duyduğum acıklı sözlerden biridir. ufaktık ve sezerciğin küçük eşeğini şişko çocuk alacaktı. babasının parası çoktu.biz üzülürdük falan.
bir nesil psikopat yetiştik bunların yüzünden.
sezercik filmlerinden birinde belki aynı filmde başka acıklı bir olay daha vardı. sezercik şeker satıyordu ama sattığı şekerlerden tadamamıştı öyle ya satıp para kazanması gerekiyordu. şöyle bi diyalog vardı
s: tatlı mı ?
ç: hımmm baldan tatlı !
s:payam olunca ben de yiceeemm
bir zamanların meşhur çocuk yıldızı sezercik'in filmlerinden birinde geçen meşhur cümledir. film; çok zengin bir ailenin küçük oğlu olan sezercik ni ha ha ha gülüşüne sahip olan çocuk taciri, kapkaççı babası erol taş tarafından kaçırılıp,özel tekniklerle eğitilerek komple bir piç olarak yetiştirildiği. ama içgüdüsel bir şekilde yaptığının yanlış olduğunu düşünen sezercik'in bir gün iş sırasında öz babası olduğunu bilmediği öz babasınca yakalandığında psikolojik yıkımla doğru ve yanlışı farkettiği. erol taş'ın elinden kaçarak ve ailesine ve vatanına hayırlı bir evlat olma planları yapıp milleti bu amaç için örgütlemeye çalıştığı ama ne çare, erol taş'a ilah gözüyle bakıp " o bizim babamız o ne derse o olur" diyen çocukları kandıramayacağını anlayınca çareyi tek başına kaçmakta bulan ama "benide al, benide al" diyen bir kıza gönül verip, boşluğunu yakaladığı bir anda yanına 1 kız ve 1 bebek alarak kaçarken yakınlardaki bir mağaraya sığınarak orman çocuğu mogly tadında kendini bu kız ve bebeğe adayan sezercik'in çok çabalayıp, çok uğraşıp, 2 üniversite bitirmiş olanların bile açıkta kaldığı bu ülkede "lan git bacak kadar boyunla" diyenlerden iş bulamayınca, eski mesleğine geri dönme kararı aldığı ve sağdan soldan yararlı bulduğu şeyleri araklarken, birgün hain bir planla tuzağa düşürülüp yaptıkları itiraf ettirilen ve haline acıyan bir sütçü tarafından işe alınıp birde altına bir makam eşeği verilen. gel zaman git zaman allah'ın yürü ya sezercik, yürü ya kulum dediği, onunda bu sayede baya para kazandığı ancak çeşitli nedenlerden dolayı kız ve bebekten ayrıldığı için yanlız kaldığını düşünen sezercik'in. öz ablası olduğunu bilmediği sakat öz ablası onu dürbünle izlenirken yanındaki eşeğin kimsesiz çocuklar için güzel bir hediye olduğunu düşünülen. bu yüzdende ablasına yazan elemanın koşturup eşeği satın almak için para önerdiği ama asil çocuk sezercik'in "o satılık değil" dediği, öncelerde kabül etmediği halde, sonradan ablası olduğunu bilmediği sakat öz ablasına acıyıp "al lan köpeğin olsun" dediği ve eşeğin açık arttırmada satılmasına rağzı olurken, gizli gizli bu zengin eve girme planları yaptığı. açık arttırmanın yapılacağı gün tüm zengin piçleri mekana dolup nihahaha benim babam çok zengin istersem seni bile alırım nameleri ile sezercik'i aşalayıp, ezerken, eşeği hakkındada binicem üstüne vurucam kırbacı vs.denen bir senaryo üzerine kuruludur.
sanki zengin çocuklarının fantezilerini eşek kırbaçlamak süslüyormuş gibi bir izlenim yaratan sahnedir.
sezercik "hayıırr!" dediğinde verdiği cevap da çok ilginç
"nedenmiş, babam çok zengin benim..."
yani bu şu demek:
babam zengin olduğu için memleketteki bütün eşekleri kırbaçlama hakkına doğal olarak sahibim.
türk filmlerindeki tipik "zengin kötüdür" modelidir bu.
çünkü zengin olup aynı zamanda iyi olabilmek sadece hulusi kentmen'e mahsustur.
bu sahnedeki zengin çocuk, nuri ise esasında hayatı yokluklarla geçmiş, yeşilçam'da arasıra çıkan bu küçücük sahnelerde rol alarak hayatını kazanmaya çalışmış zavallı bir adamdır. bahçelievler'in en eski sakinleri onu yakından tanırlar. yani hayatında hiçbir eşeği kırbaçlamadığı gibi bizzat hayatın kırbacını yemiştir.