, cennetini, cehennemini yaşamında ayırt edebilecek bir beyine sahip olarak var olmuştur ve var oluşunun sebebi aslında budur, tabi, bu kişiye istediği her şeyi yapma hakkı vermez, zira başkasının özgürlüğünün başladığı yerde benimki biter, sınırlarımızı çizelim, koruyalım. aynı zamanda bu kadar günahtan korkan dindar bir millet olsaydık, hatta dünya böyle olsaydı, sokakta her dakika gözle veya lafla tacize uğramazdık, trafikte birbirimize küfretmez, milleti kazıklamaya çalışmazdık, sokakta kapkaç olmaz, kimse tecavüze yeltenmezdi, çocuklara eziyet edilmez, kaybettiğimiz cüzdanımız bize geri gelirdi ve bu örnekler uzar gider...
    (rita, 25.04.2007 22:35)
  7. üftade hazretleri talebelerini toplamış..gidin,demiş, dört kuş tutun, kimsenin görmediği bir yerde öldürün ve bana getirin..talebeler dağılmış denileni yapıp gelmişler..ama aziz isimli talebe eli boş dönmüş..üftade hazretleri sormuş: "evladım neden denileni yapmadın?" talebe cevap vermiş: "kimsenin görmediği yer dediniz. allah'ın görmediği yer var mı ki?"

    bu şuura eren insandır..

    not: o aziz, şimdi dualarla ve sıcak gönüllerle türbesine vardığımız aziz mahmud hüdayi hazretleridir..
    (gölgeningücü, 25.04.2007 22:46)
  8. eğer bir müslümandan bahsediyorsak kişisel hayatında seküler bir düzen* ile şerî bir düzen arasındaki tercihi şeriatten yana kullanmak demektir. bu tercihin, davranışlarının sebebini açıklama konusunda insana bir yetersizlik ya da fazladan güç getirdiğini sanmıyorum. ancak iki yaklaşım arasında toplum içindeki düzeni kurmak açısından önemli bir fark olduğunu düşünüyorum. "cezası cehennemde yanmak olduğu için tecavüz etmiyorum." diyen insanla "cezası ceza hukukuna göre 6 yıldan 10 yıla kadar hapis olduğu için tecavüz etmiyorum." diyen insan arasında benim gözümde temel bir fark vardır. tek farklılık boyun eğdikleri otorite değildir.

    insanlık tarihinde ahlak ve din kavramlarının iç içe geçmiş olduğu gerçeğini reddetmeden davranışlarını tamamen maddî sebeplere bağladığını iddia eden insanla tamamen manevî sebeplere bağlayan insan arasındaki farkı konuşalım:

    insanlar arası hukuk ve dine bağlı olmayan (dualist olmayan) bir ahlak anlayışına göre davranışlarını kısıtlayan insan, bu dünyada hemen gerçekleşebilecek ve şartlarını kişiye dayatan kurallara uyduğu için rasyonel bir davranış sergilediğini iddia edebilir. aynı zamanda oyun teorisi açısından analiz edilebilir bir insandır. bu insan karşımıza çıktığında nasıl davranacağını az çok somut nedenlere dayanarak kestirebiliriz.

    şerî hukuka göre davranan ve davranışlarının tek sebebini buna dayandıran insan ise yaptığı seçimlere hiç bir rasyonel dayanak getiremeyecektir. rasyonellik müslüman olmanın şartlarından birisi değildir*. dolayısıyla bu tutumda bir tutarsızlık veya bence eleştirilecek bir yön yoktur. ancak ortalıkta din adı altında dolaşan her şeyi "gerçek" diye görmenin salaklığından dem vurup başka insanların inançlarını küçümseme hakkını kendinde görmek, bir yandan da yaptığı öznel tercihe rasyonel ve mantıklı açıklamalar getirmeye çalışmak mantıksızlığın ve tutarsızlığın dik âlâsıdır. ayrıca toplumsal düzenimizi başka insanların ölümden sonraki hayata dair inançlarına güvenerek düzenlemeyeceğimiz apaçık ortadadır.

