geçen de ayda yılda bir geçtiğim televizyonun başında seyrettim. öyle ki bu sezon seyrettiğim ilk dizi oldu.
en sonunda bekleneni yapmışlar diyebiliriz. beklenen neydi? türkiye'de bugüne kadar tutmuş dizileri alıp karıştırmak ve ortaya iyi kötü bir sentez koymak. niye iyi kötü? çünkü televizyon başındaki halkım iyi kötü ayrımı yapmaz. zira iyi de olsa kötü de olsa zaten onun o prodüksiyondan bir şey alma beklentisi yoktur. oturur seyreder, gecesini geçirir. bundan ötürü seyirci kitlesini suçlamıyorum. konuyu çok dağıtmadan beyaz gelincik'i oluşturan öğelere bakalım.
asmalı konak: türkiye'nin büyük şehirlerinde insanlar hala ankara'nın doğusunda böyle konaklarda yaşayan aileler, başlarında ağalar olduğunu sanır. onların şatafatlı halleri çok hoşlarına gider. bununla birlikte bu postmodern ağalar, bilinen ağa formatının dışında damat-tween reklamlarından fırlamış gibi sinek kaydı traşlı, tek elleri takım elbiselerinin ceplerinde insanlar olmalı. zira türk kadınının hoşuna hem maço hem karizmatik erkekler gider. "yok benim hoşuma gitmiyor" diyorsanız sizden bahsetmedim zaten, ben o televizyonun başına oturan kadınlardan bahsettim.
zerda: zerda'nın temelini oluşturan "konağa gelen gelinin konak komünitesi üstüne çıkması" olgusu aynen bu diziyi oluşturan bir öğe olmuş. aynı zamanda konak gelinleri arasındaki olası sürtüşmeler biraz modifiye edilerek aktarılmış.
yılan hikayesi'nde polis kızımızı oynayan hanım kızı bu kez çok çok itici bir rolde görüyoruz. ve kendisi çok başarısız bir oyuncu, bunu kabul etsin özümzesin. bu satırları da okuyorsa hiç kusura bakmasın. (gözleri güzel ama)
deli yürek: prodüksiyon ekibi tarafından bu öğe katılmamış olabilir. bunu ben uydurdum zira ilk bakışta
erkan petekkaya'yı
kenan imirzalıoğlu'na benzettim ve sonra gerçeği farkettim. mizaç açısından pek farkı olmasa da ikisi ayrı insanlar. bu karışıklık için özür dilerim. geçin burayı.
bir istanbul masalı: işte kilit dizimiz bu. bir istanbul masalı neydi? geçen yılın en çok tutan dizisi. niye? 80'li yılların yeşilçam'ından beri döndüre döndüre işlenmiş bir konuyu temel aldı. sınıf çatışmasını, proleterya-burjuvazi ayrımını. (hey hey!) bu dizimizde ne var? ziraat mühendisi kızımız patronuyla yakınlaşma içine giriyor. fakat bu yakınlaşmadan önce her dizide olduğu gibi önce kavga ediyorlar sonra mevzu artık yatağa kadar gidecek. (zamanının ötesinde laflar söylüyorum.)
onun dışında hayırlısı olsun. klasik bir türk dizisi işte.