düşlenen şehir "sıla" dediğimizdir, yahut sevgilimizin memleketidir, güzel günler geçirdiğimiz yerdir, okuduğumuz şehirdir...
"şerefü'l-mekan bi'l-mekîn" "mekanın şerefi içindekilerledir" darb-ı meselinde geçtiği gibi her halukarda içindeki insanlar için düşleriz şehirleri..istanbul her şeyiyle düşlenir ve rüyalardaki tatlılığı yaşatır..
bir şehir düşlüyorum deniz kenarında ufak bi kasaba gibi.tanıdıklar,akrabalar çoook uzaklarda herkese yabancıyız tanıdık bir tek sen varsın.kimse karışmıyor bize dilediğimiz gibi dilediğimiz kadar eğleniyoruz.hayal ettiğimiz ve özlediğimiz herşey var orda.çocukluğumuzdan beri gitmediğimiz lunapark mesela.istediğimiz saatte sadece bizim için çalışıyor bütün oyuncaklar.önünde de vazgeçilmez pamuk helvacı.denizin kıyısında bir evimiz var hemen önünde deniz ve denizde bizi istediğimiz yere götürmek için hazır bekleyen bir gemi.gece gemiyle açılıyoruz yine sadece ikimiz.sen denizin tam ortasında bana gitarla şarkımızı çalıyorsun.sonra eve dönüyoruz...bizim evimize...istediğimiz gibi döşenmiş ufak sevimli bir evimiz var.bir de fazladan odamız var henüz olmayan kızımız ada için.televizyonda biz ne istersek o yayınlanıyor ve biz o gece melekler şehrini istiyoruz ben senin dizine yatıyorum ve filmi izliyoruz.ama film bu sefer farklı bitiyor,filmin sonunda meg ryan ölmüyor çünkü bu şehirde ölüm yok...
ilkay akkaya'nın yine adlı albümünde bulunan diyarbakır için yazılmış bir parça.
"bir şehri düşüme almışım
yarim seni orda görmüşüm
bir kalpsize gönül vermişim
şimdi ölüm benim amed içinde
bir gece bir gün olmuşum
şiir huylum hasret kalmışım
yari el koynuna göndermişim
şimdi yangın benim amed içinde
amed şehrim benim
sende saklı tüm düşlerim
amed yaram benim
sende kaldı tüm düşlerim
ben ne yanlışa meğil vermişim
yar yerine karanlık sarmışım
bağrıma yıldız basmışım
şimdi hasret benim amed içinde
bir damla bir sel olmuşum
dicle'yim aşka akmışım
koynumda resmin yatmışım
şimdi vuslat benim amed içinde
amed şehrim benim
sende kaldı tüm düşlerim
amed yaram benim
sende kaldı tüm düşlerim"
muhtemelen ya doğup da yaşamadığınız ya da hiç gitmediğiniz ama gitmeyi arzuladığınız şehri obsesiflik derecesinde hayal etmektir.
ilk ihtimali değerlendirecek olursak diğerinden daha üzücü bir şey olduğunu çıkarmak hiç de zor değildir.bir düşünün sokaklarında poponuz bezli iken koştuğunuz , koşarken düşüp aniden kalkıp annenize babanıza bakıp hiç bir şey olmadan koşmaya devam ettiğiniz şehirdir . size şarkılar dinletir , en ufak bir şeyde onu hatırlarsınız . ama arada varolan bu sevgi platonik değildir. otobüs belkahve yokuşunu tırmanmaya başladı mı kalbinizin içindeki saat tik tak etmeye başlar . gözünüzü yol kenarındaki uyarı levhalarından ayıramazsınız . 10 km .....5 km ..... ve o güzel şehir tüm güzelliğiyle size kucağını açar . hatta ilk inmek istersiniz ve herkesden önce kalkıp kapıya doğru adım atmaya başlarsınız . oraya gittiğinizde tüm çocukluğunuz gözünüzün önünde belirir , duygulanırsınız , gözleriniz dolar ama bundan büyük bir haz duyarsınız . küçücükken babanızın elinden tutup vapura pır pır eden bir yürekle binişinizi nasıl unutabilirizki bir daha vapura binerken ? ya da anneniz ile birlikte yem satan dedenin yanına gidip yem alırken içinizdeki kuşlara yem atma aşkını , bir daha o meydana gittiğiniz de hatırlamama ihtimaliniz var mıdır ? ilk defa ebeveynden ayrı dışarı çıkışınızı , lise servisine binerkenki heyecanınızı , ilk aşkınızı , kordonda oturup sohbet etmelerinizi nasıl unutabilirsiniz ? unutulmuyor işte .... unutulmayacak da aranıza böyle bir sevgi var olduğu sürece ! ama en kötüsü ne biliyormusunuz ? tüm bunları sizin için mükemmel olan şehirden başka bi yerde hatırlamak , düşlemek ve bir daha düşlemek ...
ikinci ihtimal ise daha ütopiktir , daha polyannacadır düş kuran kişi için (en azından şimdilik) ...kendinizi bildiğinizden beri bir ülke ile igili her şeyi öğrenmeye çalışıyorsunuz;coğrafyasını,tarihini,ekonomisini,kültürünü...ve belki de kafanızda ütopya olarak belirlediğiniz alan orasıdır sizin için. ve 'acaba' nın içinde bulunduğu milyonlarca cümle kurmaya başlarsınız...
-acaba oralı olsaydım hangi şehirde yaşardım?
-acaba oraya gidebilecek miyim , elime böyle bir fırsat geçecek mi?
-acaba kuzey ışıkları hangi şehirden daha güzel gözüküyor?
-acaba ordaki eğitim sistemini buraya getirebilirmiyiz?
-acaba ....
...
..
.
ve bu böyle sürer gider . çünkü orasını kafanıza mükemmel yer olarak kodlamışınızdır ve düşledikçe düşlersiniz düşleriz düşlerim ... .. .