    nesnel olarak doğrulanamayacak bir iddiaya inanmak ve davranışlarını bu iddianın doğruluğuna göre şekillendirmek yetmez. tutarlı olmak için bu inancın nesnel geçerliliğini sorgulayanlara, davranışlarının ardında yatan sebeplerin rasyonel olmadığını ortaya koyanlara sabretme gücüne de sahip olmak gerekir. "hem rasyonel olayım hem inancım sağlam olsun hem de herkese karşı bunu nesnel olarak savunayım." ne yazık ki mevcut koşullar içerisinde gerçekleşmeyecek aç gözlü bir istektir.

    ----
    düzeltmeler için evrimdışı'na teşekkürler.
    (recai pengül, 28.05.2007 19:53 ~ 29.05.2007 00:46)
  9. öldükten sonra ödülünü alacağını bilen, ümit eden insanlar için gayet sıradan durum..
    (bobysi, 28.05.2007 20:05)
  10. kutsal kitaplarda yazanlara inanmaktır,günah işlemekten korkmaktır. başka bir açıklaması yoktur. kurallara uymak gibi bir şeydir işte. zaman zaman kuralları çiğnemediğimiz olmaz mı hiç?
    (ellisande, 28.05.2007 22:01)
  11. erdem ve iradenin en üst seviyelerinden biridir..
    (gölgeningücü, 28.05.2007 22:02)
  12. bir şeyi sevap olduğu için yapmak kadar mantıklı bir durumdur, tercihtir, saygı duymak gerekir.
    (medium, 28.05.2007 22:04)
  13. günah olan herşey zaten zararlı olduğu için (biz anlasakta anlamasakta) insanlara hem bu dünyada hem de ahirette faydalı olan harika bir eylem...
    (44leon44, 28.05.2007 22:07)
  14. ahlaki değildir. kişiyi "müslüman" yapabilir ama, ahlaklı bir birey yapmaz.

    edit: kesinlikle bu "islam" üzerinde bir etki yaratmaz. islam, ahlaki olanı öğütler, emreder. fakat; uygulayan birey, "doğru" olduğu için değil yalnızca "zorunluluk" doğrultusunda bu kurallara uyarsa, yukarıda belirttiğim durum oluşur.
    (thedewil, 28.05.2007 22:22 ~ 23:25)
  15. bunu yapmayan insan zaten onun kötülüğünü ne gibi zararı olduğunu bilerek yapmıyordur. ikicisi bilmiyor olmuş olsa bile ve günah diye yapmıyorsa o da ayrı bir övgüye sahiptir ayrıca. demek istediği şudur allah'ım ben senin koyduğun yasalara istemiş olsam bile uyuyorum nefsime karşı çıkıyorum. herşey bu kadar basit. islamiyete inancı olmayan birinin bunları rahatlıkla yapabilecek olması mı daha iyi yoksa müslüman birinin günah olduğu için yapmaması mı? yorum her zaman sizindi şimdi de öyle.
    (dengesek, 28.05.2007 23:39)
  16. (denizden salvarsiz cikan adam, 28.05.2007 23:52)
  17. bana iki yüzlülükmüş gibi geliyor. iyilik yapmakta öyle sırf sevap diye, değilmiki bunun karşılıksız olanı güzel? örnek olarak büyük bir rahatlıkla aziz nesin'i verebilirim. (bkz: nesin vakfı)
    (adsız, 28.05.2007 23:59)
  18. bazı mantığına yandıklarımın özgür irade ile bağdaştıramadıkları şeydir. aslında bu özgür iradenin ve güçlü iradenin ta kendisidir. günah diye tanımladığımız şeylerin çoğu nefse hoş gelecek, onu azdıracak şeylerdir. insan da yaratılıştan nefsini memnun etmeye meyillidir. buna rağmen bir insan nefsine gem vurup, nefsinin hoşuna gidecek bir şeyi günah olduğu bilinci ile yapmaktan kendisini alıkoyuyorsa, bu özgür irade değil de nedir?
    (easy company, 29.05.2007 00:11)
  19. islamiyette günah, sevap ilişkisi tamamiyle nefse dayanmamaktadır. ayrıca ben mi yanlış görüyorum yoksa başlığın başında sadece mi var? ve iyi insan olmak için dine ihtiyaç var mı? ille ite kaka mı olucak herşey.
    (adsız, 29.05.2007 00:22 ~ 00:22)
  20. günah olan şeyler kesinlikle kimsenin "ulan günah diye yapmadığın için dünyaya zarar veriyorsun denyo" diyemeyeceği şeyler olduğundan bu önerme gayet yararlı bir kavram olarak durmaktadır. günah olan bir çok şeyi yapan birisi olarak diyebilirim ki; günah diye içki içmeyenler, zina yapmayanlar, yalan söylemeyenler vs.ler eğer bana ilişmeyip kendileri "atalet"lerini koruyorlarsa başımın üzerlerinde yerleri vardır.
    (draco, 29.05.2007 00:24)
  21. islam dininde günümüz toplumu açısından faydalı olabilecek bazı kuralların varlığı burada yürütülen tartışma ile ancak ikincil derecede bağlantılıdır. kimse bu tür kuralların ve yasakların olmadığını, islam dinindeki tüm kuralların irrasyonel olduğunu iddia etmedi. dolayısıyla kumar, alkol ve zina gibi konulardaki yasakların modern toplumda ne derece uygulanabilir ve yararlı olduğu kimsenin argümanlarını geçersiz hâle getirmiyor.

