kahraman , hayat kurtarıcı ve futbolcu yazardır. ismini bir futbol klişesinden alan zirve sırasında ıssız'ın* çıkardığı garip sesleri önleyerek tekrar nefes almasını sağlamıştır. yaptığı bu olumsuz hareketten dolayı bütün sözlük ahalisinin tepkisini üstüne çekmiştir. hazır elde fırsat varken orada bırakıp kaçmalıydı.
ne var lan azıcık buluşsak zirvesinde ilk defa yüzünü gördüğüm yazar arkadaş. daha öncesinde çeşitli paltformlarda yazışmışlığımız, sohbetimiz olmuştur. sevdiğim, beğendiğim bir yazar. duygularını ifade etmede sıkıntısı olmayan bir insan.
ancak zirvede benim asıl ilgimi çeken şey başka bir özelliği oldu. dişleri, evet dişleri dikkatimi çekti. adamda denzel washington dişleri var. bu kadar parlak, sağlıklı diş olur mu olm? hiç mi kahve, çay, sigara içmedin sen? ya da misvak falan mı kullanıyorsun nedir bu dişlerin sırrı.
olm zirveye gittin milletin dişlerine mi baktın demeyin. fotoğraflara bakın çoğunda elemanın dişleri parlamış. bu ne ya! millette zenci gırtlağı olur biloperat'ta zenci dişi var. maaşallah diyelim çürür mürür benden bilmesin.
son yazı..son. üç harfli kelime. çabucak dökülüverir dudaklardan. son işte öyle basit ufak beklenmeyen son.
sona hazırlamak kendini, hiçbirşeye hazırlamamak aslında. öyle bir anda bir abisi olan bir kız için fazla, küçük kız. elinde tren bileti. boş boş bakıyor. geldi ya, sahiden de geldi. geldi işte bizim için. oturdu aysti içti onla, güldüler hep bekledikleri gibi. alıngansın dedi ona yine abisi. üç değil dört dedi şekerlik. yürüdüler sonra, insanın abisi olması nasıl güzel birşeymiş ya dedi. onca sıcak, herşey bitti bir an. abisi geldi. konuştu onla, son zamanlarda hiç gülmediği kadar güldü küçük kız. ilk defa korunup kollanmak iyi geldi ona. ilk defa üzülmedi verdiği değer yanlış anlaşılacak mı diye. sevgi dolu bir ailesi olmasına rağmen hiç abisi olmamıştı onun..
hiç beklenmediği anda hayat sürprizler çıkarır insanın karşısına. o kadar bitik ve umutsuz hatta umarsızken, bir anda elini uzatır hayat. hani bir söz var ya "tanrı insana taşıyabileceği kadar yük yüklermiş". küçük kız çok güçlü sanıyor tanrı beni derdi hep, tanrı beni çok güçlü sanıyor ama değilim..o geldi sonra, geçecek dedi.küçük kız tam yükünü bırakmaya niyetliyken.. abinim ben dedi kızdı, çok kızdı. kızmadım dese de kızdı..
ama kızmasına kızmadı küçük kız. uzun zaman sonra ilk defa gördüğü ışığa yürüdü..iki kişi vardı uzakta. ve uyuduğu topraktan onu çıkarttı o iki kişi. ellerini uzattılar küçük kıza, gel dediler. kalktı tökezleyerek küçük kız. korkarak bir daha düşmekten ve kaybetmekten korkarak. yürümeye başladı ışığa. ve bir sabah sevdikleri sayesinde ilk defa paramparça uyanmadı. onlar yaptı, o yaptı bunu. farkındalar mı, farkında mı.. belki..
güldük çok, kahkahalar attık, sohbetler ettik, kıskandık, mızıkçılık yaptık..heryerin altını üstüne getirdik. sakızlar üstüne konuştuk ve inandık. hayatta herşey inanç değil mi zaten.
beni hayalkırıklığına uğratmadı hiç. ben. ben uğrattım mı onu, kızacak mı bana şimdi. yok hayır kızmaz, küser belki. kızmaz o. kızamaz bu dünyaya göre fazla iyi. tek değilim yani, bunu hissettirdi bana. istemiyorum şimdi onu kaybetmek. insan abisinden vazgeçemez, yapamaz.ama koşullar..
hayatta yapamadığımız şeylere çok kızarız, pişmanlıklar yaşanmışlıklardan çok acıtır.keşke demeyeceğim ben, hiç unutmayacağım onu. yok hayır bu sırf onun cennette karşılacağınız beş kişiden biri olmasından dolayı değil, daha nedenleri var.
elimde tren bileti şimdi. bakıyorum öyle.cesursun sen. mükemmel bir abisin, o kız kardeşin var ya, hani gerçek olan. inan bana onun yerinde olmayı çok isterdim. genetik falan umrumda değil. uzakta olmasan, yanında olsam. "abim benim geçecek desen." birde gülsek, şeker yesek..
