bir muamma. tam anlamıyla bilinmesi imkansız birşey için insanları suçlamayalım. unutmak her zaman önemsememekten kaynaklanmaz. dil sürçmeleri de çoğu zaman anlamsızdır. konuşurken verdiğimiz örneklere de yaşanmışlığı kesin gözüyle bakmamalıyız. bir şeyi savunurken bir yerde kendimizi savunmuyor da olabiliriz.rüyalar bazen evet bilinçaltımızın bir ürünüdür ama bazen (bence). kullanılan yanlış kelimeler de bir şeyin kanıtı olmayabilir belki ifade etmek zordur; belki sözcük yetersizliğidir eksik olan. kısaca bir sürü insanın kafa yorduğu bir şeyi ben mi sen mi çözdük ki insanları yargılama hakkını buluyoruz.
psikolojide artık bilinç dışı denir.ancak günlük hayatta alışılageldiği için bilinçaltı denmeye devam edilir.kişi kabullenmek istemediği gerçekleri,yaşadığı kötü olayları buraya atar.öyle bi atar ki bi süre sonra gerçekten hatırlamaz bile. rüyalar bunun bi parça dışa vurumudur.ancak hatırlanmayan rüyalar vardır ki asıl önemli olan onlardır. gerçekten bilinçdışına itilen önemli olaylar bu rüyalardadır çünkü.
insanın davranışlarını asıl yönlendiren, insanın kişiliğini oluşturan etmen.
kişicanın kendi bile neden yaptığını anlamadığı davranışlarnın baş suçlusu..
insanın kendi beyninden olan bişeye bile savunma sistemi geliştirecek kadar güçlü bir olgu.
insanın kendi içindeki 2. kişi..
bilinç ile düello yapmaya kalktığı zaman ortalığı kan revan içinde bırakabilecek kadar acımasız, daha dün ne yediğinizi hatırlayamazken derinliklerinde özenle sakladığı "yangında ilk kurtarılacak" tarzda dizayn edilmiş veri tabanı ile şaşırtıcı, size yaşattığı küçük oyunları siz bilinçliyken yapmaktan da geri durmayacak kadar ukala, sürtük, kıvrım istilacısı, beyinin gözükmeyen ama ekvator gibi ortasından geçtiği varsayılan bölgesi.
bilinçaltının raflardan ve kutulardan oluştuğu honolululu bilim adamları tarafından kanıtlanmış olup, kişinin yaşadığı her anı bu küçücük kutucuklara koymak ve değişen önem sıralarına göre hareketli raflara yerleştirmek marifetiyle kendi düzeneğini tertip ettiği belirtilmiştir.
bilinçaltının en korunmasız kaldığı durumlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.
- psikolog koltuğu
"uzanın ve çocukluğunuzu anlatın" komutunu duyanda, bilinçaltının düzenden sorumlu şefi ve çırağı hummalı bir çalışma ile en arka raflara doğru koşturur, maruz kaldıkları tozdan tıknefes olurlar. içinde cam bilyeler, ucuz plastik toplar, diz yarası kabukları ve bilumum haylazlık bulunan kutulardan, çoktan çürüdüğü zannedilen acı biber kuruları da çıkar. psikoloğun inisiyatifine, hava ve zemin koşullarına bağlı olarak değerlendirilirler.
- aşk
bilinç altının üstüne gelmesine sebep olan en önemli etkenlerdendir. özellikle nush ile uslanmamış, tekdire burun kıvırmış, köteğe hazırsanız, yani demem o ki aynı hatayı bilmem kaçıncı kez yapıyor ve "yine bana esmer günler düştü" kıvamına erişiyorsanız (bu şarkıyı hatırlıyorsanız zaten durum fena) unutmak için çabaladıklarınızın geri geldiğini, unuttuğunuzu zannettiklerinizin ise size nanik yaptığını görebilirsiniz.
(uslu bir çocuk olursanız şirinleri de.... )
- koku
hafızayı en çok tetikleyen etkenlerden biri olan koku, bilinç altına da siner. bir daha asla aklınıza gelmeyeceğini düşündüğünüz ilkokul öğretmeniniz, evde pişen kapuskanın kokulu buharında beliriverebilir. değil mi ki o evinizde kapuska piştiği için bir akşam size yemeğe gelmiştir. bi sene okulda hava basmışsınızdır. vay efendim bu ne önemlidir. koku bilincin içinden sızma konusunda en yeteneklilerindendir.