    dindeki yasaklara rasyonel gerekçeler bulma çabası içerisinde giren bir insanın, inancını rasyonel sebeplere dayandırmak istediğini düşünürüm. eğer istemiyorsa giriştiği bu çabanın da bir amacı yoktur.

    bir kez bu inancı akla dayandırma çabası içine girince de kendisine tartışmaların sonunda karşımıza çıkabilecek, makul hiç bir gerekçesi olmayan (bilinmeyen) bir yasak karşısındaki fikrini sorarım. alacağım cevap elbette "islam dininden vazgeçerim." değil "allah'ın hikmetinden sual olunmaz. günah olan bir eylemi gerçekleştirmem." olacaktır. e nerede kaldı rasyonalite? "böyle bir yasak asla bulunamaz." demek de seçenekler arasında ama bu da zaten varmak istediğimiz noktayı ön kabul alarak tartışmaya başladığımızı gösterir. burada da bir çözüm yok.

    rasyonalite islam'ın şartı değildir. rasyonel olmak da öyle bizi bulutların üstüne çıkaran, diğer insanlardan üstün kılan ve hayat bulmacasını çözen sihirli bir anahtar değildir. yanlış anlaşılmasın, bir yaklaşımı diğerine üstün tuttuğumu anlatmaya çalışmıyorum. ne var ki hem rasyonel olup, dindeki tüm yasakların illa ki akılcı sebeplere dayanacağını iddia etmek hem de tutarlı kalmak bence mümkün değildir. yukarıda anlatmaya çalıştığım da bu görüştür. bence eğer kişi islam dinini kendisi için doğru olarak seçtiyse yani teslim olduysa bazı eylemlerin sadece günah olduğu için yapılmayabileceği düşüncesini bu kadar da yanlış bulmamalı, her yasağa akılcı açıklamalar getirmeye çalışmamalıdır. hele hele bu başlıkta incelenen "bir işi 'sadece' günah olduğu için yapmayan insana" destek çıkmayı çok da gerekli bulmamalıdır.
    (recai pengül, 29.05.2007 00:41 ~ 10:39)
  22. bu zorunda olduğu için yapmamak değil yapmaya vicdanı elvermediği için yapmamaktır. yapması gerekli olduğu halde bir şeyi yapmayan insan hiç değilse yapmaması gereken bir şeyden uzak durmalıdır. mesela namaz kılmıyorum ama içki de içmiyorum gibi.
    (yusufcuk, 29.05.2007 10:51)
  23. inançların doğrultusunda hareket etmektir.

