sözlük, -sadece sözlük- benim anlamlandırabildiğim kadarıyla kişilerin bilgiyi eğlence unsuru haline getirerek içselleştirmesine olanak veren, subjektif yargılarla mutlak doğruya ulaşma yönündeki çabasıyla da yoruma müsait bir tür donanıma sahip bir oluşum. epistemoloji ilmi de es geçilmeyecek olunursa eğer; burada her kelimeden, her cümleden bir şey öğrenmek, daha doğrusu kişiyi araştırmaya teşvik edecek bir done edinmek sözlüğün içerik babında çeşitliliği ile mümkün. şimdi bunlar sözlük kavramı için geçerli olan şeyler fakat şartlar dahilinde yine es geçilmemesi gereken bazı şeyler var.
"bilgi kaynağı olarak x sözlük" kavramı gelişen değerler kapsamında harc-ı alem bir tabir. "neyin kaynağı lan? kaymak oldu oralar kaymak" denilesi bir tabir hatta, faşist tabir, zart tabir, nobelli tabir bilmem ne. biraz sıyrılalım şu "bu sözlük bizim, bizim kalacak. biz burada hayatın anlamını arıyoruz" edasından ve bakalım;
saf bilgiye internette ulaşma yollarının özellikle son birkaç yılda gösterdiği artışı göz önünde bulundurursak; gelip bana "ağbi ben x sözlükte hayatın anlamını bile buldum, bilgiyle dolup taştım" diyen adam ya fazla mal ya da dahil olduğu platformu fazla önemsemeye meyilli duygusal bir insandır zira hazreti gugıl'ı kullanmayı, daha doğrusu amaca uygun kullanmayı bilmemek modern zamanın önemli suçlarından biri haline gelmiştir çoktan. google yine temel araç konumunda olsa da mutlak bilgiye ulaşmak için kullanılabilecek türlü sağlam kaynak net üzerinde mevcut; o sebeple sözlüklerin gelişmekte olan sanal dünya bazında birer bilgi kaynağı olması gerektiği iddiasında bulunmak tüm bu kaynakları es geçip 100/1.000/10.000 kişinin dimağına hapsolmak demektir. bu da bana önünde deniz varken kumdan yaptığı havuzun içine pet şişeyle su taşıyıp, sonra o havuzun içine girip eğleşen çocuklardan başka bir şeyi hatırlatmıyor.
bir diğer önemli nokta; bilginin kullanım yeri, amacı ve ona verilen değer. zaten sözlük gibi oluşumlarda devreye giren de bu oluyor genellikle. ben şahsen etiyopya'nın başkentini öğrenmek için sözlüğe başvurmuyorum ama etiyopya'ya gitmiş bir sözlük yazarının anılarını keyifle okuyabilirim. durum bundan ibaretken; wikiyi açıp ctrl+c ve ctrl+v kombinasyonlarından ne kadar başarılı olduğunu kanıtlamaya çalışan sözlük yazarını değil; "geçen yaz güney amerika'yı dolaştım. ulan o nasıl bir cinstir öyle taş gibi karılar vardı" minvalinde entryler yazan sözlük yazarını daha ciddiye alırım zira ilki bana benim de edinebileceğim bir bilgiyi pazarlarken, diğeri mal bile olsa sadece kendisini pazarlamayı kendisine erek edinmiş, en azından bu bilince hasıl olmuştur.
neticede; gördüm ki bilginin kaymağını yemek yerine hala "bilgi kaynağı olsun buralar, dönem ödevi yapalım sözlükten" ayarında tutuculuk sergileyen, etrafı görmezden gelen insanlar hala var. iki çift lakırdı etmek, beynin otuz gramını heba etmek için kullandığımız ve resmen birer sanal araç haline gelmiş sözlüklerde ansiklopedi havası isteyenler varsa kendileri wiki'nin türkçe versiyonunda engin bilgilerini paylaşabilirler ama ha burada ben eğlenmeye, eğlenirken de çeşit çeşit alanlara yönelmeye ve yönlendirmeye çalışıyorken adam gelip sol framede tematik kasıyor, kendine ispanyolca sözlük yazıyorsa, 6 ekim 1951 başlığı açıp "malatya kayısıyı keşfetti" ayarında bir sürü yazı ekliyorsa; ben ona "mal mısın olm sen?" derim, sonra iki ayar veririm, uyuz olur bana, o da bana ayar verir kendince falan filan. sözlük bu işte. neden kasılıyor bu kadar anlam veremiyorum.
ben mesela kafa sallamak istiyorum sözlükte. gençliğimi hatırlamak istiyorum. arada da
alice cooper'ın duygusal çalışmaları fon olarak dayansa, ben sözlüğe login olur olmaz
wherever i may roam introsu filan çalsa, yine ben bir şeyler yazarken diğer yazarlar bu anı bilfiil görebilse, alttan bir pencere açılsa, ben onlara "ne bakıyonuz lan biri bakarken yazamıyom kool mi vatç yu vieel a yeah" falan yazsam hiç fena olmazdı.
not: wiki'de keyra'nın istanbul doğumlu olduğu yazıyor. ne enteresan.