bilgi 

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. insanı güçlü yapan kavram
    (greeen, 26.07.2004 17:49)


  2. olgular hakkında görüş yapabilme yeteneği.
    (axel fox, 12.08.2004 00:07)
  3. fikir sahibi olmadan önce sahip olunması gereken kavram.

    (bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak)
    (selenge, 15.12.2004 20:51)
  4. bilgi temelde gerekçelendirilmiş gerçekleri ifade eden bir kavramdır. yani gerçekliğin doğrulanması, öznenin yaratıcı tarafından yoktan var edilen ve sonra yeniden yok edilen(gizlenen demek daha doğru ama böyle daha fantastik oluyor) gerçeklikleri algılaması, kendine göre tanımlaması demektir. bu anlamda bilgi; enformasyon kümelerinin belirli özel bir amaca yönlendirilmesi sonucu elde edilen orjinal bileşimdir.
    (fempusay, 26.01.2005 10:10 ~ 10:10)
  5. günümüzün yeni hammade ve ürünü
    (azwepsa, 30.09.2005 10:09)
  6. blaise pascal'a göre;

    "şişirildikçe bilinmeyene değen yüzeyi genişleyen balon."
    (muzevir, 27.10.2005 14:50)
  7. insanın var oluşundan beri insanla birlikte gelişmiş ve yine aynı ölçüde değer kazanmış bir kavramdır. insan hayatını bilgiye ulaşmaya adar bazen. bazen bilgiye ulaşmak için cinayet işler hatta kendini bile öldürebilir.
    bir cana malolan bilgi, değer bakımından göreceli olarak kabul edilse de aslında herkesin gözünde ulaşılması zor bir yerde ikamet etmektedir.
    bilmek kökünden türemiştir bu kavram. bilmek ise tıpkı bilgiye ulaşmak gibi, kendini bilmekten başlayarak hayatın içinden asla çıkmayarak ve sürekli aklın muhafızı belleğin içinde hiç yok olmayacak bir yere sahip olarak varlığını sürdürmektedir.
    (vietna, 04.03.2006 15:17)
  8. evrende serbest ve sonsuz halde bulunup, kişinin sadece düşünmesi ve hazır olmasıyla kolaylıkla elde edebileceği olgu, hayatın ta kendisi.
    (vikartindur, 20.03.2006 11:52)
  9. (bkz: istanbul bilgi üniversitesi)
    (close2death, 20.03.2006 11:53 ~ 11:53)
  10. (bkz: knowledge)
    (bkz: information)
    (bkz: hangisi)
    (çorbamın içine sinek düştü, 31.03.2007 18:36)
  11. " bilgiyi uygularsanız, büyürsünüz
    paylaşırsanız, efsane olursunuz. "
    (soldier in the army, 18.04.2007 21:05)
  12. çeşitli şeyler hakkında öğrenilmesi gerekenlerdir. çağımızdaki önemi inkar edilemez.
    (gnarus, 18.04.2007 21:10)
  13. bilgi,insanı,bilmek açısından,önyargılardan,eylem alanında ise acelecilikten ve kollektif bilincin dürtülerinden soyut kılar.
    (adrian, 17.05.2007 23:26)
  14. "bilgi değişkendir. bilgi deformasyona uğratalabilir. dezenformasyon ve manüplasyon. hız ve mesafe."
    bu birbiri ardına gelen ardışık düşünceler grubu daireseldir. bilim ve insan karşıtlığı -çarpışması- birinin diğeri olma mücadelesidir. yöneten ve yön verilendirler.

    bilgi bir yanıyla bilimseldir bir yanıyla oluştur. çoğu zaman her ikisidir. örneğin istanbul' un 1453 yılında fethedilmesi bir bilgidir. tarih bilimi sayesinde bu konu hakkında veriler toplanmış ve bu veriler işlenmiştir ama aynı zamanda bu bir oluştur. bilgi erişimle doğru orantılıdır. yani çin' deki birinin bu olaydan haberdar olması. kesin sonuçlar ortaya çıkana kadar bu bilgi doğru değildir. diyelim ki bir çinli savaşı ve fethi gördü. çin' de olayları anlattı. bu kişiye inanmak için iki neden olabilir ya daha önceki haberleri de doğru olan güvenilir biri ya da sağlam kanıtları var. burada bir parantez açıp algılarımızın bizleri yanıltabileceğini hatırlayalım.

