|
|
- bilgisayarla ilgili olmayan biri için, duyulan abuk subuk terim, kısaltma ve türkilizce fiillerin, hatta anlaşılmaz esprilerin sonucunda görülecek kötü yanları tarafından bastırılıması olası durum.
lakin siz de bir bilgisayar mühendisi iseniz konuştuğununz kişinin sizi ezmeye kalkmaması, kendisinin ne kadar bilgili olduğunu göstermeye çabalamaması, sizi bilgisayar tamircisi olarak görmemesi gibi olumlu yanlarıyla dünyanın öbür ucunda bir türk görmüş kadar sevindirir sizi.
- bir bilgisayarcı arkadaşımdan 100 milyon borç para istediğimde 128 veriyim düz olsun demesi ve benim yıkılmam. hele siz de bilgisayar mühendisi iseniz artık dışardaki dünyanın bir önemi yoktur, ekran kartları üzerine saatlerce muhabbet edebilirsiniz. keşke herkes bilgisayarcı olsa.
- araya öğrenmek istediğiniz soruları sıkıştırarak bilgisayardaki sorunları çözecek bilgilere ulaşmak da bilgisayardan anlamayanlar için kurtarıcı niteliği taşıyan sohbetlerin özelliğidir. ayrıca sizin haberinizin bile olmadığı yararlı programları öğrenip öğrencilik hayatınızı da kolaylaştıran sohbetler olabilir bunlar.
- meraba naber dedikten sonra "eee şey benim bilgisayar çok yavaşladı da" diyebiliyor olmanız.
+ee şey benim bilgisayar çok yavaşladı da.
-dergi cd'sinden olu olmaz program kurup kaldırıyor musun?
+evet.
-bak şimdi önce başlat/çalıştır yap msconfig yaz. ardından başlangıç sekmesinde tanımadığın programlarının isminin başındaki tik'i kaldır. sonra ad-aware programını kur, bilgisayarı tarat, sonra vıdı vıdı hede hödö...
bütün azimleriyle sizin evdeki bilgisayarı kurtarmaya çalışırlar.
- "dünyayı ele geçiricem, ondan sonra ver elini paris!" diyebilen, mahallenin tatlı delileridir bilgisayar mühendisleri. onlarla konuşmak bu yüzden güzeldir.
- gerçekten zeki insanlardır.bir de hangi bilgisayar mühendisini tanıdıysam insana yardımcı olmak için deli gibi etraflarında dönerler.ne zaman bilgisayarla bir probleminiz olsa yardımcı olurlar ve sizin sormadığınız sorunlara bile çözüm bulmaya çalışırlar.bilgisayarlarla ilgili sorunları çözmek onlar için zevktir,asla üşenmezler.ee ne de olsa bilgisayar kurtarmak onların hayat felsefesi.
- meslekleri gereği en son teknolojik yenilikleri, oyunları, internet alemlerini takip ettiklerinden dolayı, en kısa muhabettinizde bile derlenmiş taze bilgi yumağının içinde bulursunuz kendinizi. yani, bilgisayar mühendisiyle konuşmanın güzel yanlarından biri anlamadığınız, karman çorman chip, level, pc net dergilerinin insan bedenine bürünmüş, sevimli ve eğitici halleri olmalarıdır. *
- bu sohbetlerden çıkan tavsiye tomurcuklarını dikkate alıp, güvenebilirsiniz. zira bu mühendis sınıfı nostradamus misali, geleceği biraz önceden görür. (bkz: @832332)
- sizi dinleyenlerin bir yabancı dil daha bildiğinizi sanmalarıdır
- zil takıp oynamak yerine sevinçlerini ram takıp oynamak olarak gösterebilirler. kısaca eğlendirirler.
- eğer güzel bir kızsa tadından yenmez.
- o mevcut tüm bilgisayar sistemlerinin refahı için kendini adamış olan milyonlarca insandan sadece biridir. sizin sadece oyun oynamak için kullandığınız dandirik bilgisayarınıza bile kurtarılmayı bekleyen bir rehin gözüyle bakar. size öğütler verir, yardımcı olmaya çalıştığını sanarsınız. o ise, bilmem kaç ramlik arkadaşını zor durumdan kurtarmak için didinmektedir.
- mezuniyet töreni, sahnede basamağın bir sırasında içinde bilgisayar mühendisliği taze mezunlarının bulunduğu bir grup dizilmiştir. soyadı sırasına göre dizili olunduğundan yerler bellidir. geç kalan bir arkadaş aradaki yerine girmeye çalışmaktadır, alanın eni çok dar olduğundan sıradakiler yerine geçmek isteyen kızla teker teker yer değişmektedirler.
-beyler bubble sort yapıoruz 'x' geliyo.
-(anlamayan diğer bölüm mezunları) hönkk?
