|
|
- herhalde çoğumuz için imkansız sayılabilecek birşey bilgisayarsız bir gün geçirmek.
kendimden de bildiğim üzere yüzlerce film binlerce şarkı video konser belgesel ne ararsanız indiriyoruz, bilgisayarı günlerce download a yatırıyoruz, torrent i sömürüyoruz, gece uyurken bile öten o fanın sesi hala kulaklarımızda. günlerimizi geçirdiğimiz diablo da world of warcrft ta ömrümüzü verdik fps oyun gördük mü bitirmeden başından kalkmadık.artık lost u prison break i heroes u bıraktım friends dizisinin sabrinanın bile bütün bölümlerini indirip sabaha kadar izliyoruz. ama bu kadar şeyi yaptıktan sonra geçen gün birşey yüzünden bir olaya karar verdim. bir gün boyunca bilgisayarı açmayıp kendime vakit ayırma olayına.
annemin bana "seni bilgisayarla gömeceğiz artık" demesi bana çok dokunmuştu ve gerçekleştiremeyeceğimi bilsem de bir gün boyunca bilgisayarı açmayacağım diyerek karar verdim. birkaç saat dayanabildim. akşam kablosunu çıkarıp anneme verdim saklasın diye. sakladı. sabah kalkınca yepyeni bir güne başlayıp aylardır ertelediğim şeyleri yapmaya karar verdim. sabah kalktığımda bir mutsuzluk çökmüştü üzerime. bilgisayara baktım ve çok çekici gelmişti bana ama açmayacaktım.(daha doğrusu kablosu olmadığından açamıyordum) öyle bir boşluğa düştüm ki odayı incelemeye başladım. çalışma masasının üzerinde bir çer çöp kalabalığı vardı. teker teker ayırmaya başladım bilmem ne zamanın gazetesi, binbir hevesle okurum diye aldığım ambalajı açılmamış dergiler, birkaç kere ısırılmış acıbadem kurabiyesi, kaç kere yapmaya kalkışsam da hep bi bahaneyle bıraktığım karakalem eskizleri birsürü şey. eskiden o kadar düzenli olan ben ne yapmışım böyle dedim. sonra gözüm yıllarca okuduğum değer verdiğim özenle koruduğum kütüphaneme kaydı. aylar önce okurum diye dizdiğim kitaplar gözüme çarptı. sonra ilgisizlikten şikayet ederek beni bırakan kız arkadaşımın hediye ettiği kitabı gördüm. şevkle vermişti ama bırak okumayı unutmuşum bile. sonra bir köşede gitarım bana bakıyordu ne kadar zaman olmuştu çalmayalı. sonra zeka oyunlarına meraklı olduğumdan çözmeye çalıştığım kağıtları buldum, mantar panoda bir zamanlar beni mutlu eden ama artık tamamıyla unuttuğum yazılar, binbir emekle para biriktirdiğim ipod u bile dinlemiyordum duruyordu bir köşede öylece. çok garip gelmişti oda bana sonra biraz evde dolaştım. annemin yeni aldığı halıları farkettim sonra yeni değiştirdikleri çamaşır makinesinin ismini duymuştum ama kendisiyle tanışmak yeni nasip olmuştu. sonra kardeşimin odasına gittim daha dünkü ufaklık odasında bir ton posterle bana ergenlik dönemlerimi hatırlattı. farkettim ki o da ergenliğe adım atmış "vay bee.." dedim. bu kadar şey bana ağır geldi galiba gittim yatağıma uzandım. bundan 7 sene önce bilgisayarım daha hiç ortada yokken ne yaptığımı düşündüm. kitap okumayı ne çok severdim sonra dışarda gezmeyi hatta halısaha maçı yapmayı. en son maçı yapalı en az iki sene olmuştu bazanın altından çıkardım lesconları baktım özlemle. sonra camdan milleti izleyip gözlem yapmayı çok severdim. açtım