17 mart 2006 cuma günü vizyona girecek, fragmanları ile itü sözlük kolpa film izleme timi'ni heyecanlandırmış, lakin bir altıoklar filmi olması hasebiyle tedirgin eden polisiye-gerilim.
tamer karadağlı ve bıyıklarından uzak durmak isteyen bir güruh yüzünden gişe başarısı baltalanabilir lakin yapımcıların yüzünü kara çıkartmayacak gibi.
fragmanlarından izleyebildiğim kadarıyla tek korkutucu öğe tamer karadağlı'dır filmde. yine de filmle ilgili orjinal, güzel birşeyler olacak gibime geliyor.
yakında gösterime girecek olan,dün galasını seyrettiğim,demet evgar ın performansına hayran kaldığım,her ne kadar tamer karadağlının taşfırın erkeği tiplemesini devam ettirdiği ve kovalamaca sahnelerinin çok amerikanvari olduğunu bir kenara koyarsak türk sinemasına yeni bir soluk getireceği kesin.en azından mehmet ali erbilli 3.sınıf komedi filmlerinden sonra bence görülmesi gereken film.
bugün izlediğim ve ilk defa türk filmleri arasında gerilim olarak sonunu çözemediğim,konusu bakımından ise identity filmine benzeyen ve yaklaşık 2,5 saat süren müzikleri kötü,ama genel olarak iyi bir türk filmi,bu senaryonun yabancılar tarafından çekilmiş olsaydı ise büyük yankılar uyandırabilceğine inandığım güzel bir türk filmi.
film gerçekten başarılı...ancak sadece eleştirel bir gözle bakılınca görülebilecek hatalar içeriyor, ve tabi biraz da abartısal ve taklitsel unsurlar..neyse güzel bir psikolojik gerilim sayılabilecek film kimlik(identity) adlı filmden çağrışımlar uyandırıyor..son zamanlarda izlediğim ve izlemeye değer bir film olduğuna kanaat getirdiğim film...
filmi anlatarak zevkini kaçırmayayım ama yine de katil masum,masum olmayansa katilin arkasındaki erkek..
yer yer ''oha lan yok artık bu kadar da olmaz'' dedirtse bile mutlaka sinemada izlenmesi gereken bir film.herşeyden önce senaryo mükemmel.demet evgar oyunculuğu ile devleşiyor.tamer karadağlı , yina aynı adam.çocuklar duymasındaki karakteri bu filmde de var.oyunculuğuna laf yok ama jest ve mimikleri çok tanıdık geldi.bu yüzden dizi havasına girdiğim bölümler oldu.
senaryoya dönersek , bazı yabancı yapımlardan ve sıcak saatler dizisinden beslenilmiş gibi geldi bana.mesela : şilede deniz kenarındaki ev , yetimhane , çok karakterlilik , geçmişini yetimhaneye gidince yeniden yaşaması gibi bir kaç nokta işte.bunların bir çoğunu sedat yalçın yaşamıştı o dizide.
bu film mustafa altıoklar'ı yeniden zirveye
taşıyabilir.banyo filminin üstüne iyi bir film yapmış.filmin müziği de çok dikkatimi çekti.sözlerini sezen aksu'nun , müziklerini fahir atakoğlu'nun hazırladığı bu parçayı sezen aksu iyi yorumlamış.
son olarak : demet evgar'ın boynundaki kolyeye dikkat edin.detay vermiyim siz bulun cevapları.
konunun çok bilindik olması itibariyle daha başından sonunun tahmin edilebildiği bir mustafa altıoklar filmi.izlerken tipik amerikan gerilim filmi izliyormuş havasına kapılınması olasılığı yüksek olan bir film.zira tamer karadağlı'nın teknolojik dev bir türkiye haritasında dokunmatik ekranda bölgeleri seçip inceleyebildiği bir emniyet amirliği olduğunu sanmıyorum türkiye'de.ancak demet evgarın oyunculuğu görülmeye değer...
bizden de böyle filmler çıkması sevindirici yalnız filmde hata sayısı biraz fazla neyse umarım bir dahaki seferlere daha iyi şeyler çıkacak ülkemin güzel yönetmenlerinden.
mustafa altıoklar tarafından türk izleyicilerine sunulmuş, demet evgar'ın canlandırdığı beyzanın çeşitli ruh hallerini konu edinen, he bir de tamer karadağlı'nın kasıntı hareketleriyle bezenmiş türünün son örneği bir yapım harikası...
