bana bir mağazaya gitmeden önce hakkında sözlüğe ne yazılmış acaba diye bakmayı öğreten, doğru düzgün bir call center'a sahip olmayan, bir daha kapılarından geçmeyi planlamadığım kendi değimleriyle teknoport.
(bkz:
@1050933) numaralı giride arkadaş anlatmış başına gelenleri kulaklıkla ilgili, insan okumadan gider de kulaklık alır mı burdan. alan alıyor tabi, sonrası ise tam bir işkence. alıp kullanmaya başladığım kulaklık ilk gün güzel güzel çalışırken ikinci gün birden çalışmayı kesti, götürüp gösterdiğimde biz hallederiz diyip aldı elimden görevli, tamam dedim. iki hafta ses seda çıkmadı, ben başka bir yerden başka bir kulaklıkla hayatıma devam ederken ikinci haftanın bir gününde en sonunda adam gibi birisiyle konuşmayı başardım call center'da (yani ilk kez beni hattan düşürmediler, mesai saatimiz değil diye yüzüme kapatmadılar veya yanlış birimlere yönlendirmediler), daha iki hafta olmuş hanımefendi bir aya kadar süresi var biliyorsunuz diye beni uyardı. tamam dedim, başa gelen çekilir yapacak bir şey yok. bir ay geçti bu sefer mağazaya gittim nerede kulaklık diye, onlardan kaynaklanmayan servisten kaynaklanan bir sorun olduğunu, sorun ortadan kalktığında beni arayacaklarını söylediler bir dolu özürle beraber, tamam diyip tekrar çıktım. aradan geçen 21 günlük süre içinde (toplamda iki aya yaklaştık hadi bakalım) call center'da çalışan arkadaşlarla bir dolu problem sonrası beni neden hala aramadıklarını sorduğumda sorunun devam ettiğini söylediler, bağrış-çağırış ve kabul ediş bu aşamada da yaşandı. bekledim.
21. günde ise artık gidip müşteri hizmetleriyle yüz yüze konuşayım dedim. sinirli olsam da en sakin tavrımı takınıp bir güzel sıraya girdim, 1-2 dakika sonrası kadının önündeydim...
-merhaba hanımefendi, buyrun bu elimde olan kağıtlar, şu markalı kulaklığımdan hala mı ses yok, bu kadar sürede nerede çalışmadığını test ediyorlar ki bunun?
-1 saniye hanımefendi bakıyorum, ama hanımefendi kulaklığınız geleli 15 gün olmuş.
-nasıl 15 gün olmuş, hani ariyacaktınız beni.
-ama aramışız zaten (yüzünde alaylı bir gülüşle beraber) duymamışsınız demeki, hatta bakın mesaj da atmışız
-nasıl mesaj atmışsınız, hanımefendi şaka mı bu, ben daha dün call centerdaki arkadaşla konuştum gelmedi hanımefendi kulaklığınız kusura bakmayın diyordu, ne araması, ne mesajı?
-yanlış görmüştür hanımefendi, bilgisayardan bakın mesaj bile..
-ne mesajı, bir de mesaj bile attık diyorsunuz, hani nerde o zaman mesaj?
-ulaşmamış olabilir, hattınızda...
-evet tüm mesajlar geliyor bana bir tek sizinkiler gelmiyor değil mi? arayınca da meşgül çalıyordur hatta siz de trip yapıp aramayı mı kesiyorsunuz. nasıl koordisanyon bu, dün telefonda öyle, bugün burda böyle.
-benim yapabileceğim bir şey yok hanımefendi. kusura bakmayım.
-yeni kulaklığımı getirebilirsiniz ama mesela.
-kusura bakmayın hanımefendi teslim edemem.
-neden?
-siz buraya bırakalı 50 günü geçmiş çünkü, artık üzerinde yasal hakkınız yok.
-nasıl yok?
-imzaladığınız kağıtta da yazdığı gibi bir ayın sonunda 20 gün içerisinde müşteri kulaklığı gelip almazsa haklarını kaybeder.
-hanımefendi ne demek bu, ben 50 gündür bu kulaklığın peşinde koşuyorum, siz anlaşmaya uyup 30 günde işinizi halledemeyip bana teslimi yapamıyorsunuz ben yine de sesimi çıkarmıyorum, şimdi bana kulaklığı veremiyeceğinizi mi söylüyorsunu?
-hanımefendi üzgünüm vermeye yetkim yok.
-o zaman yetkili birini çağırın bana...
ne oldu peki sonra, yetkili beyefendi teşrif edene kadar dilekçemi yazdım, yetkili ile geçen konuşma(!) sonrası verdiler kulaklığımı, ben de bir daha girmemek üzere çıktım oradan. tam ben çıkarken zavallı bir kız da bir gün önce aldığı fotoğraf amakinesinin içindeki sd kartının bozuk olduğunu anlatmaya çalışıyordu, hemen yanına gidip orayla uğraşmaması, markanın servisine götürmesini tavsiye ettim. umarım öyle yapmıştır.
bir gün sonra ise 15 gün önce gelen kulaklığımı bana haber veremedikleri, müşteri hizmetlerinin sorun olabileceğini söylediği hattımdan (yetkili dahil, özür dilerken hala hattıma baktırmamı tavsiye ediyordu) beni arayıp çok özür dilediklerini, problemimin çözülmüş olduklarına çok sevindiklerini ve sahip oldukları problemleri halletmeye çalışacaklarını ilettiler.