|
|
- halk arasında no name bilgisayar olarak tabir edilen bilgisayar türlerinin hayata geçirilme aşamasıdır..bilgi ve yeteneğin kesiştiği çizgide, amaçına ve parasına göre alışveriş yapan bir tüketici tarafından yapılan, fiyat bölü performans açısından düşük bilgisayar parçaları alışverişi sonrasında, parçaların çalışır durumda bilgisayar haline getirilme işlemidir..kesinlikle bilgi gereklidir ve dikkatli bir inceleme sonuçunda yapılmalıdır..aksi takdirde bilgisayarcı elinde toplanmaya bırakılan no name bilgisayardan hayır gelmez, kesin sorun çıkar..
(zeus, 16.08.2004 17:33 ~ 17:34)
- firmalara boş yere para kaptırmak istemeyen bilinçli tüketici işidir. şayet fazla bilgili değilseniz bu konuda, tek başına toplamaya kalkışmanız parçaların yanmasıyla son bulacaktır.
- bilgisayardan anlayan bilinçli tüketici işidir. bilgisayar toplayan kişi, markaya değil teknolojiye yatırım yapmış olur.
- bilgisayarınız markaysa bile devamlı geliştirirseniz, bir de bakmışsınız toplama olmuş
(mavio, 16.08.2004 18:01)
- bilgisayar markalarının da yaptıkları iş. genelde hiçbir parçasını üretmezler, yahut en fazla 1-2 parçalarını kendileri üretirler.
- seferberlik halinde sudan bahanelerle x ülkesi silahlı kuvvetlerinin, vatandaşların bilgisayarlarına el koyması halinde görevli memurların kapı kapı dolalıp yaptığı şeydir.
- "şimdi abicim, sen hp'den alıyorsun, dell'den alıyorsun çin'de robotlar montaj yapıyor. burada da cem abin montaj yapıyor."
- "gel dürüst olalım, bu topladığınız notebook'lara kendiniz güveniyor musunuz?" sorusuna cevap veren türk malı toplama notebook üreticisi, 2006, kadıköy
- akıllara "toplama olmayan bilgisayar var mı" sorusunu getiren deyim (gerçekten varsa ben bilmiyorum). üç kuruşluk bilgisayar kasasının üzerine vestel logosunu basınca o bilgisayar vestel mi oluyor? tabi ki hayır. kasanın içerisinde 800mhz amd athlon işlemci, 128mb ram, 32mb nvidia ekran kartı, apache pci modem, gigabyte anakart var (benimkini rahmi koç müzesine bağışlayacağım). bu da vestel firmasının topladığı bilgisayar işte. fiyat olarak da sizin toplayacağınızın çok daha üstünde.
- firmalardan çıkma bilgisayarların işe yaramaz olması nedeniyle - onboard parçalar, işe yaramaz aksesuarlar vs.- toptancılardan ayrı ayrı parçaları alıp kasayı sıfırdan toplamak. hem daha makul fiyatlara gelir, hemde istenilen düzeyde verim sağlanır.
- çöldeki bedevi gibi şanslı bir insansanız kesinlikle uğraşılmaması gereken olay. bedevisin arkadaş uğraşma git 500 dolara toplayabileceğin parçalara 1000 dolar ver rahatla. hiç kasma kendini, çünkü toplayacağın bilgisayarı düzgün kullanamayacaksın. 13 ay oldu alalı bilgisayarımı ve kullanamıyorum. evet, evet kullanamıyorum. emektar laptopumdan internete giriyorum. halbuki 1500 dolara mal olmuş, alındığı zamandaki gibi hala performansı yenilerinden altta kalmayacak bir bilgisayarım var ama paranın olması yetmiyor. buluyor seni kutup ayısı istesen de istemesen de.
