bir muamma. tam anlamıyla bilinmesi imkansız birşey için insanları suçlamayalım. unutmak her zaman önemsememekten kaynaklanmaz. dil sürçmeleri de çoğu zaman anlamsızdır. konuşurken verdiğimiz örneklere de yaşanmışlığı kesin gözüyle bakmamalıyız. bir şeyi savunurken bir yerde kendimizi savunmuyor da olabiliriz.rüyalar bazen evet bilinçaltımızın bir ürünüdür ama bazen (bence). kullanılan yanlış kelimeler de bir şeyin kanıtı olmayabilir belki ifade etmek zordur; belki sözcük yetersizliğidir eksik olan. kısaca bir sürü insanın kafa yorduğu bir şeyi ben mi sen mi çözdük ki insanları yargılama hakkını buluyoruz.
psikolojide artık bilinç dışı denir.ancak günlük hayatta alışılageldiği için bilinçaltı denmeye devam edilir.kişi kabullenmek istemediği gerçekleri,yaşadığı kötü olayları buraya atar.öyle bi atar ki bi süre sonra gerçekten hatırlamaz bile. rüyalar bunun bi parça dışa vurumudur.ancak hatırlanmayan rüyalar vardır ki asıl önemli olan onlardır. gerçekten bilinçdışına itilen önemli olaylar bu rüyalardadır çünkü.
çok gelişmiş insanın, hala kontrol edemediği şey. zaten kontrol edebilse bilinç olurdu bu di mi benjamin? bilinçaltımız doğdumuz an itibariyle oluşmaya başlıyor sanırım. yaşadığımız her şey bilinçaltında bir etki bırakıyor ve biz ne kadar mantıklı düşünmeye çalışsak da bilinçaltımız bizi rahat bırakmıyor. bilinçaltının en büyük dışa vurumu şüphesiz ki rüyalarımız. rüyalarımızı kontrol edemediğimiz için, en büyük korkularımız, en tutkulu aşklarımız hep rüyalarımızda karşımıza çıkar biz onları yanımızda görmek istesek de istemesek de. bilinçaltının diğer bi kendini serbest koyduğu an ise, belli bir alkol sınırının üzerine çıktığımız zamanlardır. o anlarda da bilinçaltından ne çıkarsa, şapkadan çıkan tavşan gibi onunla idare ederiz.
insanın davranışlarını asıl yönlendiren, insanın kişiliğini oluşturan etmen.
kişicanın kendi bile neden yaptığını anlamadığı davranışlarnın baş suçlusu..
insanın kendi beyninden olan bişeye bile savunma sistemi geliştirecek kadar güçlü bir olgu.
insanın kendi içindeki 2. kişi..
öğrenilen her türlü bilginin; hikayenin, sembol ve işaretlerin, kavramların kaydedildiği yer bilinçaltı'dır. buraya kaydedilen bilgiler de yeri geldiğinde bilinç yardımıyla ordan çıkarılır ve kullanılır. bilinçaltı, bilgileri bir diğeriyle ilişkilendirerek kullanır. kullanım işini de bilinç yardımıyla, bilincin izni ve sevketmesiyle yapar.
yönetici, personelini yönlendirir; onları koordine eder ve yapılması gereken işleri sıraya koyarak emri altındakileri çalıştırır. işi yapan aslında personeldir ve yöneticinin yaptığı sadece "karar vermek"tir. işte bilinç de yönetici gibi kararı verir ve işi, personel gibi düşünülmesi gereken bilinçaltı yapar.
bilinçaltı bir ummandır. yaşamdan ölüme kadar geçen sürede beş duyu organıyla duyumlanan her türlü olgu, biz farkında olmasak da, bilinçaltı tarafından kaydedilir ve bilinç yardımıyla gerekli görülmesi halinde kullanılır.
kişi, öğrendiği bir şeyi unuttuğunu sanır ancak o görülen şey, bilinçaltında bir yerde mutlaka muhafaza edilmektedir ve herhangi bir durumda, o unutulduğu sanılan bilgi bir diğer bilgiyle ilişkilendirilebilirse, yeniden ortaya çıkarılabilir.
yaşanan hadisedir: çok yaşlı bir adam, birden bire kimsenin anlamadığı bir dilde konuşmaya başlamştır. etrafındaki herkes bu duruma şaşırır. araştırılır ve anlaşılır ki, bu adam daha çok küçükken bir süre yanında kaldığı bir aileden devamlı olarak bir dil duymuştur. söylendiğine göre bu adam o dili az da olsa öğrenebilmiş ama kısa sürede de hem dile dair öğrendiklerini hem de böyle bir dil öğrenme hikayesinin olduğunu unutmuştur. kimse, onu yıllarca o dilden bahsederken de duymamıştır. ama bu adam yaşlanır ve birden bire o dil ortaya çıkar. bu bilinçaltına kodlanan bilginin, ilişki kurulan bir başka bilgi yardımıyla gün yüzüne çıkmasına örmektir. yaşlı adamın bu bilgiyi ortaya çıkarırken neyle ilişki kurduğu ise bilinmemektedir.
