1. güzel güzel sözlük karıştırıyosunuzdur.zil çalar ve heycanlanıp kalkmak için bi hamle yaparsınız ve kalkar koşmaya başlarsınız.o an gözünüze kablo hiç ilişmemiştir.oturduğunuz yerden kalkmanızla kabloya takılıp düşmeniz bir olur.ağır çekimde hava da asılı kaldığınızı bile görebilcek kadar yükselmişsinizdir.bu aşamadan sonra efendim kapıcı gelmiş, telefondaki sevgilinizmiş, postacı amca mektup getirmiş hiç bi önemi yoktur.tek bir şey vardır, ağrıyan kolunuz bacağınız kalçanızdır.hadi geçmiş olsun.
  2. kendi bilgisayarınızsa sevinilecek durumdur. takıldığınız kardeşinizin bilgisayarı ise ve sadece kaloya takılmakla kalmayıp bütün alet edevat yere yapıştıysa yandınız. evin içinde on tur engelli koşu yarışması başlar. arkanıza bakmadan kaçın derim.
  3. o an akla ne kol gelir ne bacak, ne de çanak. anında bilgisayara bakılır, "yeter ki bilgisayar yere yapışmasın, ben yapışırım hiç de gocunmam " der iç ses.
  4. zaten 3 gün boyunca sadece 3-4 saat uyumuş bünyenin, 4. gece bilgisayar başında sabaha kadar sayfalarca ekonomi ödevi hazırlayıp, son gününde ödevi teslim edebilecek olmanın sevinciyle sıçtın mavisine "ehe bu gece ben kazandım" diye sırıtıp, mühendis adamın başına gelebilecek en kötü şeylerden birinin 30 sayfa ekonomi ödevi hazırlaması olabileceğini düşünmeden (bkz: copy paste değil alın teri), ulan bari iki saat uyuyayim mantığıyla kendini yatağa atmaya hazırlanmış ve bilgisayarın başından kalkmış önüne bakmadan adım atmaya çalışırsan başına gelme olasılığı çok yüksek olan hadise. bir de nasıl olduğunu anlamadan düşerken ters dönüp yamuk bir şekilde götünün üzerine oturur vaziyette yapışırsan yere, acıdan hastaneye nasıl geldiğini ve bu süreçte olan şeyleri bünye kas gevşeticiye kavuşmadan algılayamaz. daha sonra da kendini, arkadaşına hoca ile konuşması için telefonda yalvarırken bulursun ki o kadar uğraştığınız ödevi hoca bir sonraki gün raporla birlikte kabul etsin.

    devam eden 5 gün sabah akşam iğneye gittiğime mi yanayım, sabahın köründe hastaneye gidip randevüsünü bekleyen bir dolu yaşlı teyze de dahil olmak üzere herkese nasıl düştüğüm konusunda bilgi vermeye çalışırken rezil olduğuma mı yanayım, düzgün bir şekilde oturmaya başlamamın aldığı zaman içerisinde millet otururken kazık gibi ayakta dikildiğime mi yanayım bilemezken bana tek mutluluk veren şey ben neredeyse parçalanmışken laptopımın etrafını sarmalayan tuğla kalınlığında ekonomi kitapları sayesinde sapasağlam yerinde durmasıydı. şarj kablosu o hızla üzerinden sökülmüş olsa da eve geldiğimde laptop bıraktığım yerinden bir milimetre bile oynamamıştı sanki. kendisini kurtaran kitaplara saygım o kadar büyük ki iade tarihleri geçmesine rağmen uzattırıp uzattırıp kitaplığımın en iyi yerinde saklıyorum onları.