bir insanın takriben 25 yıl içerisinde yetiştiği göz önüne alınırsa göç edilen memleketin 25 yıl geriye gittiği (diğer bir deyişle memleketin, o kişinin 25 yıllık birikimlerinden mahrum kalacağı), gidilen memleketin ise 25 yıl kazandığı (dolayısıyla o kişinin 25 yıllık birikiminden çaba harcamadan yararlanacağı) anlamına gelir, sonuç itibariyle yitirilen (göreli) zamanın ve birikimin çok kaba bir hesapla 50 koca yıl olduğu durumlar silsilesi.
(bkz.
bilgi sahibi olmadan makam sahibi olmak)
(bkz.
kadrolaşma)
(bkz.
inatla bilimin önünü tıkamak)
(r feynman, 11.06.2004 15:38 ~ 27.11.2006 13:34)
bir ülkenin geleceğine sahip çıkmamasının yol açtığı göç eylemi.
basit bir kuraldır, madde yoğun ortamdan az yoğuna akar. aptal insanların memleketi amerikaya ülkemizden beyin göçü olmasının başka bir izahati yoktur kanımca.
(solti, 01.03.2005 19:23)
göç edilen yerin yüce bir yer olduğuna inanılıp orası için kafa patlatmak, oradaki insanların ekmeklerine bal sürmektir kanımca. güzeldir, hoştur başka başka yerlere gidip, yeni bir şeyler öğrenmek ama en güzeli kendi insanların için, senden sonrakiler için ne olursa olsun vazgeçmemektir kendi sınırlarından.
göç alan ülkelerin özellikle bu iş için kalifiye elemanları bile vardır.
(bkz:
kelle avcısı)
(bkz:
headhunter)
brezilya'dan bir ekonomi profesörü, kendi memleketlerindeki başarılı öğrencilerin abd'ye gitmeyi tercih etmesinden yakınıyor ve peşinden ekliyor: "beyin göçünden daha kötü olanı ise, bu gençlerin brezilya'ya geri dönmeleridir"
özellikle beşeri ilimlerde beyin göçünün yaşandığı ülkelerde, bu brezilyalı herifin anlattığı gibi sorunlar var: tam olarak onların (yani güçlü batılı ülkelerin) istediği, dayattığı toplum yapısına göre yetişmiş, şekillendirilmiş bir gencin, memlekete döndüğünde elindeki güçle neler yapacağı, üstelik memleketimizde "ahan da avrupa'da, amerika'da okumuş, hadi götümüze kadar her şeyimizi teslim edelim" zihniyetinin vereceği güçle yetkilerinin neler olduğunu düşünürseniz, hakikaten gittikleri yerde kalmaları, çoluğa çocuğa karışmaları daha hayırlı gibi görünüyor.
istisnalar da vardır tabi; işte onların da gözünden öpmüşüm.
bir ülkenin yetiştirdiği başarılı öğrencilerin çalışmak veya eğitimlerini devam ettirmek üzere daha gelişmiş ülkelere göç etmesidir. göç eden kişi için amaç bilgi ve becerilerine uygun, daha geniş iş ve eğitim imkanlarına ulaşmaktır. bu göçü ülke çıkarları doğrultusunda, geride kalanların refahını arttırmak üzere kullanmak, durdurmak veya tersine çevirmekten daha gerçekçi ve daha mantıklı bir yaklaşımdır. böyle bir yaklaşım göç edenleri de göç ettikleri yerlerde daha güçlü ve güvenli kılacaktır. göçen ve göçmeyen beyinleri bilgi, beceri, sadakat, vatan sevgisi vs. bakımından karşılaştırmaya tabi tutmak ise başlı başına abesle iştigaldir, magazincilere bırkılmasi gereken bir iştir.
ilerde başıma gelir mi diye beni düşündüren durum. ama daha ziyade benimki sadece göç olur diye korkuyorum. hayırlısı.
kendi geleceğini ve çocuklarının geleceğini düşünen, hak ettiklerini kazancağına inanan, daha iyi standartları yakalayacağına inanan, insan gibi muamele göreceğini uman, yaşam ömrünü uzatmak isteyen ve de bunun gibi hedefleri yakalamak adına yerini, yurdunu, evini, barkını, ailesini, arkadaşlarını arkasında bırakmaya razı gelmiş kişiler topluluğunun gerçekleştirdiği faaliyete verilen isim. yurt dışına göç eden normal kitleden farklı olarak beyin göçü yapanlar belli bir eğitim, zeka, görgü seviyesine sahip, kısacası kalifiye olarak nitelendirilebilecek kişilerdir. lakin beyin göçü kişinin hayat standartlarını yükseltebilirken, vatandaşı olduğu ülke büyük kayba uğrar. aynı zamanda beyin göçünün olmasıyla beraber bir ülkedeki "adam gibi adam" vs. "embesil" kitlelerinin oranı değişmektedir, maalesef olumsuz yönde.
tikky olduğu her halinden belli olan kızımız beşiktaş-taksim midibüsünde yanındaki arkadaşına dert yanmaktadır.
