ankara sheraton otelde yapılan bir konferansına "ya bir yol açın, yada bir yol bulun" katılmıştım... duruşuyla, sözleri ile salondaki herkesi kendine hayran bırakmıştı...
hayatımdaki gördüğüm en iyi hoca..kesinlikle,hatta hocadan da öte.ayrı bir insan.kendisi hakkında ne diyeceğimi hiç bir zaman bilemem..öyle de bir insandır kendisi..
yaşayan kütüphanelerin en güzeli,en şirini,en 'entel'i..
hep bir efsane olarak denirdi bizim okulda,betül mardin'in dersine girmeden bilgide okudum demiyeceksiniz diye,doğruymuş..hayatımda ünlü yada ünsüz bir çok hocadan ders aldım ama betül hoca apayrıydı..dersleri dersten öte abla kardeş ilişkisine dönerdi,en alakasız girişlerden konuyla ilgili bir bağlantı kurar ağzımızı bir karış açık bırakırdı..
sırf derslerinde olaylara karşı yorumlarını bile dinlemek bizi dinlendirirdi.gerektiğinde muhafazakar gerektiğinde aydın olmayı becerebilen yegane tek kadındır ömrümde..düşünceleri idealimdeki kadın tipine o kadar uyuyor ki..keşke öyle birisi daha bu dünyada olsa ama bir tane var o da betül mardin..
hiç unutmam kapalı bir hatunu derste öyle bir bozuşu vardı ki,o gün anladık sınıfça betül mardin'in fluarının önemini..hiç çıkarmaz betül hoca fluarı,yaz kış demeden takar.biz hep kendisini hep bir duruşu olduğu için takdığını zannederdik ancak o gün o kapalı kızı bozuşuyla anladık hiç de göründüğü gibi değilmiş..
gerçek bir asildir.öğrencilerinin kot giymesine kızar,hep eliştirir..en büyük öğütlerinden bir tanesi özellikle kadınlara asla alınlarının saçla kapalı olmamasıdır..her zaman açık olmasını ister..
sabahın saat 10'unda bu kadının bir saatlik dersine pazartesi günü ip çekerek giderdik.ki bilgide okuyoruz,o zengin tayfa dediğimiz insanlar bile koşarak gelirlerdi,oysaki yoklama bile almazdı..hiç bir zaman dersinin öyle az bir mevcutla işlendiğini görmedim..böylede bir hatundu.
kendisiyle inanılmaz dalga geçer,derslerinde gülmekten artık yeter hocam dersiniz.sizi konuşmasına davet eder,ancak öyle bir insandır ki diliniz tutulur.ne diyeceğinizini karıştırırsınız..
hiç unutmam facebook'u 3-4 dakika sürekli konuşarak öven bir hatunu sadece 4-5 kelimelik cevabı anında yeter lan öpücem ben bu karıyı demiştim,ne bilim ben o anda sesli söylemişim ve bütün sınıf duymuş..sonra gel ben seni öpücem hergele diyerek gelip beni öpmüştür...oysa o saçma tepkiyi vermeme sebep olan kelimeler şuydu
"sen oyuncağınla oyna,biz oyuncak yaratırız,yaratmalıyız,oyuncu olamayız"..
betül mardin'i daha başka nasıl anlatabilirim ki..umarım mezun olmadan bir sefer daha dersini alabilirim..
çok yaşa emi sen..
edit:özel üniversitede okuyor olmanın en büyük artılarından bir tanesidir kendisi...
bu yaşta bu enerji, bu espri kabiliyeti, kıvraklığı ve o içi gülen tatlı gözler, gümüş kıvrımlı harika baston, ipek fular, topuz saçlar...
magazin yapacaksak; tam da ayşe arman'a göre bir kayınvalide... yaşamın kılçığından yaşam çıkaran hanımlar...
dün akşam okan bayülgen'in konuğuydu.izlemeye dinlemeye doyamadım.son 15 dakikasına yetiştiğim bu programda "betül" diye yazılıp okunduğunda keçi manasında "ü"şapkalı telafuz edildiği zaman meryem ananın önismi iffetli kadın anlamında olduğunu, türkiye de halkla ilişkileri ilk tanıtan yerleştiren ve özellikle kadınlara yönelik gelişimini ve tanıtımını yaptığını,o kadar tanınmış ve kültürlü bir aileden olmasına rağmen babasının üniversite okumasına izin vermediğini
tanrım, bana yaşamımın sonuna kadar çalışacak iş ver.
tanrım bu işleri yapacak kadar da ömür ver.'
(betül mardin 16 yaşında iken anı defterine yazdığı not.)
cümlesini öğrendim.15 dakikada daha ne olsun.
zaman kavramı betül mardin'in yanında tanımsız anlamsız ve boş kalıyor.şu 3 günlük hayatta kendisiyle tanışıp konuşup elini sıkmak isterdim.hatta gerçeği söylemek gerekirse yanında yöresinde olup hiç ayrılmak istemezdim.
o yaşta bu espri anlayışı,konuşması,duruşu beni benden almaya yetti de arttı.
not:"ü"yazdığım için çok çok özür diliyorum.şapkalı ü o öğrendim.