heralde doksan sene yaşamış, hem konuşmaya hem laf sokmayada aynı anda başlamış olan kişi. bazı dahiyane fikirleri vardırki bu adamın insan olduğundan şüphe edersiniz. mesela battle of britain sırasında almanlara, karşılıklı olarak şehirleri bombalama yarışına son vermek için "bizi böyle bombalamaya devam ederseniz 300 yıl sonra hiç ingiliz kalmayacak eğer biz sizi böyle bombalamaya devam edersek 1000 yıl sonra hiç alman kalmayacak" yazılı bröşürler atılmasını önermiş beni benden almıştır. bide hitlerin wagner sevdiğini öğrenen ingiliz basını tüm opera zart zurtlardan wagnerin bestelerinin çalımamasını istemiştir, bu adam tüm basını karşına alıp "hitlere karşı savaştayız ama wagnere karşı değil" demiştir.
tüm hayatında soktuğu laflar kısaca bi kitapta toplanmıştır. alın bi okuyun derim.
saçma bir dersin final'in de kendisinden alıntı yaptığım ve o dersden kaldığımda, kendisini daha iyi anladığım yazar..
'' insan soyundan, yurtseverliği söküp atmadıkça,sakin bir dünyaya kavuşamazsınız..'' yazdım, kaldım..
ayrıca herkesin ölçünlü ingilizce ortografisini kullanarak kendi arasında kriptik bir dil oluşturabileceğini de söyler.
örneğin dikmek anlamına gelen "sew" sözcüğü kabaca "so" diye okunduğu için, bir metinde "so" yerine kullanabileceğini söyler. yani ortografinin fonetiği etkilemesi üzerinde durur.
-akıllı adam aklını kullanır. daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.
-attığınız tokada karşılık vermeyen kişiden sakının: o hem sizi bağışlamaz hem de kendinizi bağışlamanıza olanak bırakmaz.
-işleyebileceginiz en büyük günah, başkasından nefret etmek değil, ona kayıtsız kalmaktır. insanlık dışı olmanın özü nefret değil kayıtsızlıktır.
-yanlışlık fare deliğinden geçer, doğruluk kapılardan sığmaz
-yaptığınızı, bir başka budalanın, bunları sizden beklediğini düşündüğünüz için yapıyorsanız, onun sizden bunları beklemeside, sizin onun bunları beklediğini umduğunuzu sandığından ileri geliyorsa, herkes istemediği birşeyi yapıyor demektir.o zaman ortaya budalaca bir durum çıkar
eğer yirmi yaşında iken komünist değilseniz kalbiniz yok demektir, kırk yaşına geldiğinizde hala komünist iseniz kafanız yok demektir diyen büyük düşünür
"the reasonable man adapts himself to the world; the unreasonable one persists in trying to adapt the world to himself. therefore, all progress depends on the unreasonable man."
"makul insan kendini dünyaya uydurur; makul olmayan ise dünyayı kendisine uydurmakta ısrar eder. tam da bu sebepten, bütün ilerleme makul olmayan insandan kaynaklanır."
bernard shaw’a zamanının en güzel kadınlarından biri evlenme teklifinde bulunmuş:
- siz dünyanın en zeki adamısınız. ben de dünyanın en güzel kadınlarından biriyim. sizinle evlenirsek dogacak çocuğumuz dünyanın en zeki ve en güzel insanı olur...
shaw cevap vermiş.
-ya dogacak çocuk güzellikte bana, zekada sana çekerse?
çağımız meşhur yazarı bernard shaw, kadın erkek eşitliğinin, kadın haklarının savunuldugu bir feministler toplantısında konuşmacı olarak bulunuyormuş. konuşmasında bir ara kadın erkek eşitliğinin, kadın haklarının aleyhine ifadeler kullanmış. bunun üzerine bir kadın yerinden fırlayıp çıldırmış gibi bağırmış:
- sen benim kocam olsaydın seni tereddüt etmeden zehirlerdim!
kadın bunları söylerken öyle ürkütücü bir görünüş ve tavır içindeymiş ki bernard shaw,
- "sen benim karım olsaydın o zehri gözümü kırpmadan içerdim" diye cevap vermiş.
bernard shaw birgün seçme zevki üzerine karısıyla iddialaşıyormuş. sonunda dayatmış:
- boşuna inat etme hanım, demiş, erkeklerin seçme zevki kadınlarınkinden daima üstündür!
karısı bu gerçeği kabul etmiş :
- haklısın bernard, sen kadın olarak beni seçmişsin, bense koca olarak ancak seni seçebildim.
bernard shaw şuna benzer bir şey demiş: (bunu da eski bi ajandanın altından okuduydum, görüşlerinin tümüne hakim değilim yani; olsun gene de bazı kareleri hakkıyla müşahade edebilmek için illa bi de yukardan bakmaya gerek yok) : "herkes beni eski ben sanıyor, oysa ki ben sürekli değişmekteyim (gelişmekteyim)"
yani çayı bi şekersiz içip bi şekerli içene birine "gardaşım karar ver sen de dün şekerli içiyodun bugün şekersiz içiyon, accuh dutarlı gozün sevem" deseler:
o da demez mi ki: "dün kahvaltıda sucuk vardı iki şeker attım, bugün pekmez vardı hiç atmadım, ikindiyin tek şekerle iktifa ettim, yatsıyı beklerken de yıllar evvel bırakmış olmama rağmen ara ara kıskıvrak yakalayan nikotin arzuma ket vurmak için çayımı sek içtim, şimdi de içmiyom lan çay may kaave getir bana sade olsun." derleeer, derleer;
algıda seçicidirler, ne yapsalar yeridir, bu yollar öylelerine helaldir, yürüdükçe namları da yürür de yürürdür. böyledir.
"you see things as they are and ask, 'why?'; i dream things as they never were and ask, 'why not?' "
"there are two tragedies in life. one is to lose your heart's desire. the other is to get it."
"the golden rule is that there are no golden rules."
"everything happens to everybody sooner or later if there is time enough."
"war does not decide who is right but who is left. "
"you use a glass mirror to see your face: you use works of art to see your soul."
"my way of joking is to tell the truth. it's the funniest joke in the world."
"in heaven an angel is nobody in particular."
gibi hayran olunası sözlerin sahibi irlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen. ayrıca hem nobel edebiyat ödülü'nü hem de oscar'ı alabilen tek insan olmuştur.
tarihte genelde verdiği ayarlarla hatırlansa da bazen aksi de söz konusudur. şöyle ki, bernard shaw, pygmalion adlı oyununun gösterisi için winston churchill'e bir davetiye gönderir ve davetiyeye "davetiye iki kişiliktir. bir dostunuzu da getirin eğer varsa." diye ekler. churchill bunun üzerine yıldızının hiç barışmadığı shaw'a bir not gönderir : "galaya değil ama ikinci oyuna gelirim, tabii eğer sahnelenirse."
tanınıp tanınmama ve ünlü olma konusunda şöyle bir anektod anlatır:
"çok içtiğim bir gece evime dönüyordum. eve gelmiştim ancak o kadar sıkışmıştım ki, artık dayanamadım ve eve girmeyi beklemeden evimin duvarına işeyiverdim. o sırada sokaktan geçen biri bana bakıp 'hiç utanmıyor musun be adam, bernard shaw'un duvarına işemeye?' dedi."