|
|
- karanlık sulara gömdüm umutlarımı
benimle birlikte boğulup gittiler
ve 'sen' hiç olmayacaksın
biliyorum...
yalnızlığımın loş ışığında
içimdeki martı çığlıklarında
ve
sessizliğimin kapkara sevdasında
ve
hiç bilmeyeceksin
gözlerine baktığımda neler hissettiğimi...
dalgalandıkça deniz
gözlerinin ışığı vuracak yüreğime
ve hiç çıkaramayacaksın
saplanıp kalmış sevdanı yüreğimden...
ve çekip çıkarmaya çıkardıkça
daha da batacak
biliyorum...
tıpkı yalnızlığım,
tıpkı sesnsizliğim,
tıpkı çaresizliğim ve korkularım gibi
daha da çoğalacaksın içimde
biliyorum...
- (bkz: biliyorum hayat yeniler kendini)
- biliyorum
bir gün bu şehirden gideceksin,
pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda,
elinde ufacık valizin,
ne yapalım hayat bu,
yaşamak biraz böyle diyeceksin...
içinde hür maviliklerin özlemi,
küçücük odanı, kitaplarını
ve mahzun bırakıp göklerle baş başa beni,
biliyorum,
bir gün bu şehirden gideceksin.
fethi giray
- biliyorum artık hiç bir şey eskisi gibi olamayacak. hissediyorum, bir daha asla eskisi kadar önemli olmayacak hiç bir şey.
tek tadımdın hayattan aldığım, tadım kalmadı... düşerken dipsiz uçuruma, tutunduğum dalımdın, kayıp gittin avuçlarımdan, kırıldın. yaşama bağımdın düğüm düğüm, koparıldın, acımadı ki diller, daha sıcağını yaşarsın derken kör yürekliler...
umuda dönüktü yüreğim, gri gök yüzünde gördüğüm bembeyaz buluttun. çamur deryası içerisinde soluklanabildiığim tek yeşilimdin. bir ölüm sessizliği yaşarken ben, güvercinin kanadındaki ses oldun kulaklarımda... yaşadığım tükenişin, acının, mutsuzluğun son durağıydın. bir sen vardın yürekten hissedebildiğim, bir sen delice içime işleyen... senleyken doluyordu ciğerlerim havayla ancak. sen varken atabiliyordu yüreğim. kanım damarlarımda tenini hissettiğim anlarda hareketleniyordu sadece.
önce aşkı yitirdin sen. hiç aramaya da gerek duymadın bile. içini boşalttığın için, yittiğinin farkına bile varmadın. sonrada "bizi" kaybettin... müsvedde defterinde unuttun aşkı, temize geçemedin... bir ormanın içinde buldun kendini. o ormandaki her ağaçtan farklı meyvelerle beslerim sandın ruhunu. oysa çevrende bir sürü acı ve yalnızlık meyvesi veren ağaç olduğunu ve onları üreten ağaçları büyüttüğünü göremedin...
paylaşmak, konuşmak, anlatmak, dinlemek yerine aşkı sadece tene dokunmak olarak tanımladın... ya aşk bu değil ya da ben farklı yaşıyor, görüyor, biliyor, hissediyorum. aşk, yağmurun toprağı ıslatmasındaki hüzün, çiçege hayat vermesindeki sevinç, yarım ayın güneşle buluşması, denizin kayalıkları dövmesi değil belki de. belki de aşk, gönül gözüyle bakıp, yürekten hissetmek değil...
çaresizdir sarsılır yüreğim, sanki bir gemidir
bu sessizlik, hüzün dolu aşkımın matemidir
matem tutan gemimde, inan bu son seferimdir...(te5ir, 27.05.2007 22:33)
- sözleri şöyle olan tolga özkan şarkısı
ihanetindi beni yalnızlığa
atan ihanetindi
cehaletimdi beni sana
bağlayan cehaletimdi
uzaklar mı seni benden koparan
yoksa eller mi
şarkılar mı seni bana anlatan
yoksa diller mi
bir köşede oturmuş bekliyorsun yar
biliyorum sen de beni özlüyorsun yar
o köşede gizli gizli ağlıyorsun yar
biliyorum sen de beni seviyorsun yar
yaralarımdı için için kanayan yaralarımdı
hatalarındı beni senden ayıran hatalarındı
uzaklar mı seni benden koparan yoksa eller mi
şarkılar mı seni bana anlatan yoksa diller mi
söz - müzik: tolga özkan
düzenleme: ceyhun çelik- tolga özkan
- ''... ama yine de bilmediklerim bildiklerimden çok daha fazla.'' diye devam edilesi.
- diğer bütün tolga özkan şarkıları gibi nefis olan şarkı.
(crafter, 09.12.2007 00:47 ~ 00:47)
- sadece millet olarak değil tüm insanlık olarak kullanmayı en çok tercih ettiğimiz eylem.şöyle ki seyircilere yardımcı olmak amaçlı görevlendirildiğim 2008 wrc türkiye rallisinde sıcağın altında boş boş dolanmamaları için yol tarif ettiğimde türklerden "biliyorum" yabancılardan "ı know" söz öbeklerini günde ortalama 50 kez işittim.bir de "buraları ben senden daha iyi biliyom" diyen yerel halk vardı ki aklımda o kişiye yapılabilecek çok şey varken "helal olsun aferin" yanıtını almıştır.
|