keza, anestezi altındaki hastaların ya da uyumakta olan kişilerin sayıklamaları onların bilinçaltlarındaki bilgilerin açığa çıkmasına güzel bir örnektir. bilinçaltına, açıklamaktan utandığımız bilgileri, korkularımızı, zaaflarımızı da kaydederiz ve uyku hali, anestezi hali vb durumlarda zayıflayan bilinci aşmayı başaran bilinçaltı, bizim bu zaaflarımızı açığa çıkarmaktan çekinmez.
rüyalar, bilinçaltının ürünüdürler. bilinçaltında sakladığımız her türlü bilgi, bilincin etkisizleştiği rüyalar aleminde açığa çıkar. kişinin bilinç gerisine ittiği, kabullenmek istemediği her türlü olay da rüyalarda özgürleşir. bu sebeple psikologlar, kişilerin rüyalarını yorumlamayı da gerekli görürler.
psikolojinin babası sayılan sigmund freud'a göre bilnçaltı, çoğu zaman bilince etki edecek kadar, onun eylem ve kararlarını sabote edecek kadar güçlenebilmektdir de. tartıştığınız bir arkadaşınızdan özür dilemeniz gerektiğinde, onun telefon numarasını ezbere bildiğiniz halde bu numarayı yanlış çevirmek ya da hatırlayamamak, hepimizin başına gelir. bu durumu biz o anki sinirin etkisi olarak yorumlarız çoğu zaman. ama freud'a göre bu, sinirin etkisi olmanın ötesinde, bilinçaltından bilince yönelen bir sabotaj girişimidir de aynı zamanda. bilinçaltınız özür dilemeyi istememektedir. bilinçaltınızdaki bilgiye göre özür dilemek hatalı olmak demektir ve aslında siz kendinizce hatalı da değilsinizdir. işte bu sebeple, bilinçaltınız telefon numarasını hatırlamanıza, bilincinize rağman engel olur. buna psikoloji biliminde "bastırma" da denir.
zevklerimiz, beğenilerimiz hep bilinçaltı tarafından belirlenir. aynı zamanda beğenmediğimiz, sevmediğimiz şeyleri de bilinçaltımız seçer.
ilkokulda öğretmeninden matematik yüzünden dayak yiyen öğrenci, hayatı boyunca matematik derslerinde başarısız olur. keza, çocukluğu boyunca "yapamazsın" cümlesini duyan kişi, hayatının geri kalanında hep yapamadıklarıyla yaşar ve ne kadar uğraşsa da "yaparım"diyemez. bunun nedeni basittir: birinci örnekteki çocuk için matematik, dayakla ilintilidir ve ilerde karşısına çıkacak matematik problemlerinde kendisi farkında olmasa bile, öğretmeninden yediği dayakları bilinçaltı hatırlayacak ve bilince bu şeyin kötü bir olayla bağlantısı olduğunu ve dolayısıyla ona karşı önlem alınması gerektiğini fısıldayacaktır. bilinç de bu kötü olan şeyi kendinden uzaklaştırmak için onu "sevilmeyenler" listesine ekleyecektir. aynı şekilde, ikinci örnekte olduğu gibi devamlı "yapamazsın" cümlesini duyan kişi için her yeni girişim en baştan yapılamayacak olanlar listesine eklenmiştir ve bilinç bunu bilinçaltından aldığı uyarıyla farkeder ve kişiyi harekete geçmekten alıkoyar. bu iki durum da savunma mekanizmasının harekete geçmesi sonucu oluşan davranışlardır esasında. önceden olumsuz bir olayla ilintili bulunan eylemden bilinç, yeni bir zarar oluşmaması için, kişiyi uzak tutar.
çocukken çok sevdiği birinin her zaman giydiği mavi renk, büyüdükten sonra o kişi için en sevilen renk olabilecektir, ya da en azından kişi o rengi gördüğünde huzur ve benzeri bir his duyabilecektir. bunun nedeni de basittir: kişi, o renkle sevdiği kişiyi ilişkilendirmiştir ve o rengi her gördüğünde, farkında olmasa da, bilinçaltı tarafından o kişi ve ona duyulan sevgi hatırlanmakta ve bilinç bunu memnuniyet hissine çevirmektedir.
velhsılı, biliçaltı, biz farkında olmasak da bizi yönlendiren en önemli unsurdur.
orada yankılanan bazı seslerin sahibine soğuk terler döktürdüğü de vakidir. heyhat, kulak tıkaçları böyle bir durumda işlevsizdir ve beyinde örümceklerin dolaşması hissiyle başbaşa kalır kişi.