baktım pencereden ama eskiye dair ne kalmış ki. hiçbirşey. en iyisi dışarı çıkmak dedim çıktım dolaştım eskiden gittiğim yerlere gittim mahallede geçtiğim yollardan yürüdüm. yağmurda ıslanarak yürümeyi ne kadar özlediğimi farkettim. sonra 3 4 aydır görmediğim iki sokak ötede oturan yengeme uğradım bi çay içtim muhabbet ettik kuzenle tavla attık. aslında satranç oynayalım dedi ama ben unutmuşum onu bile. oradan çıkıp gene dolaştım aşağı yukarı. küçükken çıktığımız incir ağaçlarını görürüm ümidiyle gittiğim yerlerde hep binayla karşılaştım kalmamıştı ağaç falan. öyle mal mal dolaşırken bikaç çocuğa rastladım oturduk misketlerden tasolardan falan muhabbet kurduk çok eğlenceliydi ya. sonra az kafa gol oynamadığımız parka gittim dökülmüş salıncaklar sökülmüş bişey kalmamış yahu parkta velet yok. neyse döndüm dolaştım eve geldim gene. baktım saate 3 saat zor geçmiş o kadar şey yaptım. oturdum ertelediğim bir kitabı elime aldım. sanki bana yabancı birşeymiş gibi geldi o kadar alışmış ki elim mausu tutmaya. sonra karakalem bişeyler karaladım aylar sonra hoşuma gitti neler yapabildiğimi farkettim mutlu oldum. telefonu alıp liseden beri görmediğim iki üç arkadaşı arayıp hal hatır sordum derken gene günün ortasındaydım. o kadar çok zaman vardı ki daha günün bitmesine. bilgisayarın başında olsaydım gün o kadar kolay biterdi ki şaşıp kalırdı insan haline. bilgisayara gelince açmadım. akşamda aylardır kendimi odama kapattığıma isyan eden babamla oturup sohbet ettim annem süt mısır pişirmiş onu yedik tadından yenmedi. daha öncede yapar bilgisayarın başına getirirdi ama çok meşgul ben ne yediğimi anlamazdım. öyle tatlı bir akşamdan sonra son bir kez bilgisayara baktım ve yattım.
o günden sonra artık bakışım değişti bilgisayara. şimdi diyebilir bazıları hadi ordan len diye ama gerçekten böyle. eğer insan bir gününü "sadece bir gün"ünü kendine ayırıp kendiyle vakit geçirebilir ve ertelediği şeyleri yaparsa emin olun aldığınız o tatla herşey değişiyor. artık çok yokum bilgisayarın başında ve memnunum. aldığım ff ler oyunlarda anlamsızca kırdığım rekorlar günlerce başından kalkmadan oynadığım world of warcraft geliyor gözümün önüne. garip bir durum ama pişmanım gerçektende. bilgisayar bizi kör ediyor ben bunu bilir bunu söylerim. dikkat edin ömrünüzü sanal şeylere yedirmeyin benden söylemesi ve o bir günün ne kadar anlamlı olabileceğini düşünün.
- laptopun ekran kartını bi güzel yaktıktan sonra toshiba servise yatırdıktan sonra 1 hafta yaptım. dışarda bi dünya varmış onu farkettim. ben herşeyi buradan hallediyordum oysa ki.
-hep bu wondrous un yüzünden-
yok yok ssg başlatmıştı dimi
(bkz: ssg bunu okuyosan to.. yok yok okuma)
- sözlük yazarıysanız veya sempatizanıysanız, biraz kasacak durumdur.
- sadece bir playstationınınız varsa mümkün olan eylemdir.
hatta ps3 ise hiç gerek yoktur. zira ps3 internet kullanımına müsaade ediyor. kasar ama iş görür.
- kral tv'de yeni çıkan şarkıcılar izlenebilir.zaten bu bütün gününüzü alacağından bilgisayar olsa bile ona zamanınız kalmayacaktır.
|