sanırsamalarıma göre bilkentli. hoş gelmiş.
edit: bilkentli değilmiş, itülü de değilmiş, sorsak da söylemezmiş, öyle biri.
*(pastaci, 11.09.2005 19:45 ~ 13.09.2005 00:10)
kardeşimin yorumunu aynen yazıyorum, "sen light blue, o betty blue, evlendiniz mi?"
aynı zamanda
manic street preachers'ın ilk adıdır. bir kaç demo dışında albüm yayınlamamışlardı bu isimle.
gün itibariyle okuyup yüzümde oluşan tebessümle oy verdiğim iki giride imzasını görüp
üçüncü nesil bomba gibi geliyor diye düşünmeme vesile olmuş yazardır kendileri, hoşgelmişler...
philippe djian ın romanından senaryolaştırıp yöneten jean jacques beineix nin 86 yapımı filmi... türkiyede danıştay kararıyla oynatılmış ve epey seyirci toplayıp özen filme (
mehmet soyarslan) para kazandırmıştı. müzik
gabriel yared. (iki no.lu track yalnızken biteviye dinlenebilir) oyuncular jean hugues anglade ve beatrice dalle. kızın performansı hayli iyiydi. adeta onun için çekilmiş bir film. zaten olaylara müdahil olan ve tetikleyen de o. bana hep nedense "
aşk için ölmeli aşk o zaman aşk" ı hatırlatır.
@537007 nolu girisini okumadan önce benim için herhangi bir yazardı bu sitede. hislere tercuman olan bi insan zannımca.
kör oldum,önümü göremiyorum derken elini uzatan şahsiyet.ah be siz bilmezsiniz... şu dünyada düşünsel yalnızlığımın çıkılmaz dehlizlerinden bana ışığı gösteren değerli insan. kendini bir şeye benzetemese de o, ben soya bean gibi sevimli olduğunu biliyorum... muhabbeti süperdir, önyargıları yoktur, kimseyi kınamaz.nadide insan yani. onunla tanışabildiğim için neredeyse babasının kalp krizi geçirmesine iyi oldu diyeceğim... çok ayıp tabii. iyi olmadı tabii ama hayat işte, bakın nelere gebe?iyi ki varsın bebe...
kazandığım iddaanın nesine girilmiş olduğunu bana söylemeyen, doğum gününde data kablosu alınması gerekli üçüncü nesil yazar.
üçüncü nesil yazar
neler neler var
al bende de o kadar
ali yazar veli bozar
benim açımdan önemli bir ölçme birimi olan "edip cansever okuma" klasmanında dereceye girmiş üçüncü nesil yazar.
anladığım kadarıyla ankaralıdır, zirvede görüşeceğiz inşaallah.
edebiyat bilgisiyle ağzımı açık bırakan hoş ve cici insan...
sözlükteki 'bilgi' niteliğini yükselten yazar, beğeniyle izliyoruz.
kim bilir şu ana kadar hiç dövme tasarımı yaptığının farkında bile değildir. yakında sırtımın sağ köşesinde olacak dövmenin gizli tasarımcısı.
the 69 eyes grubunun 2002 yılına ait
paris kills albümünden bir şarkıdır aynı zamanda. sözler şöyle;
we're like two fingers of the same hand
the hand of fate writing on the sand
what does it matter
what does it mean
can you see the difference
ın the lines between
ı'm gonna run away with you
gonna run away into your eyes blue
ı'm gonna run away with you
ı'm gonna run away
into your eyes blue
we're like two fingers of the same hand
beautiful strangers of the strange land
what does it matter
what does it mean
can you feel the difference
and the passion between
ı'm gonna run away with you
gonna run away into your eyes blue
ı'm gonna run away with you
gonna run away into your eyes blue.
belki şehre bir film gelir bir güzel orman olur diyor ya parça ya da şiir iç ses diyor ki kendisi şiirdir güzel ormanlar yaratası bir insandır.. 13 aralıkta oğuz atayın mezarına ustanın sevdiği sarı gülleri götürüceğiz merakınız olmasın..
camdan ayakkabıyı onun ayağına giydirebilmek için bütün ülkeyi gezen prens, ondan önce ayakkıbıyı üvey ablasına giydirip, ayakkabı ablanın ayağına olduğunda bile içeriye gidip sessizce ağlamayı tercih eden biridir o.