    duyularımızla algıladığımız veriler haricindeki hiçbirşey güvenilir değildir. olaylar değiştirelebilir, çarpıtılabilinir. bu yönüyle bilgilerimiz yereldir. mesafe artıkça bilginin güvenirliği sorgulanır. güvenilir olabilmesi için ya oluşun belgelenmesi-ki manüplasyona müsait olabilir- ya da bilimsel olması gerekir. böyle olsa dahi oluşların nedenleri veya sonuçları çarpıtalabilir. dezenformasyon. bu durum karşısında otokontrol devreye girer. birden fazla kaynaktan doğrulatmak gerekir. kaynakların güvenilir olması yani daha önceki güvenilir bilgilerinin olması gerekir. son yüzyılda insanoğlu bu görevi medyaya bıraktı. fakat burda da bir sakınca söz konusu. ticari değeri olan bir kuruluş bilgiyi kendi çıkarları doğrultusunda manüple edebilir.

    ilkel ya da modern, erişim kolaylığı-zorluğu- bilginin doğruluğu hakkındaki endişeleri gidermeye yetmiyor. elimizin altında -internet- milyonlarca bilgi olmasına rağmen bunlar şüpheye açıktırlar.

    yüzyılımızın hastalıklarından biri de önceden bilme. hayatın her alanını yöneten bilgilerin kaynakları bu kadar değişkenken bunları önceden bilmeye şartlanmış bir hayat var. en basitinden hava durumu, trafik raporu, politika, ekonomi hatta astroloji gibi. herşey önceden bilmeye programlanmış. kapı çaldığında "acaba kim?" sorusu aklımıza geliyor. önümüzdeki gün, ay, yıl ne olacak? bunu bilemediğinde rahatsız olan bir topluluk. fakat yapılanların çoğu tahmin. gerçek hiçbir zaman önceden bilinemez. yoksa bir zaman makinası gibi gelecek değiştirelebilirdi. gelecek geçmişten yönlendirilemez. gelecek sadece geldiğinde olur. şu andan geçmişe bakılabilir. yapmaya çalıştığımız tıpkı arkamız dönük geri geri yürürken geçmişe bakmaktan ibaret. bugünkü bilgilerle geleceği dönük tahmin yapmak geleceği manüple etmektir. virilio' nun dediğine benzer bir yönüyle; "uçağı icat ettiğiniz zaman, uçak kazasını da icat etmiş olursunuz". benzer biçimde baudrillard' ın dediği gibi "eğer bir tehlikeden söz ediyorsanız o zaten ordadır".
    (bergerac, 25.06.2007 11:45)
  15. insanın kafasına doldurdukları değil kafasından çıkanlardır...
    (01101001, 07.07.2007 13:52)
  16. "bilgi güçtür."
    bacon
    (lumiere, 20.07.2007 12:20)
  17. bedava olması gereken şey. insanlık onuru bunu gerektirir.
    (recai pengül, 03.12.2007 20:29)
  18. "sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir." - hakan günday
    (draffut, 13.12.2007 15:49)
  19. foucault'ya göre iktidarın mihenk taşlarından birini oluşturan şeydir bilgi ve onun getirdiği rasyonel siyaset anlayışı. hatta acaba akla karşı mı savaş açılmalıdır diye sormuşluğu bile vardır ama cevabını "tabiki hayır, böyle bir şey saçmalık olurdu" diye kendisi vermiştir. o halde ne yapılmalıdır bu aşırı derecede bilgiyle yüklü rasyonel iktidar anlayışını kırmak için? foucault'ya göre yanıt ayrı ayrı alanlarda bilginin nasıl şekillendiği ve hangi araçsal ve mekansal gereçlerle iktidara bağlandığını araştırmak yani iktidar ve bilginin soykütüğünü (genaology) çıkarmaktır. ama bilginin yapılanması tek düzlemli olmadığı içindir ki iktidarı saran bu yapıyı ayrı ayrı (bölük pörçük) ele almak gerekir. örnekse deliliğin tarihinde hangi tür bilginin bu tür bir yargılamaya vardığını , cinselliğin tarihinde antik çağlardaki pastoral iktidar anlayışının kadri mutlak hükümlerinin cinsellik üzerindeki etkisini , keza hapishanelerin tarihindede suçu kodlayan bilginin arkeolojisini araştırmıştır foucault.
    (joussaince, 13.12.2007 16:03 ~ 23:17)
  20. alev alatlı bilgi ve malumat arasında bir ayrım yapmıştır. (11. girideki hangisinde) information karşılığı olan bilgi malumat yani enformasyon dediğimiz şeydir.
    bana göre ise bilgi rastgele bir enformasyon topluluğu, toplanmışlığı değil seçilmişliği ifade eder. bilgelikle bağlantısı da böylece seçikleşir, salt dilsel bağlantı olarak kalmaz. bilgilerin birbirine göre konumu ve bağlantıları da bilgiden hikmete giden yolu yapar. bacon'un "güçtür" dediğine göre yorum yaparsak bütün iktidarların sahip olmayı kendilerine bir zorunluluk hatta varolma garantisi saydıkları şeydir bilgi.
    (bkz: ilim)
    (z string, 23.12.2007 01:31)
  21. ingilizcedeki "knowledge" yerine de, "information" yerine de kullanıldığı için kafa karışıklığı yaratan kelimedir. biraz eski türkçeye ya da fransız özentiliğine razıysanız ilkine "bilgi/irfan", ikincisine "istihbarat/enformasyon" diyebilirsiniz.