    vatandaş için günah kelimesini çıkarın kanunları koyun
    sosyal birey için günah kelimesini çıkarın ahlak kurallarını koyun
    çalışanlar için günah kelimesini çıkarın işyeri kanunlarını koyun
    vs vs

    hepsinde ortak nokta hareketlerin düzenlenmesi ve dolayısıyla kısıtlanmasıdır, ama hoşunuza gitsin ama gitmesin. ben bu ülkenin vatandaşıyım diyorsanız ya kanunlara uyarsınız ya da müeyyidelerine katlanırsınız. kimse kimseyi de işte bu adam kanunlar olmasa hırsızlık yapacak diye suçlayamaz sonuçta eylem tamamlanmamıştır ve birey kısıtlanmıştır.

    yoksa aramızda minority report (azınlık raporu) izleyip gaza gelenler mi var.
    (sobanın kenarına kıvrılıp uyuyan kedi, 29.05.2007 13:16 ~ 13:18)
  24. tartışmaya ve doğru bulduğumuz şeyleri farklı farklı şekillerde anlatmaya devam. ama ne cin ali olmak ne de karşımızdakini cin ali'nin topacı olmakla suçlamak insana yakışmıyor.

    kuran'daki emirler arasından akla uygun gözükmeyenleri, akılcı bir sebebi bilinmeyen yasakları/uygulamaları burada listelemeye çalışmak ve tartışmayı tek tek böyle olduğunu düşündüğümüz/düşünmediğimiz emirler üzerinden yürütmek mümkün. ancak bu tür bir tartışma bizi esas sorudan uzaklaştıracaktır. esas soru her emir için mutlaka akılcı bir açıklamanın bulunma zorunluluğun olup olmadığıdır. pratik soru şudur: bilinen akılcı bir açıklaması olmayan bir uygulama veya emirle karşılasırsa, inanan bir müslümanın tavrı ne olmalıdır?

    benim bu soru karşısındaki tavrım net. eğer bir insan islam dinini doğru olarak kabul ettiyse ve teslim olduysa akla uygun bulmadığı bir yasak karşısında inancı sarsılmamalıdır. o yasağı "bir gün akılcı bir açıklamasını bulurum." umuduyla değil ama sadece ona karşı gelmek günah olduğu için uygulamalıdır. bu insanın rasyonel olduğunu iddia eden var mı? (rasyonel: akla uygun davranan). bu insan karşısına bu tür akla ters bir yasak hiç çıkmasa bile biz bu akıl yürütmeyi tekrarlayabiliriz. bunu kuran'daki emirlerin akla uygunluğu veya uygunsuzluğu değil, inandığını söyleyen insanın beyanı mümkün kılmaktadır.bu da neden tartışmayı tek tek akla uygun olduğu/olmadığı iddia edilen hükümler üzerinden yürütmediğimiz sorusuna başka bir cevaptır.

    hadi daveti kabul ettik diyelim: varsayalım ki islam dininde akla uygun olmayan bazı hükümler bulmaya çalışacağız. bunun beyhude bir çaba olduğunu iddia eden insanın islam dinindeki tüm hükümleri incelediğini ve hepsinin uygunluğunu doğruladığını düşününebiliriz. bu mümkün müdür? bir müslüman kuran'da yazan her emrin ve bildirilen her uygulamanın ardında yatan esas sebebi bildiğini iddia edebilir mi? böyle bir iddia küfür değilse bile en azından küstahlıktır benim gözümde.