son.üç harfli. tek heceli. bu kadar basit. ne çok şey anlatıyor oysa.
bu da öyle bir yazıydı, ona gönül borcumun bir parçası
artık bu çocuk yola düşmeli
gitmeli omuzlarında birsürü yüküyle beraber savrulmalı sokaklarda
bir şarkı dinleyip hüzünlenmeli
biraz ağlamalı
biraz gülümsemeli
bir çocuğun suratında ki gülümseyişle yeniden hayata dönmeli
bir kuşun kanat çırpışıyla özgürlüklerin ayaklarının altında olduğunu sezmeli
uyanmalı çocuk, gitmeli...
bu yazdığı dizelerle beni fethetmiş yazardır kendisi. iyidir hemde bu dünya için çok fazla iyi. bu kadar kötü şey varken etrafınızda böyle insanların varlığı biraz olsun sevindirir sizi. çok güzel şiirler yazar. çok doludur yüreği. bir o kadar sevimli. yaşadıkları güzel şeyler olmasa da hakkından gelebilecek kadar yüreklidir.
üzgünseniz eğer kesin önerilir kendi deyişiyle aspirin gibidir. öyle de hakikaten iyi geliyor insana. güldürüyor sizi olmadık yere, sevindiriyor. nasıl bir şeydir çözmüş değilim ama iyiki varmış. iyiki çıkmış karşıma.
ilk zirvemde bana verilen, üzerinde nickimin yazdığı yaka kartını çıkarmamış, sözlük yazarı olmanın karizmasını kullanmak gayesiyle beşiktaş'ta dolaşıyordum. bir kız durdurdu beni sen itü sözlük yazarı mısın dedi, bittabi dedim yaka kartıma baksana. baktım da hatırlamadım nickini, biloperat diye bir yazar var sen onu tanır mısın, bana onu söyle dedi. hüsrana uğramıştım, benimle ilgilenir diye beklediğim kız biloperat’ı sormuştu ve bu ilk değildi, daha önce uğradığım birkaç ilçede daha bu olmuş; yaka kartımı gören kızlar hep bu nicki sormuşlardı ve ne yazık ki tanıyordum bu adamı. kaptanım lan o benim nasıl tanımam. ama soran bütün kızlara tanımıyorum yazar mı ki o, kaçıncı nesil filan diye bilinmeyen bir yazarmış ayaklarına yattım. her seferinde de aynı sözleri duydum; nasıl bilmezsin hiç mi sözlük okumuyorsun, o duygusal yazıları okumadın mı hiç.
okuyorum, hatta yazar takip sistemimde biloperat. her yazısını okuyorum ve mütemadiyen artılıyorum. yaşadığını, hissettiğini yazıyor çünkü ve yazmak için zorlamıyor kendini. bak bugün yazmadım demiyor geldiğinde yazıyor. sırf bu yüzden kendine yapılan önemli bir proje teklifi reddettiğini biliyorum, öyle de samimi bir adam işte. aspiringücü'ne aldı beni, hatta 2.kaptan yaptı, sağ kolumsun dedi, sevindirdi beni. yaka kartı ile sağlayamadığım popülerliği biloperatın sağ kolu ünvanı ile sağlarım sanıyorum başka ne işime yarayacak ki değil mi ama. duygusal, melankolik, ağlak filan denir ya bu adama hep sadece melankolik değil; ev antremanlarını, ilk araba kullanma deneyimini ve üniversiteye giriş amacını anlattığı (müzededir şu an) yazıları en önemli örnekleri olan eğlenceli girileri de bulunmakta. özetle trajikomik bir adam *
not: nick altı yazını bekletme sebebim, 500. girimi senin nick altı girin yapmaktı kaptan *
sordum soruşturdum, nickinin anlamı olmayan arkadaş. ayrıyeten topluma çok pis ayak uyduruyor. ha bişeye de itiraz et, bikbik yap be adam*. muhabbeti ile beni benden almış yazardır, gerçi bunlar başbaşa konuşurlarken camel ile, salça olmuşumdur muhabbete, şöyle bi yarım ağızla "yok abi ne rahatsızlığı, buyur" otur dedi ama, o bakışın anlamını ben bilirim a dostlar. bir dahaki zirveye kapatmak istediğim adamların başında geliyor kendisi. güzel geyik çıkar bundan.
artık hep gülümseyecek ve şubat ayında karla kaplı istanbulda.. "kar yağıyorrr bu geceee" diye bağırarak bir de kahkahalar atarak* yürüyecek olan yazardır*
bikaç ay önce bir futbol maçı zirvesinde tanışmıştım bu adamla galiba. maça katılabilmem için ayağından çıkardığı şortunu filan vermişti. öyle samimi bir havada başlamıştı aramızdaki dostluk aslkjda.
maç sırasında baki mercimek+ibrahim üzülmez(bakın sadece birisi de değil dikkatinizi çekerim) tadında hareketler yaptığım anlarda bile lucescu edasıyla gelip gaz vermesiyle kendisini sevdirmişti. beşiktaşlı olmasınında bunda payı var kabul edeyim ehehu.