-(anlayan bilgisayar mezunları) uahahahaah, çüş lan hala mı, burda da mı? (sahnede koparaktan)
- benden daha zeki olduğunu düşünmesinin emaresi olan ezici bakışları ile beni baştan aşağıya süzüyor. hani kurban bayramlarında müşteri kurban çadırındaki danaları süzer ya. "bundan kavurma bile olmaz lan " diyecek şimdi diyorum kendi kendime.belki de demeyecek ama olsun .gittikçe kıl oluyorum ona.bence şerefsizin teki.
eskiden böyle değildi bu adam. daha canlıydı bir kere. beraber sinemaya bile giderdik. uzun eşek oynayacak kadar da yakındık ayrıca. çiçeklerin güzelliğinden bahsederdi.uzun, anlamlı cümleler kurardı. konuşması bittikten sonra bazen ben bir şey anlamazdım ama yine de içimi güzel duygular kaplardı. annemin gece yatmadan önce anlattığı masallar gibi bir duyguydu bu. çok makara adamdı vesselam.ha bir de yakışıklıydı lan bu herif. şimdiyse tipsizin teki gibi görünüyor bana. galiba gözümle değil de kalbimle bakıyorum.
requiem for a dream izleyip kötü alışkanlıklardan soğuduğum,beraber amelie izleyip malak gibi gülümseyerek bütün gün aynı ekrana baktığım,şu an isimlerini vermek istemediğim bir sürü duygusal filmi beraber izlediğim adam...geçenlerde andre bazin'in kitabını istedim ondan. bu ismi ilk kez duyuyormuş gibi baktı bana.
bazı hareketlerine anlam veremiyorum. iletişimimiz de o kadar güçlü değil artık. anlayamıyorum onu. geçenlerde; " senden nefret ediyorum. keşke geçmişe gidip senin initialize edilişine engel olabilsem. programcı kodu derleyicide çalıştırdığında 'undeclared identifier' diye bir error verse" gibi bir şeyler söyledi. "büyük coder" falan dedi,bir bok anlamadım.
geçen top oynamaya dışarıya çağırdım. topuyla beraber geldi ve sahanın ortasında durdu. hareketsiz kalması uzun sürünce ne olduğunu sordum.bana "algoritmayı hazırlıyorum. çalıma gireceğim adamlara topu kaptırma ihtimallerimi gözden geçirdim. kimin üzerine gideceğime karar verdim. zaman ve efficiency çok önemli. yapacağım hamlelerin complexity'sini düşünüyorum şimdi. " dedi. içimden bir şeyler koptu o an.koşarak eve gittim,odamın kapısını kilitleyip o gün kimseyle görüşmedim.
yine o ezici bakışlar...bu sefer uzun uzun bakıyorum ona. sanki gizlediği bir şeyler var da ben onları görmek için çabalıyormuşum gibi. gözlerimi ayırmıyorum ondan. ...parlak bir görüntü var. mutluyum, koşuyorum rıhtımın en ucuna-okyanusa doğru. tam rıhtımın ucundan okyanusu gözleyen güzel elbiseli kıza yaklaşıyorum ; görüntü gidiyor... gözlerimi tekrar açıyorum. gözlerimi ayırmıyorum ondan. "senden nefret ediyorum" diyorum. o da "senden nefret ediyorum" diyor. daha da yaklaşıyorum. gözleri eskisinden daha güzel geliyor bana ya da gözümle değil de kalbimle bakıyorum. "seni seviyorum" diyorum; "seni seviyorum " diyor. tıpkı eski günlerdeki gibi... gülümsüyorum . o da gülümsüyor. aynaya bakmaya devam ediyorum.
ne olursa olsun onunla konuşmak güzel.
- her şeyi biliyormuş gibi bakmaları, sizin derdinizi anlatmak için çırpınmanıza karşın onların çoktan anlamış olması. bilgisayar mühendisi biriyle konuşmak güzel, ama bunlardan birkaç tane varsa ve sorununuza henüz çözüm üretemedilerse birbirlerinin söylediklerini çürütmekten ileri gidemezler.
ha ben bir tanesiyle tanıştım geçende, çocuk gayet sabırlıydı; uzun uzuun anlattı her şeyi. hatta ders aralarını bana ayırdı; hatta dersini de verdi; takdir ettim vesselam. öyle "sen dilcisin, ne anlarsın ki? dünyada her şeyi bi tek ben bilirim." havasında değildi. yine de "gerizekalıya anlatır gibi" anlattı en basit şeyleri bile; gözümden kaçmadı değil.
genel özellikleri bu sanırım.
- bilgisayar mühendisi olmayanlarla konuşmakta olmanın hazzını bir kez daha anlamak.
- karşınızda "ulan terimlerle direk anlatsam artistlik yaptığımı sanacak, herşeyi temelden anlatsam onu aptal yerine koyduğumu zannedecek" diye kıvranmasını seyretmektir.
(bkz: iki ucu boklu değnek)
- -canım bu aralar acayip sıkkın mühendis sevgilim ya!
-reset atalım mı aşkım iyi gelir...
- bilgisayarla ilgili bir şey sorduğunuzda hiçbirşey bilmediğinizi düşünerek anlatırlar.aslında biliyorum ben,bu kısımları geç diye de çırpınamazsınız çünki motoru takmış gidiyorlardır bikere...
|