    her emre, her yasağa ve her uygulamaya akılcı bir açıklama bulacağını iddia etmek insanın başına olmadık belalar sarar: islam dininde hz. muhammed'in kıldığı gibi namaz kılmamız emrediliyor. nedir bunun ardında yatan sebep? günde beş defa kasları çalıştırmak ve temizlenmek midir? yoksa günde beş defa allah'ın huzuruna çıkmak ve kişinin iç dünyasını sürekli bir disiplin altında tutması mıdır? neden günde dört ya da altı değil de beş defa? neden tam da olması gereken bu vakitlerde? neden tam da hz. muhammed'in kıldığı gibi? neden cuma günü öğle namazının cemaatle beraber kılınması gerekiyor da perşembe akşam namazının değil? islam dini akla hitap eder, diyerek tüm bu sorulara cevap arayışı içine mi girmelidir müslüman? bir yerden sonra artık saçmalık derecesine varan bu ayrıntı soruların çıkma sebebi ve nasıl engellenebileceği umarım açıktır.
    (recai pengül, 29.05.2007 23:06 ~ 30.05.2007 08:37)
  25. haramdan sadece günah olduğu için kaçınırken rasyonellikten de taviz vermek istemeyen müslümanın çıkış noktası bu günahlardan uzak durmanın kendi inanç çerçevesi içinde rasyonel olduğunu iddia etmek değildir.

    "allah'ın varlığına ve kuran'ın onun sözü olduğuna inanıyorum. o hâlde günahlardan uzak durmak benim için rasyoneldir." diye akıl yürütmek bence kaçak güreşmek. bu akıl yürütmenin "çilek ağacından sapan yapmanın ölümden sonraki hayatta benim için zararlı olacağına inanıyorum. o hâlde bu inanç çerçevesi içinde çilek ağacından sapan yapmamak benim için rasyonel bir harekettir." demekten farkı yok.

    toparlamak gerekirse, islam inancı en temelinde kulun teslimiyetini ister. kuran'daki her emrin ardında yatan gerçek sebebin aklî olduğunu iddia etmek allah'ın ne düşündüğünü bildiğini iddia etmeye denktir. bu gerçek apaçık ortadayken bir müslümanın uyduğu her emrin akılcı bir sebebi olduğunu iddia etmesi dayanaksız kalır. çünkü her emrin akılcı bir sebebi olduğunu gösteremez (kendi inancı gereği). her emrin akılcı bir sebebi olması gerektiğini iddia etse bile bu da kendi inancından beslenen döngüsel bir mantık kurgusu olur, bize bir şey ifade etmez.

    buraya kadar yargılama yapmadan, sadece akıl yürütmeye çalıştım. "hangi tip insanı tercih edersin?" diye fikrimi sorarsanız, "duruma göre değişir." cevabını veririm. davranışlarını dualist veya evrensel bir ahlaka göre değil de pratik şartlara göre belirleyen bir insan en azından kestirilebilirdir. muhtemelen fırsatını bulduğunda sizi kazıklamaktan dolayı vicdan azabı çekmez ama numarası ortaya çıktığında dayak yiyeceğini biliyorsa da kazıklamaya niyetlenmez. iyi bir ticaret ortağı olabilir, oyun teorisini duruma uyarlayabileceğiniz için. öte yandan ıssız bir adada yanıma dini bütün bir müslümanı mı yoksa bu tür bir adamı alacağımı düşündüğümde cevabım dini bütün arkadaştan yana olur. ya da sokakta yere düşürdüğüm 1000 dolar içeren cüzdanımı allah'tan korkan bir insanın bulmasını isterim. çünkü o parayı cebe atıp çatır çatır yememek için ya ölümden sonraki yargılamaya inanan birisi ya da her ne şekilde olursa olsun kendisini bu eylemi yapmaktan alıkoyan bir tür ahlakın varlığına inanan birisi olmak gerekir.

    oldukça hassas bir konu hakkında ahkam kesmiş olduğum için bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim. şöyle bir baktım da, düzgün düzgün tartışmaya çalışırken bir duvar kadar anlayışsız, cin ali'nin topacı kadar dönek, gülünç, küstah ve ahlaksız olmakla suçlanmışım. şimdi görünce bile kızıyorum bunlara, zamanında iyi dayanmışım. bazı insanların bu kadar kişisel bir konuda anlamadan ve anlamaya çalışmadan saldırması anlaşılır. çabam, geriye kalan çoğunluğun beni anlaması.

    (bkz: bu giride hiçbir inanca saygısızlık yapılmamıştır)
    (recai pengül, 16.08.2007 20:33 ~ 17.08.2007 21:38)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil