etik,
tdk'ya göre "çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü" şeklinde geçmekte. bilim camiasına ve dolayısla başlığa da uyan bir tanım aslında bu.
üzerine kitap bile var bu konunun, hatta dersi bile var: bilimsel etik (!)
insanın olduğu her yerde kural koyma zorunluluğu doğuyor maalesef. neyin yapılması değil de daha ziyade neyin yapılmaması gerektiği konusunda özellikle.
insan dedik ya, hırslı bir yaratık özünde. ve bazen amaca giden her yol mübahtır gibi bir zihniyet baskın gelebiliyor, bu bilim insanı olsa bile.
peki nedir bu bilim insanlarının amacı?
türkiye'den bahsediyorsak aids'e çare bulmak değil elbet.
akademik kariyer yapabilmek. doktora, doçentlik ve akademik camiada götün sağlama alınmasını sağlayan bir nevi sadrazamlık olan profesörlük titrlerini elde etmek. ve çoğu kez maddi kaygılar, bu titrlerin getirdiği manevi hazzın önüne geçiyor. acı ama gerçek; kimse hobi olarak bilim yapacak kadar karnını doyurabilmiş değil türkiye'de.
e nasıl elde ediliyor bu titrler?
"tipin ne hoşmuş efferin" dediklerini profesör yapmıyorlar. yok, bir gecede yaptıkları da olmuş ama devir o devir değil. bilimsel makaleler yazmak lazım. saygın dergilerde boy göstermek lazım.
heh işte burda ali cengiz oyunları başlıyor zaten.
öğrencisine baskı yaparak kendisi gibi akademisyen olan eşini, arkadaşını, dıdısının dıdısını da yazmasını isteyen mi dersiniz, ne yapımda ne yayında zerre emeği olmayan bu zırtonun, makale basıldığında kasılarak gezmesi mi dersiniz...
bu daha ne ki?
götünden (yalan yok) veri türetip makale yazan mı dersiniz. "türkiye'de bilimsel etik ve sahtecilik" diye adımıza makale yayınlanmasını sağladılar ya helal olsun diyorum.
eski bir makaleden copy-paste usulü yeni bir makale perdah edilmesi mi dersiniz, tüm analizlerini sizin yaptığınız hatta sizin yazdığınız makalede adınızın olmaması mı dersiniz.
örnekleri çoğaltılabilir bunların. özü şu ama, akademik camia bizans gibi mk.
götünü duvara dönüp gezmek lazım üniversite koridorlarında. maazallah "hıppp" bile diyemeden içinizde hissedersiniz yoksa kazığı.
bu da benden olsun o zaman
"türkiyede bilimsel değil filmsel faaliyetlerden ibarettir bilim"
etik mi? kim takar lan etiği. etektir o etek.
*
ukteciye saygılar
partizane