mouse kontrolü konusunda sıkıntı çeken sözlük yazarlarının geri dönülmez bir yanlış yapmasını önlemek için artı ve eksi oy arasına yerleştirilen emniyet şeridi. başka ne işe yarayabilir ki? şu yaşıma geldim tıklamış değilim.
memlektimde sıkça kullanılan ve karşıdakine üstünlük sağlamak yada yıldırmak için vurgulu bir şekilde sorulan "sen benim kim olduğumu biliyor musun?" sorusuna verilebilecek en uygun cevap.
her vizede en az bir soruya yazılası cümle.hayır bilmiyorumun dışında da bir şirinlik taşımakta.."belki asistan pişkinlikten hoşlanıyordur" diyerek götümün yediği oranda son şans olarak denenilesi.
kötü tarafı, itici tarafı, komik tarafı, bilgilendirici tarafı, sevindirici tarafı, üzücü tarafı olmayan giriler için sıkça kullanılan buton(haber bülteni reklamı gibi oldu). daha doğrusu, kullanılması gereken buton.
olması lazım ama şahsen bizzat kendim de bilmiyorum ne olacak tuşunu hemen hemen hiç kullanmamamdan dolayı hemen bir genelleme yapıyorum, benim gibi çoğu kimsenin de kullanmadığı sonucuna varıyorum ve bir girinin daha sonuna geldiğimiz şu vakitlerde, bu fikir de mantıklı gelmiyor sevgili sözlük okurları, bilmiyorum ne olacak.
okuduğum girinin iyi veya kötü uç noktalarda olmadığı durumlarda kullandığım butondur. bu uç noktalrada olmasa da bir giriyi oylama isteğni neden duyuyorum peki?
yazarına "okudum ve sözlüğe bu giriyi yazdığın için memnunum. anket başlıkları, geyik olmayan geyikler gırla giderken senin bu girini onlardan ayrı tutuyorum 'şahsımın' kanaatinde. gülsem, eğlensem, çok faydalı bilgiler ve yorumlarla karşılaşsam şukela butonunu kullanırdım ama o kadar olmasa beğendim yani işte. ayrıca, oy kullanımının herkesce benimsenen bir rutin olmadığı sözlüğümüzde, senin içinde filizlenebilecek 'acaba okunuyor muyum?' sorusuna da dolaylı cevap veriyorum." demek için kullandığım butondur.
bazen öyle anlar oluyor ki, bu buton yazıya verilecek bir cevap gibi cuk oturuyor. ya da çok kararsız kalındığında bu buton kullanılıyor. bilmiyorum ne olacak butonunu yaşatma derneği olarak, butonumuzun koruyucusu ve kollayıcısıyız.
insana ahhh çektiren ezginin günlüğü şarkısıdır . hayatınız kötü gidiyordur daha neler gelecek başıma diye düşünüyorsunuzdur, içiniz sıkılmıştır kaçmak istiyorsunuzdur, aşıksınızdır ama bu aşkta sadece siz varsınız diğer kişinin hiç umrunda bile değilsinizdir, canınız yanıyordur.. acıyorsunuzdur..işte bu şarkı üstüne tuz biber olur , gözünüz dolar uzaklara dalarsınız.
böyle bir şarkıdır.
''ah, bir aşka yandım ki
yelkeni yok rüzgarı yok
derdi çok dermanı yok
gemileri yola çıkmış
küreği yok kaptanı yok
gemileri çoktan yakmış
ateşi yok dumanı yok''
öyle iyi anlatır ki bu sözler sizi seversiniz , o sizi sevmez açılmadan kapanmıştır o defter onun için .. geri dönüşü yoktur , ama sizin içiniz hala yangın yeridir ne olacak bilmezsiniz, bilemezsiniz.
endişelisinizdir yarına dair. iliklere kadar hissedilir o gelecek kaygısı. işte tam o sırada hüsnü abi tatlı tatlı girer şarkıya:
bilmiyorum ne olacak,
bakabilsem yarına.
karanlık geldi her yol bana,
her liman bana.
yakın bi zamanda canınız da yanmıştır üstelik. sevdadandır der anne, aldırma. hüsnü abiyse devam eder:
ah, bir aşka yandım ki
yelkeni yok, rüzgarı yok
derdi çok, dermanı yok
gemileri yola çıkmış
küreği yok, kaptanı yok
gemileri çoktan yakmış
ateşi yok, dumanı yok.
yine o annenin kollarına sığınma arzusu hasıl olur bünyede. öyle savunmasız hissedersiniz kendinizi.
ah anam benim garip anam
gene al beni kollarına
ah anam benim garip anam
gene düşmüşüm aşk yollarına..