-yıldızlar görünüyordu gökyüzünde, gece ve gündüz yıldızlar. yoksa zamanların akışı arasında bir fark kalmamış mıydı? bazen hayret edilecek bir şekilde kararıyordu çevresi, bilincini yitirmiyor ancak çok sonra uyanabiliyordu… yoksa her şey aynı anda mı oluyordu? “ben geldim” diye sesleniyordu balıklara… -
*hoşgelmiş, sefalar getirmiş yazar kişidir. candır, ciğerdir, kuzu sarmasıdır.
şaşkın ördek yavrusu bakışlı komşu kızımdır kendisi. nasıl beceriyor bilmiyorum ama bir anda bütün dünyanız o olur, ve bitmek tükenmek bilmeyen geleneksel pazar kahveleriniz başlar. pazarları yetmemeye başlar bir süre sonra. türk kahvesi sevmezken, sayesinde türk kahvesi içersiniz hemde damla sakızlı. sonra bir de bakmışsınız aynı onun ses tonuyla "ama ama ama nasıl yani?" demeye başlamışsınızdır. ayrıca gizli bir bon jovi hayranı olmasıyla beni daha da mutlu eden candır, kandır, kuzudur. sigarasız gecelerimde camdan gerinerek sigara atmasıyla pek bir mutlu eder beni.
ısrarlarıma dayanamayıp bu geceyi bon jovi gecesi ilan edip bana ithaf eden candır. karşı apartmandada olsa o enerjisini bana geçirmeyi başarmıştır. bana ithaf etmesi ayrıca çok mutlu etmiştir.
mekanlar, insanlarla değer kazanır. kazanılan değer, uzun yıllar sonra aynı mekanda, o insansız, tek başına oturduğunda omzuna çöken özlemle eşdeğerdir. ankara'da kazandığım değerdir kendisi... gözlerinden parıltılar saçan, sesinden sevimlilik damlayan cicili bicili bir tür çizgi film karakteridir... elimden içkimi çekip alandır, bana göz kulak olandır, dinleyendir ve en savunmasız anımda, ki bu körkütük sarhoş olduğum ana denk geliyor, minicik, ufacık sırrımın taşıyıcısıdır. seviyorum ben onu...
gün itibariyle bizlerden bir eksiği olan kuzuktur. apandisti yoktur artık onun. bir an önce iyileşip toparlanıp aramıza dönmesini bekliyoruz. hasretiyle yandı gönlüm. özledim be kuzuk çık artık cama da sigara içelim.