mevzu bahis toplumda kişi başına düşen komplo teorisi sayısının bireylerin hayatları boyunca okudukları kitap sayısından fazla olduğunun görüldüğü anlardır.
o ülkenin lisesinden mezun olan çocuğun daha en temel seviye bile eğitim almamış gibi olması
kişi başına kağıt tüketiminin ortalama alınamyacak kadar düşük olması
duvarlarda "dünya x olsun" yazması
o ülke dışındaki bir milletin milliyetçilerinin öldürülmesi, arkalarından "yazık oldu yanlış anlaşıldı" denmesi. bunu diyen en sözde aydınların bile "yanlış anlaşıldığı için öldürülmesine üzüldük yoksa bir azınlık milliyetçisi bunu afişe ettiği an ölüdürlebilir mübahtır"a inanması
daha düne kadar her başı sıkıştığında kıçını kurtarmak için yamanan yanıbaşındaki aşiret liderinin ülkene her gün esip gürlemesi buna karşın baştaki yöneticilerin en ufak bir tepki göstermemesi, konu açıldığında lafı değiştirmek için sürekli kıvırmaları
daha da beteri halkın %30'dan fazla bir kısmının bu rezilliği onaylaması
edit: %46 çıktı, boğazımıza kadar sanıyorduk meğer kafamız da batmış
genel seçim arifesinde güvenebileceğimiz bir partinin olmadığı an...oyumuzu gönül rahatlığı ile verebileceğimiz bir liderin olmadığı an ve atanmışların seçilmişlerin basiretsizliği yüzünden sorumluluk almaları ve gerekeni yaptıkları an
tüm havaalanlarında vatandaşlarının 45 dakika boyunca arandığı, sınır bölgelerinde yer yer 2 saat bekletildiği; yabancı bir ülkenin bir dans klübünde biriyle tanışıldığında ilk 1 saat güle oynaya konuşulan, sohbetler edilen, dans edilen kişinin türk olduğunu öğrendiğinde önce dumura uğraması, "ne yaptım ben? gidip hemen yıkanmalıyım... yok yok en iyisi kiliseye gidip papaza günah çıkartayım." diyen bakışları atması ve hemen ardından hiçbir şey söylemeden kaçarcasına arkasını dönüp gitmesi;polizeinin bekleme salonlarında -bir tek türk vatandaşlarına- bütün insanların içinde " kimsin ? niye bekliyorsun burada ? " şeklinde sorular sorması, herkezin içinde küçük düşürmesi...
daha bunun gibi zilyon örnek olması.
ama en kötüsü bundan 90 yıl önce kurtuluş savaşıyla ülke onurunun ne demek olduğunu tüm dünyaya gösteren şerefli bir milletin tüm bu tavırlar karşısında hiçbir şey olmamış gibi davranması, kafasını eğmesi, gömleğini düzeltmesi; dişini bile sıkmaması.
ülkeyi bölmek istediklerini her yerde cesurca söyleyen adamların, terör örgütünü cumhuriyet rejiminin orta yerine sokma amaçlarının çoğunun gerçekleşmesidir. üniter devletin anayasasına bağlı olan* belediye başkanının teröristin cenazesine, başsağlığına gitmesi, devletin arabasını leş taşıma işine tahsis etmesi ve siyasi idarenin bu durumu normal karşılaması boka bulaşmanın ötesinde boka batıldığının en açık göstergesidir.
kpss ve buna benzer sınavlar ile, devletin, üniversitesine alırken elediği vatandaşlarını, mezuniyetlerinden sonra tekrar eleme çalışmasına giriştiği anlar.
- liderinin hakkında çeşitli suçlardan henüz çözümlenememiş davalar bulunan parti(ler)in hatırı sayılır miktarlarda oy aldığı
- şaka gibi görünen seçim vaatlerinin ciddi ciddi tartışıldığı
- görüşe değil, kişiye oy verilen
- seçmenleri dört yılda ters köşedeki bir partiye gönül rahatlığıyla kayabilen
- kırk yıl boyunca aynı kişilerden usanılmaksızın bir şeyler beklenen, yeni şeyler üretmeye çalışanlarınsa ya laiklik düşmanı, ya şeriatçı, ya anarşist, ya vatan haini ilan edildiği ülkeler
batmak ne kelime, içinde yüzmektedir.
bir de şöyle bir şey var belki alakalıdır:
"bir ülkede küçük insanların büyük gölgeleri çıkıyorsa o ülkede güneş batıyor demektir."
çin atasözü
yıllardır halkın hassasiyetlerini sömürerek iktidar olma telaşıyla bir birleriyle yarışanların artık iyice zıvanadan çıktığını ve halkın inatla kendini dolandıran bu zihniyeti baş tacı ettiğini.laik ülkeyiz dememize rağmen inatla dini kaygılara dayalı partilere,dini kaygılarla oylarımızı sömürttüğümüzü gördükçe anlaşılan anlar.
ülkenin amerikaya,yabancılara peşkeş çekildiği andır..devletin fabrikalarını,telekomunu,tekelini kendi çalıştırmak yerine özelleştirdiği andır..yabancı zenginlerin türkiye de kdvsiz faizsiz iş yaptığı andır..dışardan milyarlarca dolar getiren yabancılarla ülkenin ekonomisini düzgün göstermeye çalıştığı andır.. ülkemin polisine askerine el kaldıracak duruma gelindiği andır ülkenin boka battığı an...hatta kendi reklamını yapsın diye hükümetin bazı yayın organlarının borçlarını sildiği andır...
milliyetçilik başlığı altında ırkçılığın doruğa çıktığı anlardır.
fikirlere saygının olmadığı, düşüncenin adamı ölüme götürdüğü anlardır.
hakedene hakettiği değerin verilmediği, haketmeyenin tepelerde olduğu anlardır.
en kutsal şeylerin sömürü haline geldiği anlardır.
demokrasinin bile saçmalardan seçmeler haline geldiği anlardır.
bir boku bile sevebildiğin anlardır.