çok başarılı bir film. umarım türk sinema tarihinde bir dönüm noktası olur da bunun gibi ve daha iyi filmler çekilmeye başlanır. senaryo oldukça sağlam. demet evgar'a diyecek laf yok zaten; onun yanında levent üzümcü'yü de tebrik etmek gerekir. role çok iyi oturmuş.
süper bir film - şahsen amerikan sinemasından çokça işlenmiş bu tür psikolojik sorunlu insanlarla ilgili bir filmin ilk örneğiyle bu kadar başarılı olması çok güzel bir şey - gurur duydum tüm kadroyla. demet evgarı daha önce çınaraltı diye dandik bir dizide izlemiştim sadece ve oyunculuk diye bişey yoktu zaten orda da. ama gerçek bir filmde kendini ispatladı.tamer karadağlı klasik fbi ajanı gibiydi. levent üzümcü de baya iyi oynamış mimikler fln... daha fazla bu tür filmler çekilsin türk sineması yücelsin.
burda uzun uzun yazmaya kalksam spoilerlara doyaman. bazı sahnelerde durumlar belli olduğu halde süregelen uzatmalar azıcık can sıksa da özellikle ikinci yarısında heyecanlı bir film. demet evgar, levent üzümcü döktürüyor ve maalesef kendisine zorla yapıştırılan taş fırın hede rolü yüzünden tamer karadağlı dişe dokunur bir şeyler katamıyor.
on yıllardır adam gibi polisiye film çekmemiş türk sinemasının bu türde yüz aklarından biri işte, gidilip görülmesi gerekir. mustafa altıoklar'ında son dönemde hiç hoşuma gitmeyen işlerinden sonra benim için iyi bir dönüş yapmış olduğu da gerçek.
ha bir de "demet evgar benimle evlenir misin?" falan filan.
tamer karadağlı nın hala çocuklar duymasın saçmalığının etkisinden kurtulamadığını ve kendini komedi filminde sanmasından başka demet evgar 'ın başka kişiliğe geçerken içime fenalıklar geçiren kocaman pörtlek gözlerini fırıldak gibi oynattığı tabii ki batı özentisi eşliğinde yine de ülke sınırları içinde türününde azlığından dolayı fena değil gidip izlenebilir dediğim.
senaryosuyla beni mest eden türk filmi
filmde tamer karadağlı nın dev istanbul haritası ile çalıştığı polis merkezi istanbul büyükşehir belediyesinin afet koordinasyon merkezi
yani öle ileri teknolojik bi yer türkiye'de mevcut *
türk filminin gelişimi açısından son derece önemli bi film..senaryosunun ve de görüntülerin gayet ii olduğunu düşündüğüm bi film.ayrıca tamer karadağlı'ya olan "çocuklar duymasındaki haluk rolünden sıyrılamamış" eleştirisini doğru bulmuyorum. çünkü beyza'nın kadınları'nda da fatih'i oynayan tamer karadağlı, senaryo gereği çocuklar duymasındaki haluk'a benzeyen bi tiplemedir zaten.adam naapsın? o rolde başarılı olduğu biliniyo zaten ve filmde de o rolü vermişler.. ayrıca mustafa altıoklar'ın banyo'dan sonra kendine geldiğini düşündüğüm bi film olmuş.. önce bi banyo gerekliymiş meğer ona *
senaryo da ki bir iki aksama dışında film keyifli ve akıcıydı.demet evgar bu filmle sinemadaki oyunculuk başarısını kanıtlamış.tabii ki rol buna çok elverişliydi.ancak becermiş yani... helal olsun
tamer karadağlı sürekli küfür eder.filmin başında bir suçluyu yumruklama sahnesi çok güzeldir.gereğinden fazla uzun olduğu için biraz sıkan;ama başarılı sayılabilecek bir film
demet evgar 'ın ciddi anlamda parladığı film.. beyza, ayla ve dilara rollerinde oldukça başarılı bir performans gösterdiği filmde rabia karakteri biraz aşırıya kaçmış.. haddinden fazla sert bir karakter olmuş rabia..
yönetmen mustafa altıoklar'ın diğer bir yanlışı da serap rolünü oynayan mine çayıroğlu'ndan hafif meşrep bir kadın rolünü sergilemesi yerine, bütünüyle tiksinti verici, aşırıya kaçan mimikler sergilemesini istemek ya da bu mimiklerle rol almasına göz yummak olmuş kanımca..
hafif meşrep diye tabir edilen kadınların en beteri ancak bu denli sakız ile bütünleşip oray eğin gibi konuşurken yamulabilir.. peki bu denli kötü bir profil yaratmak yerine daha usturuplu bir seçim filmin inandırıcılığını sorgulatmasa daha iyi olmaz mıydı sizce de?
ya tamer karadağlı seçimi? peki ya tamer karadağlı'nın elinden düşürmediği; suçlu peşindeyken de gözünden çıkarmayı eksik etmediği o güneş gözlüğü?
filmin inandırıcılığını baltalamak yerine o role daha "türk" bir polis koysaydınız da "aman tanrım, sanki holivuud'dayım!!" hissini yaşatmasaydınız keşke.. levent üzümcü gibi bir oyuncu da o rolün üstesinden gelebilirdi; bir şovmen tercihi yersiz olmuş..
tüm bu noksanları bir kenara, film sonuna kadar "acaba" sorusunu aklın bir köşesinde tutabiliyor ve temposu versilesiyle tahmin yetinizi kısıtlıyor.. bu açıdan oldukça başarılı..
"sokakta hanımefendi, mutfakta aşçı, yatakta orospu" tanımı da şu durumda şöyle bir hal alıyor;