    ha, "öz türkçe"cilere bir tavsiyede bulun deseler ilkine "bilik", ikincisine "salık" desinler derim.

    ek: üstte bolca değinilmişmiş bu konuya. sazanlık için özür dilemekle birlikte, sürümden kazanmak adına girimi saklarım. teşekkürler.
    (ali kamber, 09.02.2008 01:55 ~ 02:15)
  22. günümüzde atıl hale gelmiş ve insan yaşayışının gerçekleştiği tüm mekanları doldurup çöp olmanın eşiğine gelmiş, ilk sezi anında zihin tarafından kavranan düşünceler, düşünceler bütünü. şöyle ki:

    freud hastalarla yapılan sistematik konuşmalar sayesinde, hastada görülen bazı semptomların nedenine inildiğinde semptomların kendiliğinden çözüldüğünü görmüştü . çağının genel yaklaşımı olan dünyadaki tüm sonuçların nedenlerini bulma takıntısına yenik düşüp, bu çözümün yeterli olmadığı, semptomların neden ve nasıl kaybolduğunun bulunması gerekliliği inancıyla çalışmalarını sürdürdü; zira semptomların kaybolma nedenlerinin bilinmesi, hastaların dertlerine deva bulmalarından önceldi ve hatta sorunları çözen şey bilinmedikçe sorun çözülmüş sayılamazdı.

    bilginin temel amaç edinilmesi aydınlanmanın temel öğelerinden biridir ki aydınlanmanın en önemli karakterlerinden biri olan descartesla başladığı kabul edilir; zira descartes; oluşun bilgiye yol açtığı, bu bilginin oluşları daha farkında yaşatacağı ve iyi bir yaşamın amaç edinildiği yunan felsefesinin tam aksi bir tutumla, bilmediği her şeyi yok sayarak, sadece bilginin oluşa yol açacağı inancını dünyamıza kazandırdı. oluşu bilgi ile var ederek, bilgiyi oluştan daha öncel, bir diğer anlatımla, daha üstün konuma getirip, oluşu kendiliğinden olma özelliğinden koparıp bilgiye bağlamış oldu ki oluşun gerçekliğini de ortadan kaldırmış oldu.

    descartes’in anlatıları kendisinden sonra gelen düşünürlerle çürütüldü, ancak onun bilgiyi öncel kılması dünyaya miras olarak kaldı. temel amacın bilgi olması ile beraber, bilgi üretiminin artışı hız kazandı ve düşünüşün gerçekleştiği mekanların tümü bilgi yığınlarıyla doldu. düşünüşün kendisinin bir oluş, bir olma eylemi olduğu varsayımını kabullenirsek, insanlığı kainatın geri kalanından ayıran en temel var oluş biçeminin bilgi yığınları arasında sıkıştığını söylemek pek de yanıltıcı olmayacaktır.

