|
|
- bilim varsa ve insanlar içinse, bunu yapan kişilerin adam ya da kadın diye nitelendirilmesinin yanlış olacağını düşünen insanların söylediği söz.
- (bkz: ortam insanı) *
- aseksüel bilimci.
- adam kelimesinin rastgele ya da yakıştığı için değil tamamen erkek üstünlüğünü belirtmek için kullanıldığının farkında olan bilinçli insanların kullandığı tamlamadır. çok gelişmiş olduğunu düşündüğümüz avrupa ülkelerinde kadının da insan olduğu anca 1900'lü yıllarda anlaşılmıştır ve o zamana kadar erkek egemenliği dillerinde de kendini göstermiştir. açıp bakarsanız geniş kapsamlı bir oxford sözlükte de bunun böyle olduğunun kabul edilmiş olduğunu görürsünüz. meslek grupları ve gramer kuralları tamamen erkeklere göre ayarlanmıştır. örnek vermek gerekirse cinsiyetini bilmediğimiz bir şey için he/she kullanılır ama she/he yazmak bir gramer hatası olarak kabul edilir. işte bilim adamı ve benzeri kelimeler feminizmin liberal ideolojilerin ve liberal sol diye tabir edilen kesimin uydurmasından çok böyle bir zihniyetin ürünüdür ve kendileri bile bunu kabul ederken bizim aksini iddia etmemiz gayet saçmadır.
- tamamen feministlerin dirilttiği söylem. hayır efendim zorlayacak, kızacak, saçma sapan örneklerle aksini ispatlamaya çalışacak bir şey yok. bilim adamı tamlaması ile bilim yapan tüm insanlar kastedildiği için herhangi bir art niyet aramak gereksizdir. "bilim kızı", "bilim kadını" gibi versiyonları da mevcut olsun o zaman. geri kafalılık yapmanın da alemi yok. bilim insanı tamlamasının kullanımının bir yanlışlığı da yok. fakat bilim yapan insanlara genel olarak bilim adamı denmesinin de hiç bir yanlışlığı yok. öyleyse "kadını aşşaalamaktır bilim adamı" demeklerle gelmeyiniz. gidiniz.
ayrıca feminizm kuskunç bir şeydir. savunulacak hiç bir tarafı yoktur. liberalist ideolojilerin, liberal solun kadının toplumdaki yerini irdeleyerek ürettiği sahte sorunlardan biridir. kadın sorunu feminizm hareketinin marksizmden ayrılmasıyla çözülemez. bu başlığın altına yeter bu kadar.
özellikle (bkz: liberal sol)
ve özellikle gizli bakınızlara da bakınız.
- kendimi tanımlamak için kullandığım sıfat.
sarhoş ejderha bir kaç girisinde benim, atıf yaptığım kaynakları numaralandırarak vermeme takılmış. girilerime bu şekilde bilimsel çalışma süsü veriyor olduğumu söylüyor ve (bu defa atıfta bulunmayacağım başka yerlerde de) bir bilim insanı olarak beni parmak hesabı yapmaya davet ediyor. ya sarkastik davranıyor ve benim sözlük dışında yaptığım bilimsel çalışmaların kalitesini sorguluyor ya da doğrudan benim metinlerimde kullandığım üslubu eleştiriyor. eğer durum ilkiyse zaten mesele ikimizin arasında demektir, o zaman sorun yok. ama tahminim ikinci seçeneğin geçerli olduğu. o zaman da ekmeğini yediğim mesleğim adına bu konuda birkaç laf etmek isterim.
bilim insanlığı bir meslektir. bana göre bilim insanı olmak demek profesyonel anlamda bilimsel araştırma yapmak demektir. ayakkabı tamirciliği veya yorgancılık neyse bilim insanlığı da bunlar gibi bir meslektir. yani benim gözümde bilim insanı olmak, bilimsel metodolojiyi yemiş bitirmiş olmayı, keskin zekalı olmayı ya da doğru bildiği bilimsel gerçekler için yakılmayı göze almış giordano bruno ayarında bir insan olmayı gerektirmez. böylesine şapka çıkartır ve işte büyük bilim insanı, derim o kadar. bir insan ekmeğini bilimsel araştırma yaparak kazanıyorsa bilim insanıdır. eğer başka bir mesleği varsa ama hobi olarak bilim yapıyorsa kendi çalışmalarını yürütüyorsa o zaman da amatör bilimcidir. benim tanımlarım böyle; en azından günümüz için bu ayrımı yeterli buluyorum.