''şekerim dördüncü kez girdim öss'ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda amerika'ya o olucak. böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!''
-alıntı-
tamamen ekonomik sebepli bir göçtür. göç veren ülkenin mezunlara sikko şartlar sunmasından ve bunu düzeltmemesinden ötürüdür.
(bkz:
it's a free world...)
"insan neden ülkesini terk eder ki?"
bu cümleyi kurabilecek kadar bayağı insanların olması yeterli sebep değil midir?
tamamen ekonomik sebepli bir göç falan da değildir. çok dramatik bir durumdur aslında. tüm arkadaşlarını geride bırakıp yeni bir memlekete giden insanın para dışında başka motivasyonları da olsa gerekir?
soru: sevgili sivilay abla, bazen dolmuşta, otobüste iki kişinin konuşmasına şahit oluyorum. birbirlerine söyledikleri baştan sona yanlış. aralarına girip “kardeşim, o gösterdiğin yer yeniköy değil kandilli, o ağaç çam değil servi, ergenekon akp’nin seçim çalışması değil bildiğin gladio, derin devlet örgütlenmesi” diyesim geliyor. cesaret edip söyleyemeyince de sabaha kadar mideme kramplar giriyor. bu durumdan nasıl kurtulabilirim? (hamdiye parlak)
cevap: sevgili hamdiye, aynı duyguyu ben de yaşıyorum. bak sana geçen gün yaşadığım bir olayı anlatayım:
öss’nin yapıldığı pazar günü akmerkez’in önünden ortaköy otobüsüne bindim. istemediği halde hamburgerine turşu konulduğu için dünyalar başına yıkılan barbi tavırlı iki güzel kız hararetli hararetli birbirlerine bir şeyler anlatıyorlardı. gayrı ihtiyari mi desem ihtiyar gayreti mi desem, konuşmalarına kulak misafiri oldum. “kızııım, toprak altından silah değil kanalizasyon borusu çıkmış. bizi silah diye kandırıyolar” dedi bir tanesi. “tayyip, atatürkçü gazetecileri f-tipi cezaevine atıyo, muhalefet susturuluyo abii” diye cevap verdi ötekisi. tahmin edeceğin gibi konuşmanın devamında beli bükülmedik komplo teorisi kalmadı. “belediye otobüsünün rengi niye yeşil sanıyosun, şeriat yeşili”ne kadar uzanan, tutacak tarafı olmayan bir konuşma. tam cesaretimi topladım lafa gireceğim, konu öss’ye döndü. kızlardan biri “bu dördüncü girişim, yine olmazsa amerika’ya gidicem valla” dedi. diğerinin ona cevabı ise tüm günümü kurtaracak cümle oldu. “şekerim böyle böyle beyin göçü oluyo işte.”
sen rahat ol, zaten göçüyorlarmış.
http://www.taraf.com.tr/...
beyin göçü deyince şu sıralar ilk aklıma mehmet öz geliyor nedendir tam olarak çözmüş olduğumu zannetmesemde. haber bültenlerine çıkıp kalbinizi şöyle korursunuz, şunları yerseniz iyi gelir gibi konuşup sanki ülkesine çok hayrı dokunuyormuş gibi övünmesinden olabilir. içimi yakan o kadar yıl okumuşsun, insan sağlığına adamışsın kendini, türkiye'yi sevdiğini söylüyorsun, kitabının türkiye'de de satışa sunarak para kazanıyorsun o zaman niye kendi kanından insanlara kameralardan tavsiyeler vermek yerinde yerinde dertlerine deva olmuyorsun be kardeşim!
vallahi hiç ülkem için kalırım burda çalışırım havalarına girmesin kimsecikler. bunu çoğu insana desem vatan haini gözüyle bakılırım kesin. ama insanın amacı insanlığa hizmet etmek, böylelikle herkesin hayat standartlarını yükseltmek olmalı. kendi ülkemdeki çalışma ortamı bana uygunsa ne alâ, ama böyle bir ortam oluşmamışsa, araştırmalarımı yapamazsam, bana verilen gücü beyni kullanamazsam gitmekte bir gün bile düşünmem. elbette giden kişi için de yurdundan ayrı düşmek zor olacaktır ama bu ülkemizde daha çok anlaşılması gereken acı gerçeklerden birisi diye düşünüyorum.
hanımın da göçüne neden olur.
gözünü kaybetmeden önce gördüğü son resmin manzarasına takılıp kalmış bir körün tespiti olabilir ancak. evet körümüz gözünü kaybetmeden önce resmin tamamını görebiliyordu ama o resim artık çok büyük. çünkü sınırlar şimdilerde sadece fakirler ve orta halliler için var. artık dünyadaki göç doğup büyüdüğü şehirden hiç çıkmamış insanın kültüründe yaşanıyor. yani bir kısım türk veya doğu insanı etten kemikten vücut bulmuş halde batıya göç ettiğini düşünedursun; batı, kültürüyle, dayattığı sistemle çoktan semtimize göç edip, şehirlerimizi, insanımızı, geleceğimizi değiştirdi.