    elbette ki genel entelektüel çevrede oluşun değer kaybetmesinin, dünyanın asıl yaşayışını değiştirmesi biraz zaman aldı. bilgi çöplüğüyle dolmuş olan literatürün insanlığın günlük yaşamına sızması bazı araçların tarih sahnesine çıkmasıyla oldu. insanlık için ilk dönüm noktası kitle iletişim araçlarının her eve girmesi ile oldu. entelektüel yaşayışın içerdiği karmaşanın, bu tek yönlü iletişim araçlarıyla her bir insana ulaşması, iletişimin “tek yönlü” olması nedeniyle birey olarak insanın yaşamını kökünden değiştirmeye yetmedi. bu durum sadece asıl dönüşümün hazırlayıcısı oldu.

    kitle iletişim araçlarının bilgisayarla yenilenmesinin ardından insanlık ikinci dönüm noktasına artık hazırdı; yani günlük yaşayışa bilgi yığınlarının doluşması ve yaşayışın gerçekleştiği tüm mekanların bilgi yığınlarına hapsedilmesi durumu ki internet tam bu noktada; tek yönlü iletişimi karşılıklı iletişime çevirerek bilgi akışını hızlandırdı ve üç yüzyıldır hayata akmaya çalışan bilgi karmaşasını hayatımıza sokuverdi.

    internet sayesinde oluşun cereyan ettiği tüm mekanlar bilgi yığınlarıyla doldu. artık her hareketimiz bilgilerin doğrultusundaydı. öyle ki bilmedikçe dışarı çıkamaz oldu insan ve bu nedenle bilgiye ulaşım araçlarına sımsıkı bağlandı. ansızın cep telefonunun şarjı biten insanın birden bire düştüğü boşluk işte tam da bu bağımlılığı göstermekte; dışarıda yürürken hayatla bağlantısının, gerçekleştirdiği yürüme eylemi, nefes alışverişi vs. olduğunu unutan insan, cebindeki nesnenin kendini hayata bağlayan, gösteren ve hayatta var eden olduğunu sandığından beri artık daha yalnız, daha öteki ve daha bir yabancı..

    yaşadığımız çağın belki de en önemli sorunu işte bu noktada başlıyor. oluşa yüzyıllardır öncel gelmeye çalışan bilgi, bu uğraşını gerçekleştirdiği anda önemini yitirmeye başladı. zira bundan yirmi yıl kadar önce tek yönlü iletişimle insanlara ulaştığından dolayı sorgulanamayan daha doğrusu sorgulanması hayli zor olan bilgi yığınları, artık çok rahat sorgulanabilir oldu. örneğin eskiden bilgi, kitaplardan, radyodan veya televizyondan alınıyordu. ancak bilginin kaynağına ulaşma fırsatının azlığı, insana tek bir ikili seçenek bırakıyordu; bilginin doğruluğuna inanmak ya da tümden reddetmek. ancak şu an bize gelen bilgiyi doğrulamak veya reddetme seçimlerimizi kendi inanış değerlerimize göre değil, bilgi kaynağına ve ondan gayrı diğer kaynaklara hızlıca ulaşarak, kaynakları sorgulayarak yapıyoruz. bu kötü bir şey mi? elbette ki hayır; ancak sonuçları için öyle denilemez. çünkü her bilginin sorgulanabilir olması ve kaynakların ki hangilerinin güvenilir hangilerinin güvenilmez olduğunu belirleyemeyecek kadar çok oluşu nedeniyle bireyin elinde doğruluğuna inandığı tek bir önerme dahi bulunmuyor artık. tüm kaynaklara bakabilecek kadar çok vaktimiz yok, hatta güvenilir kaynakları bir şekilde ayrımsayabilsek dahi yine de hepsini gözden geçirmek için bir ömür yetmez. sorgulanamayacak tek bir bilgimiz olsa onun üzerinde yaşayışı sürdürebiliriz belki ancak bilgi akışının hızı nedeniyle hızlanan hayat doğru denilenlerin her gün değiştiği bir mekan oldu. insan yaşamı her gün farklı bir yığına bağlanmak demek artık. her gün yeni bir sevgili, her gün yeni bir ilişki, her gün yeni bir amaç...