meslekî alışkanlıklar güçlüdür. insanın yakasını günlük hayatında bırakmaz. bir mimar ofisinden çıktıktan sonra geçtiği sokaklara, gördüğü yapılara ve binalara bir mimar olarak bakmaya devam eder. bir bilim insanı da günlük hayatında profesyonel amaçlarla edindiği alışkanlıklarını bir kenara kolayca bırakamaz belki de bırakmak istemez. fikirlerini ifade ederken gereken referanslara açıkça atıfta bulunmak belki de bir bilim insanının en önemli meslekî alışkanlığıdır. bu referanslamayı numarayla yapmak da seçebileceği pek çok farklı yol arasından birisidir ve yine kişisel alışkanlıklara bağlıdır. mesela ben mühendislik eğitimi değil de psikoloji eğitimi almış olsaydım numaralandırma yerine apa (american psychological association) derneğinin önerdiği stili kullanıyor olurdum.
bilim laboratuvar dışında da yapılır. ne zaman yaptığıma bilim derim ne zaman demem benim de üstünde düşündüğüm bir konu. emin olduğum şey, bilim yapmanın görev bizi çağırdığı zaman süpermenvarî bir şekilde gömleğimizi yırtıp, kıyafetlerimizin altına sakladığımız beyaz önlüklerimizi uçuşturarak laboratuvarlara koşmak olmadığı. ben kendi ölçülerime göre tuvalette de bilim yapıyorum, burada cemaatleşme eğilimi başlığına kişisel görüşlerimi yazarken de. arada bir ayrım yapmanın da günlük ihtiyaçlar için lüzumsuz ve imkansız olduğuna inanıyorum. böylesi bilim içini bilim dışından ayıracak bir terazi ancak kendi görüşlerimin bilimsel testlerden geçtiğini, otoritelerin kabul ettiğini ve konu hakkında yeteri kadar bilgisi olmayanların susması gerektiğini iddia edersem gerekli olabilir. tabi bir de fon bulmak için bir yerlere başvuru yaparken. ancak bir görüşün bu tür bir doğru olma iddiası varsa o zaman kabul görmüş dergilerde yayınlanıp yayınlanmadığı veya otoriteler tarafından kabul görüp görmediği önem kazanır. yoksa bilim gayet "hardcore" bir şekilde sözlükte giriler üzerinden de yapılabilir. çıkan sonuçların ve vardığımız iddiaların bilimsel olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
bilimsel söylem otoriterdir. bir insan bir çalışma yapmıştır, doğru olabileceğini düşündüğü bir iddiası vardır ve bunu mantık örgüsü içinde destek veya kanıtlarıyle beraber sunar/savunur. bilim insanları kendi özel dillerini konuşurlar. özellikle çaba göstermeyen bir insanın bu gruba dahil olması kolay değildir. dolayısıyla bilim insanları kendi uzmanlık alanlarındaki otoriteye dayanarak, bilimsel söylemin katı yapısından faydalanarak bambaşka alanlarda da hakimiyet kurma konusunda ayartılmaya çok açıktırlar ve bir kısmı da bunu yapar. "bakın bunu ben söylemiyorum, bilim söylüyor. sizin yapmanız gereken susmak ve kabullenmek." günümüzde sık sık karşımıza çıkabilecek laflardandır. bu noktada kişi hemen her meslek dalında olabilecek çürük elmalarla sağlam olanları ayırdetmek için kendisine düşen çabayı göstermek zorundadır. eğer bilimsel çalışmaları toptan çöpe atmayacaksak bunu yapmak zorundayız çünkü bilimi bir hakimiyet kurma aracı olarak kullananların karşısına da yine ancak bilimsel metodolojiyi bilen insanlar yani başka bilim insanları çıkabilirler.
- dünya üstünde taş çatlasa 200-250 kişinin ilgisini çeken bir konudaki posterinin önünde durup da yoldan geçene hevesle yaptığı çalışmayı anlatan bilimci benim gözümde mutluluğun resmidir, tablosudur.
|