şimdi ise ne zaman ihtiyacım olsa, saatlerce dinleyip akıl veren olgun abi modunda kendisi. geçte olsa iyi ki tanımışım bu adamı diyorum.
(bkz: girinin sonuna doğru duygusallaşan sözlük yazarı)
ismi hakkındaki yoğun merak üzerine araştırma gazeteci ben* tarafından nick inin anlamı database in tozlu bitleri arasından bulunup çıkarılan yazardır.
buradan anlıyoruz ki bilgisayarının şifresiymiş. hatta işi iyice yüzsüzlüğe vurarak bilgisayar operatörü olduğu tahmininde bulunuyorum. cevap hakkı kendisinde.
bir tren muhabbetiyle başlayan tanışıklığın iyi bir dostluğa dönüştüğü, birlikte daha çok şey yapacağımız yazar bünye. ayrıca beni takımına alarakta gayet mutlu etmiştir kendileri gerçi nasıl oynadığımı görünce belki pişman olabilirler, şike yaptığımı düşünübilirler ama takımım için elimden geleni yapacağımdan emin olsunlar.
ha bir de takım kaptanımızdır kendileri ama takımda tamamen demokrasi hakimdir yani. o kadarda saygılı bir adamdır bu kişi yahu.
bildiğin aspirin bu. hani bir yeriniz ağrıdığında içtiğiniz var ya aynen o. öyle iyi geliyor insana. acınız varsa almanız gereken bir aspirin. kendisine pek faydası olmuyor ama. hep etrafındakilere iyiliği. sözleri.. çabalar bir insanın gerçekten mutlu olmasını istiyorsa. oysa çabalamasına gerek yoktur çoğu zaman. nasıl becerdiğini bilmediğim bir güç var onda. düşünmüyor değilim "bazen bu çocuk uzaydan mı geldi" diye.çoğu zaman hüzünlü yazılarıyla tanıdık onu. oysa gerçekte bambaşka biri. onunla konuşurken insanın ağzı hep kulaklarında oluyor. mutlu etmesini biliyor. yine de yazdığı yüzlerce yazıyı nasıl yazıyor merak ediyorum. bu kadar neşe saçıp, bu denli acı kokan yazıları nasıl yazıyor? mutsuzluğu yaşamı bellemiş o, oysa sevinçler ona daha çok yakışıyor.
nickiyle ilgili bir problemi var beğenmiyor nedense. oysa ben bu nickle özdeşleştirdim onu, ne zaman biloperat diye bir kelime görsem "bu bizim aspirin"diyorum. zevk alıyorum, satırlarında kendimi buluyorum okurken. hitap ediyor çoğu zaman. "acının dili herkeste aynıymış meğer"i getiriyor aklıma.
aspirin o.. iyileşme sebebi. gülme nedeni..
mor şeker delisi aynı zamanda. yüzlercesini koysanız önüne yer bitirir kısa zamanda.
sevdirmesini biliyor kendini. kısa zamanda çok yer edinebiliyor sizde. dikkat etmek lazım alışkanlığa dönüşüyor kimi zaman. yazmadığı zaman aratıyor, belli ediyor yerini. şaşırtıyor yazdıklarıyla. "bir insan evladı bu kadar mı romantik olur be" dedirtiyor. bazen üzüyor yazdıklarıyla, hüzne boğuyor, bazen sevindiriyor. ama çoğu zaman yüreğinize hitap ediyor.. kendinizden bir parça buluyorsunuz hep okurken. yabancı gelmiyor size yazılanlar. ben de yaşadım, bilirim diyebiliyorsunuz.
yokluğunu hiç hissetmemek dileğiyle. en güzel ilaç. aspirin.. biloperat. caner. ben de karıştırıyorum artık.
buldozer gibi futbolcu, çok hırslı. geçtiğimiz günlerdeki hazırlık maçımızda bir pozisyonda 4 aspiringücü forveti arasında kalmıştım , top benden sekti bu adamın önüne düştü. göz göze geldik , o anda bi şeyler yapmam gerektiğini farkettim , ne yapmalıydım peki. topa atlasam yemez, küçük emrah bakışlarıma devam ettim ''sende top '' dedim,acır vaziyetime belki de kendini savunmada zanneder diye lakin yüzündeki alaycı gülümsemeyle golü attı. hiç benim duygularımı düşünmedi , çok kırdı beni çok , bir daha oynarsam iki olsun.
doğum günüsü kutlu olsun . daha nice mutlu , güzel ve golsüz(bana karşı) yıllar geçirmesi dileğiyle.*