    sennet, karakter aşınmasıadlı kitabında çağımızda insanın sürekli bir yaşam anlatısının olmadığı ve sürekli ve sağlam bir karakterden mahrum kaldığı sonucuna varır . benim sorunsalım bu sonucun insanın yaşantısını sürdürdüğü mekanın bilgi yığınlarıyla kirlenmesi ve sürekli bir anlatı veya karakterin oluşacağı mekanın artık deforme olması nedenleriyle zorunlu olarak ortaya çıktığının belirtilmesidir. zira bilgiye bağımlı olmuş insanın sorgulanamayan tek bir bilgiyi bulamaması sonucu ortaya çıkan çelişkinin, yalnızlaşan insanı soktuğu paranoyaklık hali sistematik eylemler dizisinin oluşma ihtimalini ortadan kaldırmakta ve gerçekleştirdiği tüm edimleri bir önceki ve sonrakinden ayrımsamaktadır. modernizmle birbirinden zaten ayrımsalaşmış olan ve kendi benliği dışındaki her şeyi ötekileştirmiş insanoğlu artık kendi edimlerinin her biriyle de yabancılaşmış ve her edimi bir diğer edim için ötekileştirmiş durumda. tüm edimlerine tümden bakabilme yetisini yavaş yavaş kaybeden insan tek bir edimine odaklanmakta; fakat edimin öncesi ve sonrası olmadığı için tek bir edimden hiçbir anlam çıkaramadığı bir garipliğe düşmekte ve tüm edimleri birden bire anlamsız hale gelmektedir. nasıl ki doğru olarak addedilebilen tek bir bilgi bulunamıyorsa ve her hangi bir tikel bilgi tümden sorgulanamıyorsa, edimler de sorgulanamıyor ve edimler hakkında bir sonuca varılamıyor. bu bağlamda, etik kavramının, insan yaşantısından silinmesi durumu, gerçekliğini kazanmak şerefine nail olmakta; günümüzde kullanılan etik kelimesi ise kazanç konumlarında kullanılan kaypak bir aracın temsil görevini yerine getiren bir tuhaf işletme jargonu olmaktadır.

    oluşların bilgi tarafından zorlanması, sıkıştırılması, oluşun kendini gerçekleştirecek mekan bulamamasına kadar varıyor. şöyle bir örnekle dediğim şeyi açıklığa kavuşturabiliriz. mülakata giren yeni mezun bir genci düşünün. eğer kendine güvenen, girişken, çalışmayı seven, kendi kendini motive eden, iyi giyinmeye özen gösteren ve ilk bakışta insanı etkileyen biriyse zaten mülakatta bu özelliklerin izlenimini verir, kendiliğinden bir şekilde mülakatta öne geçer( burada bu özelliklerin mülakatta aranan özellikler olduğunu varsayıyoruz). ancak mülakat araştırmaları yapılır ve mülakatta nelere dikkat edildiği ve insanın karar alma noktalarındaki bazı eksikliklerini (ilk bir iki dakikada mülakatı yapanın kararını verdiği gerçeği gibi) bulursa bu şekilde mülakata girer ve aslında iyi giyinmeye özen göstermediği halde iyi giyinir, girişken olmadığı halde girişken olduğunu gösteren örnekler verir, kendi kendini motive edebildiğini gösterir sinyaller verir ki bu aldatmacayı yapabilmesi için onu eğitecek kurumlar dahi var. kariyer danışmanlık merkezlerinde mülakatta her olasılık karşısında nasıl davranacağımız öğretilir ve mülakatta bize verilen bilgiler doğrultusunda hareket ederiz. hatta mülakatta kendimiz gibi davranmamız danışmanımızın bu öğüdü vermesi nedeniyle olur ve kendimiz gibi davranmak, kendimiz gibi davranıyormuşa dönüşür. zira insan nasıl kendisi gibi davranır diye dersler bile veriliyor artık!! halbuki mülakatı yapan da gerek kendi deneyimlerinden gerek diğer meslektaşlarından aldığı bilgilerle mülakattaki davranışları yorumlar, kariyer merkezleri de bu yorumlamaların bilgisini kullanarak, mülakatçının doğru karar alma yetisini silmiş olur. örnekte iki noktaya değiniyoruz. birinci olarak davranışlarımızın bilgi doğrultusunda şekillenmesi, ikinci olarak bir bilginin diğer bir bilgiyle nasıl değersiz ve yararsız hale gelmesi. ardından şu sonuca varıyoruz, bilgi diğer bir bilgiyle değersiz ve yararsız hale geliyor, insanlar bilgiye göre hareketlerini şekillendiriyor. o halde hareketlerimizi şekillendiren bilgi bir başka bilgiyle değersiz ve yararsız hale gelebilir ve her bir davranışımız yararsız ve değersiz olma anlamsızlığına dönüşebilir ki bilgilerin sonsuz yığınlar halinde bir kaos ortamında bulunmaları nedeniyle tüm bilgiler değersiz ve yararsız olmaya mecbur bir konumda bulurlar kendilerini. eğer tüm bilgiler değersiz ve yararsız olmaya mecbur konumdalar ise o halde tüm davranışlarımız yararsız ve değersiz olma hissiyatıyla dolar.

