|
|
- bir cemal süreya şiiri...
biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yanlız seni, yanlız senin gözlerini
sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli
şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
raslaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...
alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
bunun verdiği mutluluk da az değil ki
çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
- umutsuz, karşılıksız bir aşkın ağıdı...
"yalnızlığımı da alıp giderim" demenin en sancılı yolu...
sabahtan akşama kadar, akşamdan karanlığa, geceden kaybolmaya kadar süren zamansızlıkta, alkol-sigara-yalnızlık dolu sevişmelerin nedeni...
her mısrası ayrı güzel... her beyit apayrı...
"biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni"
"anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği"
"tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini"
"raslaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi"(siyah, 05.05.2006 16:01)
- süreya sevdası bizi bağdat caddesi'nde hatay meyhanesini arar hale getirmişti o günlerde...aslında bulmamıza değil, bağdat caddesi'ne kafa tutan köhneliğine,eskileri anımsatan havasına çok sevindik...
islam alemi için iftar vaktiydi...içeri girdik,her yerde şiirler,her yerde cemal süreya...köşede 50-55 yaşlarında bir kadın...hala güzel,sarı saçları...gözlerine bakamazsınız,içinizi eritir...
cemal süreya'nın elif'i dediler...eşlerinden biri,uğruna sayfalarca şiir ve mektuplar yazılan kadın... rakısını yudumluyordu...bizi masasına davet etti ve başladı anlatmaya...hala özlüyordu onu belli...
ben bir şekilde lafı bu şiire getirdim...'yeri ayrıdır' dedim,acı bir şekilde güldüm... karşımdaki çakmak gözler dolu dolu olmuştu...'aslında o şiir değil, ' dedi... ve başladı anlatmaya...
"cemal bu mektubu kız kardeşime yazmış, kız kardeşim bir doktorla evliydi o zamanlar...cemal,ben,o ve ailesi hemen hemen hergün görüşürdük... çarşambaları hariç...çünkü her çarşamba evlerinde eğlence düzenlerler ve bu eğlenceye sadece iş arkadaşlarını davet ederlerdi...
kız kardeşim birgün o mektupla evime geldi ve al bunu,haberin olsun dedi...kırıldım...her kadının kırılabileceği gibi..."
her kadın gibi kırılmıştı,aradan geçen 25 yıl sonra ağlayabilecek kadar... rakısından bir yudum daha aldı...bir bardakta bizlere doldurmak zorunda kaldı...
- cemal süreya şiiri..
ezik büzük bir şey.. biraz da yüzsüz...
e zaten aşk da biraz eziklik ve ziyadesiyle yüzsüzlük değil mi?
ama en sonunda da "çıkar giderim" demek..
şair de bunu yapıyor ne garip..
- anlaşılan o ki, hem hikayesiyle, hem dizeleri ve imgeleriyle... okuduğum 'acıyı en net ve sulandırmadan' veren şiir bu. neredeyse 7-8 yıldır her gün en az 15-20 şiir okuyorum, kimi günler saatlerce okuyorum. ama bu şiir kadar "sanat derdini düşünmeden" sadece bir şairin acısını nakleden bir esere hiç rastlamadım...
- cemal süreya'yı cemal süreya yapan şiirdir
|