beyoğlunun arka sokakları   

adana çık aradan

  1. beyoğlu'nun arka sokaklarında
    tinerli çocuklar vardı
    bu çocuklar gökyüzü olsalar
    gece bile mavi kalır,ah bu çocuklar..
    *
    (jaded, 30.10.2004 21:44 ~ 21:46)
  2. akşama doğru havanın kararmasına yakın, geçmenin tehlikeli olabileceği yerlerdir. tinercisi, balicisi, ibnesi, götvereni hepsi burayı mesken edinmiş, gelip geçene sataşmak için zaman kolluyorlardır.

    bir keresinde bir arkadaş (adının baş harfi iddqd) akşam saati böyle bir ara sokağa dalıp arka sokaklardan birinden geçerken camdan, bir kadın bağırmaya başlamış "laan koca götlüü. baksanaa" diye. bizimki de tırsıp hızlı hızlı geçmiş caddeden. böyle kötü hadiselerle de karşılaşabilirsiniz.
    (emrahman, 14.06.2007 00:15)
  3. ayakların baş,götün ağız olduğu ve diğer muhtelif organların mütemadiyen yer değiştirdiği bir şehrin en marjinal semtinin sözümona arka sokakları.beyoğlunun arkası, önü, sağı, solu mu kalmış allah aşkına.arka sokakları en fazla zımni kerhane marrifetiyle çalışan otellerle dolu olan bu güzide semtimizde tehlikenin nerden ve nasıl geleceği belli değildir ki. en iç kaldırıcı, dayanılmaz olan sokak- ki şu arsen lumpen midir lupen midir her ne ise, osuruk metalci mekanı ile nevizadenin balans tarafına çıkan aralıkta kalır- travestilerin demir parmaklıklı camlardan laf atıp, bir nevi kerhane mizahı yaptıkları sokaktır.orası da artık eskisi kadar tehlike arz etmez. bir de yeni bir mekan açılmış o sakağa, sokağın tipolojisi değişmiş. piyasanın insan ve çevre üzerindeki tesiri dedikleri bu olsa gerek.

    velhasıl kelam, heyhat, arka sokaklar, bodrum katları, mahallenin kuytuları, semtin ıssız virane köşeleri yok artık fazla.bakir alanların kalmadığı bir şehirde bekaret aramak ne beyhude bir gayret ise beyoğlunu da arkası, önü diye ayırmak o kadar nafile. teşhir, pornografi, yasak, yanlış, gasp her türlü hadise semtin meydanında,istiklal caddesinde kopmakta zaten. yılbaşı kutlamalarında ecnebi pandikleyen milli sapıklar; kutlama sırasında caddenin ortasında silah sıkan , can alan yontuk düzler... üstüne üstlük , bizatihi şahadet ettiğim, geçen cumartesi sabaha karşı arkadaşımın çantasını karıştıran bir tırnakçıya ses çıkaramayıp da sessiz sedasız şikayet etmem de cabası. düşünün herifin biri suça teşebbüs eder iken, durumu polise aktarırken bile tırsıyorum.
    diyeceğim odur ki, beyoğlunun arkası, önü kalmamıştır ve bazen cumartesiyi pazara bağlayan sabaha karşılar ayrılırken semtten aklıma taksi şoförü de niro robert geliyor nedense. üstad filmin bir sahnesinde, bronxtan sabaha karşı taksiyle geçerken, bu arada müthiş bir caz resitalini araya sıkıştırmış scorcese, her türlü illet ve pisliğe şahit olmanın verdiği nefretle-ki bu nefreti besleyen bir de kendi faşizan karakteri de mevcut- şöyle diyor: - bir yağmur yağsa da şu pisliklerin hepsi temizlense!..

    not: keşkeee, nerdee ben de az biraz faşistim kabul ediyorum.
    (sinkaf, 14.06.2007 00:55)
  4. karaköy'e inmek için kalabalık istiklal yolunu değil, arka sokakları tercih etmişseniz, yürürken pencereden sarkan sütyenli kadınları görmemek için başınızı öne eğiniz.. her an yer yarılsa da içine girsem diyeceğiniz türden laflar yiyebilirsiniz.
    (epilofs, 14.06.2007 00:58)