|
|
- bugün bir ahbabımla uçan spagetti canavarı hakkında konuşurken şakkadanak aklıma geliveren kavram. "ekşi sözlükte başlık olarak açılmış mıdır acep lan" paranoyasını bertaraf ettikten sonra paylaşmaya karar verdim ben bunu. çok merak ediyorsanız ingilizcesi unintelligent design. büsbütün "akılsız" sıfatını kullanmadım, zira arada nüans var. ama istenirse akılsız tasarım diye de çağrılabilir kendisi. dönüp bakar mı bilmem tabi.
gelgelelim bunu bulan kişi ben değilim (gene benden önce davranmış birileri) sadece bulup açıklayan başkalarından bağımsız olarak aklıma geldiğini, benim kendi öz teorimde farklı taraflar olduğunu belirtmekle yetineyim. her ne hal ise. dönem dönem geçici olarak agnostizme kaymakla birlikte yıllardan beri müzmin bir deist olarak bütün bu yaradılış teorisi, hele hele akıllı tasarım tantanalarından ziyadesiyle bıktım. şöyle ki bir ateistler "inanmıyorum kardeşim" diyip işin içinden çıkabilir ve bilimsel olgulardan dem vurabilir.ve dahi yer yer ateizm bilimle gayet haklı bir koşutluk içinde. ben şahsen ateist veya agnostik bir bilimadamını, deist bir bilimadamından daha güvenilir bulurum. bununla beraber deizmi bir ortayolculuk, ılımlılık olarak görmüş ve "tanrı varsa da yoksa da inanmanın zararı olmaz" diyerekten seçmiş değilim. (aslında herhangi bir şekilde seçmiş değilim ya)
ve fakat deistler için şöyle can sıkıcı hatta dellendirici bir durum var. deistler, ekseriyetle dine inanan kişiler tarafından potansiyel mümin olarak görülüyor. bu bağlamda özellikle "akıllı tasarım" zırvalarını kabul etmeye eğilimli olabileceği düşünülüyor. bu gibi kanılardan, sanılardan, sanrılardan sıtkım sıyrılması dolayısıyla bu teoriye can simidi gibi sarılmayıp da ne yapacaktım? gelelim hala buharı tüten teorimize. akıllı tasarıma kesinlikle zıt olmakla beraber bir "tasarım" ihtimaline ağırlık verilmesinden dolayı evrenin rastgele oluştuğu yönündeki teorilerle de tam olarak örtüşmemekte. rastlantısallık çerçevesinde açıklanan evrenin oluşum sürecini reddetmek yerine bunu "rastgele tanrısallık" diye adlandırmakta. diğer yandan evrim teorisiyle büyük ölçüde sırt sırta vermekte hatta bazen dönüp birlikte kahve içmekte, sigara tellendirmekte. bu teoriye göre tanrı evreni yarattı. buraya kadar yeni ve farklı bir şey yok. ve fakat dananın kuyruğu "evreni nasıl yarattığı" sorusunda kopuyor. tanrı evreni yarattı ama tamamen istem dışı olarak, bilinçsizce. çünkü tanrının bilinci yerinde değildi, hala değil. neden değil orasını bilemem. (o kadarcık gizem olsun artık lan) belki büyük patlamada kafasını çarptı. evreni yaratırken legoyla oynayan 2 yaşındaki çocuktan daha farklı bir motivasyon içinde değildi. zaten oyun oynadıktan sonra sıkıldı bıraktı ya da yorulup uykuya daldı.
(bkz: tanrının tanrısallığından bihaber olma ihtimali)
o süreçte evren kendi kendine gelişti, serpildi. aminoasitler birleşti strüktürler ve akabinde moleküller oluştu, bildiğimiz evrim süreci başladı. bu bağlamda tanrının evreni niye yarattığını sorgulamaya gerek kalmıyor. bence süper bir açıklama, teolojik sorunların çoğunu ortadan kaldırıyor. diğer yandan böylesi bir tablo içine tanrıyı oturtmanın nasıl zorlama bir tavır olduğunu da kabak gibi gözler önüne seriyor. "tanrıya inansanız da bilime karıştırmayın ulan" diye bas bas bağırma isteği uyandırıyor.
- (bkz: özensiz tasarım)
- (bkz: lalettayin tasarım)
|