bilgisayarın parçalarını özenle seçmişsin. sipariş vermiş ve gelmesi için dört gözle bekliyorsun. bilgisayarcının kapısını aşındırıyorsun, arayıp adamı taciz ediyorsun nerde kaldı diyerek. geldiği ilk gün eve koşarak götürüyorsun. sanki peşinden birisi kovaliyor, topukların götüne değiyor. iki saniye önce eve varmak ve performansına bakmak için deliriyorsun. ilk zamanlar monitörün üzerinde toz gördüğünde ıslak bez alıp bilgisayarı silmeye başlıyorsun, yeni aldığı ayakkabıyı dışarıda giyip evde de giyebilmek için altını silen çocuk misali. her gün heyecan biraz kayboluyor ama yine de zevk veriyor o alet ne de olsa her işini görebiliyorsun. ta ki ilk arızasını verene kadar. ekran kartının fanı kırılır. ulan o kadar zamandır takip ederim de bir kişinin ekran kartının fanının kırıldığını duymadım. durduk yere fan mı kırılır lan. ne sikim iştir. bozuntuya verilmez. garantisi var cart curt diyerek kendini tatmin etmeye çalışırsın, iki haftaya kalmaz kaldığımız yerden devam ederiz dersin, sayılı gün çabuk geçer dersin. bu kadar iyimser olursan olacağı budur. 5 hafta kadar ekran kartı tamir işleminden geri dönmez. nedeni ise s.kimin başından parça beklemeleri. her seferinde küfür edersin. bu koduklarım bir de garanti sözleşmesine yazdıkları şeyleri yerine getirmezler. 15 günü geçen tamir süreçlerinde kullanıcıya eş değer ürün verilmelidir diye yazmışlar ama öyle bir şey gördüğümüz yok çok şükür. neyse işte ilk arıza böyle atlatılınır. ekran kartı gelir yeniden oyun dünyasına girilir, derslerden dolayı çizimler yapılır, internetin dibine vurulur, dowload yapılır, filmler arşivlenir, yeni filmler indirilir izlenilir ta ki monitör arızası ortaya çıkana kadar. sabah kalkar internetten bir şeylere bakarsınız sorun yoktur. okula gidip geldiğinizde ise monitörü bir açarsınız ki sarı bir çizgi ile iki ayrılmış monitör. görüntü de sorun yok fakat nerden çıktı bu çizgi şimdi. bir müddet kullanılır. dönem sonları finallerin başlamasına doğru tamir için gönderilmeyi düşünülür ki hem finallere çalışırız hem de ayrı kalınan süre kısmen az hissedilir olur. evet ayrı kalınan süre az gibi geldi fakat finallere çalışamadık. hala internete girebileceğimiz laptopumuz var çünkü. "şuna bakayım da derse başlayayım, yok şunu da okuyayım, aa bu neymiş" gibi bahanelerle zamanın götüne konur. finallere mümkün olan en az süre çalışınır. okul kapanır evinize dönersiniz. 30 günlük tamir süresi geçtiği gün yenisinin gönderilmesi için yeniden ararsınız ana üssü. parçanın yenilenmesi sizi biraz da olsa sevindirir ama bilgisayarınızsız geçen günleri geri getirmez. ha bu arada küfür saydırmalar tabii ki var. kesinlikle monitörünüz her aklınıza geldiğinde küfreder rahatlarsınız. son olarak ise anakart arızası ortaya çıkar. bu sefer hem kendi şansınıza hem anakart üreticisine küfredersiniz. anakartım hala dönmediği için bu süreci anlatmak istemiyorum. ama en bol küfürün olduğu süreç budur. en sancılı olanı da. prison break izleyemiyorum lan. iki gün önce "noolur lan bana da versene şu diziyi" diyen ibneler bilgisayarın arızasından dolayı gelip bana diziyi anlatıyorlar. heyecanı kaçmasın diye dinlememeye çalışıyorum ama olmuyor. ben yapıyordum lan aynısını onlara.
-ehheeh olum kate varya siki tuttu lan.
-ha?
-kate varya kate.
-haa, prison break
-evet, ordaki. öldürüyorlar olum onu...
-anlatma olum ya lalalalalölölölöl
-eheheh anlatacam lan
-lalalalaölölölöl
-kafayı kesip gönderiyorlar eheheheh
not: ulan diziyi bile unuttum bak o kadar yani. prison break'ta sara vardı, kate lost'taydı.
işte makina toplamak böyle bir şey. tabii ki bunlar bir kişinin deneyimidir. genel olarak kabul edilmesi çok büyük yanlışlıklara yol açar. elektronik ürün alıyoruz sonuçta karpuz, kavun alır gibi dibini koklayıp ya da vurarak sağlamlığını test edemiyoruz ki o hallerde bile bazen olmamış mal alabiliyoruz. ama ürünlerde çıkan bu arızaların beni bulması içimi acıtıyor ve altında mossadın elinin olduğunu düşünmeme yol açıyor. beni internet aleminden uzaklaştırmak için ellerine geçen her türlü şeyi yapıyor olabilirler.
