17 yıl süren savaşın ardından, yeniden hareketlenen kültür kenti... orta doğu'nun isviçre'si der kimileri...
ulusallaşmanın ve kültür politikalarının sömürge geleneğinin hakim olduğu, batı topluluklarından geldiği dönemlerde, eski beyrut modernizim kavramını bu anlamda sarsan bir şehirdi...
bir kimlik fenomeni dir beyrut... kimliğin zaman ve mekan boyutunu modernlik üzerinden sorgulamaya devam ederken bu sürecin, egemen uygarlığın bağrında olanlar ile, dışında doğanlar tarafından aynı tarzda yaşanmadığını göreceğiniz bir yer, beyrut.
batı kökenli bir modernleşme, ölümcül kimlikler doğurur... bu kaçınılmaz: (bkz: granzyme)...
zihnim kendi zamanı içinde ilerlemeye ihtiyaç duyar, bir başkasının zamanına boyun eğemez... der rousseau...
fransız işgali altında olduğu dönem epeyce ihya edilmiş şehirdir. o dönem öyle bir refah ve asayiş varmış ki insanlar şu sözü söylüyorlarmış orası için: "bir bakire, elinde bir kese altınla gece vakti ıssız bir yolda giderken, yolun ortasında keseyi düşürse sabah dönerken tam olarak keseyi düştüğü yerden alabilir ve kimse tarafından da rahatsız edilmez."
hakkında çok geniş bilgelere sahip olmamama rağmen ismini her duyduğumda muhayyilemde olağanüstü ilgilerin zuhur etmesine neden olan efsane şehir.dününü, bugününü ve yarınını büyük şarkılar içinde harmanlayarak besleyen ve her saldırı karşısında görklü güzelliğini bu şarkılarla dünyaya daha bir farkettiren soğukkanlı başkent. dudaktan akıp dilde değişik bir kıvama ulaşan ismi bile biz ademoğluademlerin zihilerinde efsunlu bir silüet çizip, büyük merakların o karşı konulamaz çekim alanlarına zemin hazırlayan bir yeterliliktedir diye düşünüyorum.bunu ben , şahsen, kendim olarak düşünüyorum. feyruz'un ünlü beyrut isimli şarkısı dinlendikçe, beyrut, adeta her köşesi gezilip görülmüş bir şehre dönüyor. şu sıralar fitne yumağı israilin akıllı bombalarıyla bombalanan beyrut, etrafı yosun kurbağalarıyla dişlenmiş bir nilüferi anımsattırıyor bana.
insanın bulunduğu şehirden çok bıktığında aklına gelen, insanı alt üst edebilen ezginin günlüğü şarkısı, istavrit albümünden
bu yol bir şehre giderdi
güneşin tutuştuğu, denize batmış güle
mavi ıslak gecelerde ne sevgiler açardı
dünya menekşe bahçesinde alev alev
ey şehir sen yoksun
uyudun uyandın büyü bozuldu
bir kapı kapandı geçmişe
toprak yok artık su yok
sevinç telaş yok
ey şehir sen yoksun
bu kıyıda bir ağaç yeşerdi
sedefin toprağında diz çöktü maya
bir masal vardı bu şehre dair
sütü bal koyuluğunda gözleri kara
ey şehir sen yoksun
uyudun uyandın büyü bozuldu
bir kapı kapandı geçmişe
toprak yok artık su yok
sevinç telaş yok
ey şehir sen yoksun