(bkz:
@960730) girisini geçen haftanın en kötüleri arasında görünce gerçekten üzüldüğüm yazar.
burada savunduğu fikirlerin çoğunluğuna katılmıyorum. üzülme nedenim, sığ bir şekilde "herif türklüğe küfür etti nobeli götürdü" diyen kişileri eleştirirken gerçekten bu konuda bilgi sahibi biri olarak olaya bakmasına rağmen aforoz edilmiş olmasıdır.
orhan pamuk bana göre postmodern ve liberal, içi boş bir yazardır. ama betty blue da orhan pamuk bu nobel ödülünü nasıl aldı, bu konuda fikir üretmeye çalışan tek sözlük yazarıdır.
deli bu. kitap okur. ya da öyle diyor ne bileyim. belki okumuyordur. (okuyor olabilir aslında) bi de kitap okur. geçen gördüm bi. ilk gördüğümde sanat ve güzellik kavramını falan sorguluyordu. sonra bi daha gördüm. güzelsin dedim. matrix filan dedi. balkon gördüm onu gördüğümde. balkonlar evden dışarı açılan güvenli bölgelerdir. balkonda oturduk. kitaplardan konuştuk. "cehaletimizi başkalarının yazdıklarını okuyarak mı örtüyoruz" dedim. cevap vermedi. aslında içimden söylediğimden duymadı sanırım. bazen içimden söylediğim şeyleri de duyabilir o. ama bu sefer duymadı galiba. 6 aydır görmedim. duymadım onu. bi 6 ay daha uğramıcam yamacına.
geçen gördüm kitap okuyordu...
bu kadar az görüşüp de kendime bu kadar yakın hissettiğim yegane insan.
bana sözü olan yazardır..unutulmamıştır..ilk fırsatta sözünü gerçekleştirmesi beklenmektedir..
bir kadının bir erkeği nasıl tavlayıp ondan sonra da nasıl kendisine köle -hele bir de adam sessiz sakin bir yapıdaysa- ederek süründürdüğünün filmi.
bebek gibi tatlı yüzünün arkasında bir şeytan yatan, viyak viyak ses tonu bile kulakları tırmalayan, çingene ruhlu hatun.
önce adamı tahrik et, her gece gir koynuna, sonra evini eşyalarını dağıt, sinirlenince babanın malı gibi camdan aşağı at. sinirin atsın kafana göre davran, patronunu patakla, evini yak ondan sonra da sanki suç adamdaymış gibi tavır koy, cam çerçeve kır evden kaç.
konuşması bile bozuk bunun, fransız zaten balgam atıyor gibi konuşuyor zilli.
(venom, 03.03.2007 03:39)
hızı nedeniyle takip edemeğim yazarlardan biridir. bir şekilde her zirvenin altından çıkmaktadır kendisi. msn'de sürekli meşgul olduğu için uzun uzun muhabbet edemesek de, tanışıp yüz yüze konuşulmak istenen; izmir'e davet edilip onuruna zirve düzenlenesi şahsiyetlerden biridir. buradan kendisine sesleniyor ve sözlük ahalisi karşısında açık davette bulunuyorum efendim.
1986 yapımı bir fransız filmi..
(rasko, 04.04.2007 01:22)
anlatılması güç bir dünya tatlısı.
adının önüne bildiğim tbütün güzel sıfatları gönül rahatlığıyla getirebileceğim biri. hayatımın çok garip bir döneminde tanıdım onu ve tüm acımı, heyecanımı, umudumu, mutluluğumu, suskunluğumu benden çok daha iyi bilir.
hayatımın kontrolden çıktığı, ne yaşadığımı algılayamadığım dönemlerinde direksiyonu ona vererek kurtuldum, çoğu zorlu virajları onun sayasinde atlattım. ne harika bir kaptandır o.
betty blue'yu diğer insanlardan ayıran en önemli özellik öncelikle zekasıdır. kafasına koyduğu hedefe adım adım yürür. kimi zaman hedefin büyüklüğüyle orantılı olarak sıkıldığı olsa da asla pes etmiş bir halde bulamazsınız onu. bundan 10-15 yıl sonra adı edebiyat severlerin aşina olduğu isimler arasında yer alacak,adım gibi biliyorum. çünkü onun edebiyatı; kalıba sığmayan, baskılardan yılmayan, ne yaptığının bilincinde bir bütün'dür.
ne harika bir yazardır o.
bir erkekle bir kız dost olmaz, kesin bir iş var bu işin içinde diye düşünenlerden biriydim onu tanımadan önce. sonra bir gün onun nüfus cüzdanının pembe olduğunu görüp şaşırınca fark ettim ki kardeş olmak için aynı anne-babadan dünyaya gelmeye gerek yokmuş.ne harika bir kardeştir o.
hakkında yazılacak onca şey olmasına rağmen susuyorum artık, çünkü anlatılması cidden zor bir dünya tatlısıdır o.
(toganus, 25.04.2007 14:20 ~ 22:36)