- öncelikle çok zor bir iştir* bundan 4 sene evvel önceki bilgisayarımı da toplama almıştım fakat kendim değil bilgisayarcıya toplatmıştım şuan bilgisayarın içinde toplattığım parçalardan sadece işlemci ve anakart duruyor. sürekli ses çıkaran sorunlu bilgisayardan bıkınca onu değiştirmek zorunlu bir ihtiyaç haline geldi. daha önceleri bilgisayar toplayanlara hatta bilgisayarınızı götürdüğünüzde yalnızca donanıma bakıp "şunu şunu alman gerek yiğenim" diyerek doktor misali teşhis koyup servis ücreti alan bilgisayarcılara ön yargıyla bakan birisiydim. fakat bu düşüncem bilgisayarımı kendim toplamaya karar vermemle ve bunu eyleme dökmemle birlikte kökten değişti. şimdi rahatlıkla söyleyebilirim ki bu zor bir iş.
çok değil bundan bir hafta evvel bilgisayarın sadece anakart işlemci ram ve sabit diskten oluştuğunu sanan bir angut olarak yeni bilgisayar toplamaya karar vermiştim. öyle ahım şahım sayılmayacak ama forumlardan araştırdığım üzere fiyat/performans oranı iyi parçaları izledim karşılaştırdım araştırdım bir hafta bununla ilgilendim. ardından daha önce bilgisayar toplamış arkadaşlara sorarak fikirlerini aldım. bunun sonucunda gidip tam karar verdiklerimi alacakken hem forumlardan hem arkadaşlardan öneriler gelmeye başladı listeyi yazıyordum
"oo işlemci o olmaz çok ısınıyor en azından bir 65 nm olması gerek 45nm leri var ama pahalı onlar sen 65nm al"
nm ne amına koyim işlemci işlemci işte güzelmiş gidip alacağız dediğimde arkadaş bildiğim ipneler anlatacaklarına cahilliğimle alay edercesine "eheh" diyip beni eziyor heidi nin dedesi kadar olgun bir o kadar sakin bünyemi fütursuzca zorluyordu. ram seçtim reklam gibi olmasın en iyi kingston dediler. iyi dedik yazdım forumlara bunu da.
"ohoo onlar çok kötü bedava verseler almam senin cas 4 4 4 12 alman lazım 5 5 5 15 çok sakat"
ne dediklerini anlamasamda "hee tamam" diyip geçiyordum ama ilk tecrübemden dayanarak taşak oğlanı olmamak kaydıyla kendim arayıp bilgi edinmeye çalışıyordum meğer bu cas dedikleri bekleme süresiymiş ram'in google bu konuda tek destekçim oldu. bir ekran kartı alayım dedim "oha 1gb hemde bu fiyata" diyerek atladım yine görüş almak istedim bir bilenden bu sefer
"o çok dandik anakartın güzel kıyma o anakarta. onlar bellek boyutu işlemci hızı da önemli gel sen sapphire ati 3870 al çok güzel"
yorumları okudukça daha bir sinirleniyordum ulan ben anakartla ilişkiye girmeyeceğim ki kart takacağım altı üstü. güzelmiş kıymayaymışım. 1gb her zaman 512 den iyidir diye düşünüyordum ama değilmiş. onuda araştırdığımda gördüm ki 256 olup işlemcisi yüksek olan bir ekran kartı 512mb dan çok daha iyi performans verebiliyormuş falan... hard diske geldiğimde artık tüm forumlarda önerilen tek seagate vardı ondan alayım dedim. forumlara yazdım sordum önüme bir sürü pcxlabstan grafikler şekiller şemaller... arkadaşım bana en iyi fiyat/performans ürünü olan hard disk nedir diyorsunuz adam size "şimdi seagate'in geliştirdiği yeni st3250410as modeli sahip olduğu dikey kayı teknolojisiyle bir çok üründen daha iyi performans veriyor ama şu harddisk varki..." böyle uzayarak bir sürü sayısal değer bilgi. anlaması gerçekten zor. burada yine google imdadıma koştu ve anlamamı sağladı.