    kendi kendilerini değersizleştiren ve atıl duruma getiren bu bilgi yığınlarına çöplük demekten başka çaremiz yok; çünkü kullanılamayacak insan atıklarından başka hiçbir şey değiller ve bir gün öyle kokmaya başlayacaklar ki bu çöplükte yemeye değer bir şey arayan insanoğlu hiçbir şey bulamayacak, kainatın tüm oluşlarını bilgiye bağlamış olduğundan dolayı düştüğü çaresizliğin kurbanı olacaktır.
    (tariktuna, 27.02.2008 17:38)
  23. bir çeşit katalizördür. insanlar sorunlarını çözümlerken "bilgi" katalizör olarak olaya girer, çözümü sağladıktan sonra da olaydan çıkar. sorunu çözmede insanlara yardımcı olur, ama kendinden de bir şey eksilmez. şöyle kir hikaye ile olayı somutlaştıralım:

    ölmek üzere olan yaşlı bir baba, yatağının başına üç oğlunu çağırarak onlara vasiyette bulunur:
    - oğullarım, ben ölünce, birbirinize düşmemeniz için, size sahibi olduğum 17 deveyi paylaştırmak istiyorum. miras olarak develerin yarısını büyük oğluma, üçte birini ortancaya, dokuzda birini ise küçük oğluma bırakıyorum.

    babalarının ölümünden sonra, mirası babalarının vasiyeti uyarınca paylaşmak üzere kardeşler bir araya gelirler. fakat bir türlü işin içinden çıkamazlar. mirası babalarının istediği gibi pay edemezler. çünkü 17 sayısı ne ikiye, ne üçe, ne de dokuza bölünebilir.
    - bu işin üstesinden ancak köyün tecrübe ehli, yaşlı bilgesi gelir, diye düşünüp ona giderek danışırlar.

    bilge kişi;
    - benim bir devem var, onu da alıp yeniden hesap yapın, der. bu cömertliğe çok şaşıran oğullar, 18 deveyi pay etmeye girişirler. önce ikiye bölerler, büyük oğul 9 develik payını alır. sonra üçe bölerler, çıkan 6 deveyi de ortanca oğul alır. daha sonra dokuza böldüklerinde 2 deveyi de küçük oğul alır. ama, bütün develeri paylaştıktan sonra ortada fazladan bir deve kalır yine ...

    oğullar bu duruma da bir çözüm getirmesi için yeniden yaşlı bilgeye başvururlar. bilge kişi güler ve :
    - iyi öyleyse, der. sorununuz çözümlendiğine göre ben de devemi geri alabilirim artık.
    (karizmatik, 05.03.2008 23:14)
  24. "anlayan olmasa dahi bilgi var mıdır?" sorusunun öznesi.
    (recai pengül, 28.05.2008 21:00)
  25. kutsal yaşam kaynağı olarak bilinir.
    (valla billa, 28.05.2008 21:22)
 sayfa  / 2