her şey bitti diye düşünüp kasa almaya bizim köşebaşındaki bilgisayarcıya gidecekken arkadaş sana şimdi bir güç kaynağı(psu) almak lazım diyerek linkler atmaya başladı "bu sisteme overclock yapacaksan en az 650watt bi cooler master gider" anlamasamda tecrübelerime dayanarak sesimi çıkarmadım sadece link istedim. gelen linkler suratıma tokat gibi çarpmaya başladı kasanın içinde kablo takılan adını markasını bile bilmediğim güç kaynakları 200 dolar 250 dolar 400 dolara kadar çıkıyor. neredeyse işlemciyle eşit fiyat. dayanamadım çok sevdiğim arkadaşımı rencide ederek ona büyük bir kızgınlıkla "siktir dalga mı geçiyorsun lan benle" serzenişinde bulundum. yine çaresiz forumlara başvurdum. yapılan yorumlar beni çok şaşırttı.
"psu çok iyi olmalıdır"
"psu bilgisayarın beynidir o iyi olmazsa hiç birşey doğru gitmez"
"psu su iyi olmayanın sistemi yanar"
"psu muhakkak araştırılarak alınmalıdır"
bu ve bu tür ata sözleri gibi yığınla uzayan liste... bir de siteye psu araştırma listesi yapmışlar ki bir ton özellik sessizliğinden tutun soğutmasına kadar. tak çıkar özelliği watt giriş çıkış sistemleri fiyat performans oranları kullanıcı yorumları. o parçanın değerli bir parça olduğunu o an anladım. daha bitti mi tabii ki hayır.
psu yu da seçerek yarım kalan işi tamamlamak üzere bizim köşebaşındaki bilgisayarcıdan bir kasa almaya gidecektim ki "kasayı ne almayı düşünüyorsun" diye soru geldi. bizim tanıdık bilgisayarcı ahmet abiden alacağım dedim. yine taşak oğlanı gülümsemesiyle "dalgamı geçiyorsun eheh" cevabını almamla "olm seni engellerim siler atarım yüzüne bakmam ciddi bir iş yapıyoruz bildiğin varsa adam gibi söyle" dedim. bu benden bu kadar ciddi bir yorum beklemeyen hafifte kırgın olduğumu sezen arkadaşım elinden geldiğince örneklemeye anlatmaya çalıştı. bir ton kasa örnekleri cooler master'ından tutun lian li'sine, silverstone'undan thermaltake'ine... fiyatları dudak uçuklatıcı en ucuzu 100 dolar ve bir çok eksi oy almış en pahalısı 1000 dolara kadar tower denilen alüminyum şeffaf yan panel falan... özelliklerine göre değişiyor fiyatları. benim alacağım 45ytl lik everest'den ne farkı var diye sordum. meğer çok farkı varmış birinde sıcaklık 50-60 derece seyrederken öbüründe 30-40'lardaymış havalandırması iyiymiş alanı genişmiş dijital sıcaklık göstergeleri falan filan bir sürü zamazingosu varmış.
uzun lafın kısası ben araştırarak 2 haftamı verdim neticede bilgi sahibi oldum hala bildiklerim bilmediklerimin 10'da 1'i değildir. bunları benim gibi bilgisayarı bir kaç parçadan ibaret sanan arkadaşlar için yazdım. size tavsiyem bilgisayar toplamak çok zor iş eğer bir bilginiz yoksa tek başınıza benim gibi hataya düşerek kalkışmayın muhakkak bilen birisine danışın ondan akıl alın. bir parçayı alırken 40 kez düşünün çünkü bilgisayar öyle bir sistem ki içindeki bir parçası doğru çalışmazsa tüm parçalara zarar verebiliyor bu da size yüzlerce dolar kaybettirebiliyor. bu sebepten ötürü ince eleyip sık dokumak mutlaka bir uzman görüşü almak gerekiyor.
speyşıl tenks tu:
google
itü sözlük
robertdeclaux
donanimhaber.com
teknofiyat com(dna, 22.03.2008 14:58 ~ 24.03.2008 02:54)
- (bkz: nal toplamak)
|